logo

Kişilikleri İle Uğurlanan İnsanların Görünüşleri İle Karşılanması


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Sert ile ciddi insan, neşeli ile yumuşak insan…

Bilirsiniz ki insanlar her daim kişilikleri ile uğurlanır olup, görünüşleri ile de karşılanırlar.

Sürekli yahut her zaman her şekilde her daim neşeli ya da sürekli olarak ciddi olan insanların; kişilikleri oturmamış insan modelidir.

İnsanoğlu başkaları için yaşamamalıdır. O emrettiği için kulluk yapmamalıdır.

Sevinçler, kederler, acılar, üzüntüler, haykırmalar, çığlık atmalar gibi kavramların tamamı insanların doğalitelerinde olması gerekir.

Birileri tarafından tartaklandığı zaman ya da kötü muamele gördüğünde tepkisini vermeli, ah demeli, sinirlenip kızdığında her daim oturup sakince düşünmeli, sevindirici bir haber getirildiğinde de sevinmelidir. Tabi bunların tersini yaparsa yani; dur aman çocuklarım üzülmesin, ailem kötü olmasın diye sevineyim gibi yapayım. Eğer ki bir şey yapmayı sevmiyorsan ve karşındakilerin gönlü kalmasın diye farklı roller yapar isek; bilinmelidir ki o insanlar hem kendilerini hem de karşındakileri kandırmış olur.Bunlara da şahsiyetlerini bulamamış insanlar konumunu yakıştırırlar. Şunun unutulmaması gerekir ki aradıklarını bilmeyen insanların buldukları şeylerinde anlamını asla bilmezler. O yüzdendir ki belki de hiç arama zahmetinde bulunmamışlardır.

İnsanoğlu; her daim aktif, dürüst ve de çalışkan olmalıdır. Verdiklerini her daim unutmalı, aldıklarını asla ama unutmamalıdır. Her daim her yerde sürekli olarak hatırlamalıdır.

İnsanoğlu; hiçbir zaman akıllıymış gibi davranmamalıdır. Ya akıllı olmalıdırlar ya da akıllılarla olmalıdırlar.

İnsan her daim mütevazi olmalıdır. Büyüklüğü olmalıdır, her daim mağrur olmalı, yürürken yahut konuşurken yaratıldığı toprağı her daim hatırlayarak kendini göstermelidir. İnsanoğlu şunu asla unutmamalıdır ki böbürlenerek toprak üstünde yürüyenlerin; ne gökyüzünün delmesini gerçekleştirebilirler ne de yerlerin delmesini gerçekleştirebilirler.

İnsanoğlu her daim öncelikli olarak kendisine saygısı olmalıdır. Kendisini çok değer vermelidir, kendisini çok sevmelidir ki başkasını da sevebilmesi olsun.

Kendisine her daim güveni olmalıdır ki çevresine, topluma ve de karşısındakilere güvenebilsin ve de güven versin.

Karşılarındaki insanlara, başkalarına her zaman hükmetmeyi öğrenerek bir kuvvet sahibi olduğunu görmelidir. Fakat burada en önemlisi de, her zaman kendisine hükmetmeyi öğrenerek daha fazla kudretli olunabileceği ve de bilinmesi gerekir.

İnsanoğlu, yapabileceklerini her zaman yapmalıdır, hiçbir zaman haddini aşmamalıdır. Her şekilde söyledikleri dinlenip, doğru olan gerçekleri de uygulanacaksa her zaman konuşmalı yada her zaman susmalıdır. Öyle ki konuşup konuşmama yetkilerini bilebiliyorsa tabi.

İnsan şunu asla unutmamalıdır. Bildikleri her şeyi söylememeliler lakin söyledikleri her şeyi de bilmeliler.

İnsanoğlunun istedikleri şeylerin verebilecekler olmalıdır her daim. Verileceklerin istenmeyecekleri olmalıdır.

Kişiler her daim sevgi ve de nefreti iyi bilmelidir. Adaleti görmeli saymalı ve de gözetmelidirler.

İnsanoğlu öfke ile kalkmamalıdır, ani kararlar vermekten kaçmalıdır, her zaman daha çok fazla düşünüp daha az ve itidali konuşmalıdır.

İnsanları insan eden taktığı kravat, oturduğu koltuk, giydiği elbise, makamı, mevkisi, zenginliği yada fakir oluşu değildir.

Namerde muhtaç olmayacak kadar, karnını doyurabilecek kadar bir parça ekmek her daim insanı insan olmaya yetmelidir.

O insanlar, en basit olanını yapmamalıdır, hatalardan her zaman kendilerini korumalıdırlar.

O insanlar, büyük engelleri aşmalarına engel olan korkuları endişeleri her daim bir köşeye bırakmaları gerekir.

O insanlar, en büyük hatası olan yılgınlık seviyesine düşmemeleri gerekir.

O insanlar, bütün kötülüklerin anası babası ve de kaynağı olan bencillikten her zaman her noktada her yerde uzak durmalılar.

O insanlar, durumları ne kadar kötü olursa da olsun hiçbir zaman hiçbir şekilde pes etmeliler. Her daim her noktada mücadelelerini gerçekleştirmeye devam etmeliler.

O insanlar, hayatlarında olan ve de yaşantılarının her noktasında yerini almış olan en berbat kusur olan keyifsizlik ve de moralsizliği asla ama asla kendi içlerinde, kendi duygularında yer bırakmamalıdırlar.

O insanlar, hiçbir zaman en büyük tehlikeyi kendi içlerinde barındıran yalancı, düzenbaz ve de iki yüzlü kişi veya kişilerden olmamalıdırlar.

O insanlar, kendi yüreklerinde, beyinlerinde, bedenlerinde ve de hiçbir hücrelerinde kötülüklerin başını çeken öfkeye yada öfkelere yer vermemeliler.

Son olarak şunu belirtmek isterim ki bu da bütün insanlıkta olması gereken en güzel şeydir.

İnsanoğlu da hem mantıksal hem duygusal hem de bilimsel olarak yüce olan sevgiyi saygıyı kendilerinde, kendi duygularında, kendi bedenlerinde, kendi kalplerinde her daim barındırmaları ve de bulundurmaları gerekir.

Kişilikleri ile uğurlanan insanların, her daim görüşleri ile karşılandığı güzel bir dünyaya selam olsun…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
684 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM..

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM.. İbrâhim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara, “Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yuh olsun! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?” diye seslendi. Buna karşılık kavminin önde gelen zalimleri: “..’Eğer bir şey yapacaksanız, İbrâhim’i ateşe atıp yakın, böylece ilahlarınıza yardım edin!’ dediler.” Böylece zalimler Hz. İbrâhim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar...
  • Milletin Akıl ve Feraseti Darbeye Dur Dedi

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Akıl, düşünme, muhakeme ve doğruyu yanlıştan ayırma melekesi olmakla beraber, bunun fert olarak herkeste aynı olması gerekmez. Burada esas olan aklı iyi ve yerinde kullanabilmektir. Bu da aynı zamanda bir metot ve yöntem bilim işidir.   Akıl, ister Descartes’in dediği gibi bazı fikirleri ister birlikte getirsin, isterse getirmesin; bu meleke eşya ile münasebetlere girdikçe yani tecrübe kazandıkça gelişir; muhteva kazanır. Mühim olan bu muhtevayı nasıl ve nereden kazandığıdır. Aklın çalışması, zihnin faaliyeti demektir. Zihnin çalışma...
  • ŞİKE MEDYAYA DÜŞTÜ “Urfaspor’a yapılan haksızlığın bedeli ödenmeli”…

    21 Temmuz 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, Şanlıurfa, SÜRMANŞET

    Spor bir moral, bir beraberlik, bir milli duruş ve dayanışma kültürüdür. Şanlıurfa nın 1969 dan bu yana profesyonel futbol liglerinde oynayan futbol takımı Urfaspor, maalesef uzun yıllardır siyasi entrikalara ve ikballere alet ve kurban edilmektedir. Spor bedensel fonksiyonlara kolaylık ve sağlığa zindelik ve enerji katan, kural ve centilmenlikle bütünleşmiş hareketler organizasyonudur. Şanlıurfaspor 2016-17 dönemi Futbol Federasyonu lig maçlarında istenilen başarıları elde edememesine rağmen, yinede Şanlıurfa halkı tarafından sevgi ve...
  • BİNDİRİLMEDİĞİ TRENE MAKİNİST OLDU

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile tanışıklığımız, Şanlıurfa SSK Başhekimliği döneminde başarılı hizmetlere imza attığı yaklaşık 20 yıl öncesine dayanır. Anadolu Ajansı’ndan 1998 yılında emekli olduktan sonra Şanlıurfa’ya dönüp çıkardığımız yerel gazetede Fakıbaba’nın güzel çalışmalarını sık sık kamuoyuna duyurduk. 2004 yılında AK Parti’nin Şanlıurfa Belediye Başkan adayı olduğunda da yine Fakıbaba’nın yanındaydık. O zamanlar aramızdan su sızmıyordu. Ta ki belediye başkanı seçildikten sonra bir köşe yazarımızın yaptığı el...
UA-36507442-2