logo

reklam

KİRLİ ELLER


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

2002 yılı öncesi, DSP, MHP, ANAP Üç ortaklı Ecevit Koalisyon hükümeti döneminde Türkiye’ de yaşanan krizler halkın yaşam kalitesini düşürdü. Halkın alım gücünün düşmesi nedeniyle gelir tabakaları arasında uçurumlar oluştu. Ancak, hükümet, ekonomik konularda IMF güdümüne girdi, IMF’nin görevi program uyguladığı ülkeyi, elit dediğimiz dünya sermayesinin kölesi haline getirmekti..Bir gecelik repo faizi %150’yi buldu, günlük devalüasyonla- enflasyon tavan yapıp hortladı,, ekonomi dibe vurdu.Koalisyon Ecevit hükümeti ve ortakları MHP,ANAP, Kemal Dervişe el aman dedi, IMF’ye avuç açar oldu..Esnaf, sanatkar siftah yapmadan boynu bükük evine döndü.Evin hanımı ve çocuklar babalarının eline bakar oldu. Kepenkler kapandı iflaslar aldı başını yürüdü. İcra dairelerindeki dosyalar kat kat yükseldi, işsizlik kâbus oldu, Geçim derdinden ocaklar söndü, intiharlar baş gösterdi.

 

‘’Orta direk’’ diye tabir edilen kesim pazarlarda en ucuz sebzeye, açık deterjan, açık bakliyat gibi nispeten ucuz mallara yöneldi. Daha alt gelir gurubu ise kırık peynir, kırık yumurta ve kırık pirinç gibi düşük kaliteli ve gayri sıhhi ürünlere rağbet ediyordu. Bazı mallar karaborsa matahtı. İkinci el ve ikinci sınıf ürünlere talep artmıştı. Vatandaş evde üretip, evde tüketmeye başladı.

 

Aylar öncesinden beklenen ekonomik kriz, insanlar kitleler halinde yoksulluk sınırından açlık sınırına düşüyordu. Krizlerin ardı arkası kesilmiyor, bir gecede Merkez Bankasından 5 milyar dolar alanla, ertesi gün, devalüasyon kararı ile yüzde yüz kar etmiş oluyordu. Göz göre göre bankaların içi boşaltılıyor, hiçbir tedbir alınmıyordu. Hortumculuk, soygunculuk, görevi kötüye kullanma, irtikâp, ihtilas, rüşvet, adam kayırma, ihaleye fesat karıştırma, sahtekârlık, dolandırıcılık ayyuka ya çıkmış, Rahşan affı ile hapishaneler boşaltılmış, suçlular ve zanlılar affedilmişti. Bunlardan biriside SSK yı batıran CHP’nin genel başkanlığını yapan Kılıçdaroğlu idi.

 

Değişim kılıfında, olduğu yerde kanguru zıplamalarını sinsi bir şekilde yansıtan, dümen suyu meçhul olanlar yine kendilerinde var olduğuna inandığımız hormonlu siyaset güderek millete dürüstlük pozları veren ama beynindeki kırk tilkiye de başköşe oluşturan sahte duruşlar, bir birini mutlu edecek diyaloga ve ittifaka köprü oldular. Bunun tek, cevabı, tek sebebi millete sahip olmanın yoksunluğu ile karanlık senaryoların figüranlığına soyunmaktır. Artık saflar iyice netleşmiştir. Türk milleti ait olduğu saflarda yerlerini almıştır. Nefes alış- verişimiz dahi yalana, dolana, ihanete, gaflete artık kapanmıştır.30 Martta gaflete, ihanete halkımız gerekli cevabı vermiş ve Osmanlı tokadını suratlarında patlatmıştır.

 

Çünkü Türkiye’mizi Siyonizm- emperyalizm güzergâhına sürükleyerek sonu belirsiz ve hatta tehlikeli bir maceraya dönüştürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Hepsinden önemlisi, coğrafyamızın, tarihimizin, milli menfaatlerimizin ve küresel çıkar çatışmalarının çok yönlü, ihtiyatlı ve gerçekçi bir dış politikayı zorunlu kıldığını sağduyulu halkımız artık çok iyi bilmektedir.

 

Yıkıcı muhalefetin oluşturduğu günlük siyasi hayat mücadelesinin zorlukları ve bazı saltmış medya gündemlerinin yanıltıcı ve maksatlı yayınlarının farklılıkları, AK Partinin en başından beri izlediği yaklaşımların ve benimsediği siyasi üslubun anlam ve öneminin yeterince anlaşılmasını engelleyememişlerdir.

 

Unutmayalım ki, bütün insanlık ailesiyle birlikte, çok çetin gerçeği şimdiden aşikar olan bir yüzyılın başında bulunuyoruz. Yine çok karmaşık ve stratejik denklemlerin kesiştiği sıcak bir bölgenin tam merkezinde yaşıyoruz. Önümüzdeki dönem, ülkemiz açısından yeni ve kritik gelişmelerin yaşanabileceği bir dönem olabilir. Bunun için, hem iktidar, hem millet, hem de devlet olarak hazırlıklı ve güçlü olmak durumundayız. İstikrarlı ve ilkeli bir siyaset, sağlıklı bir ekonomi, büyük ve güçlü bir Türkiye’nin ön şartlarıdır.

 

Kısacası, Lider Türkiye’ye gidişin kilometre taşlarıdır. Siyasi geleneklerinde bu anlayış ve değerlerin gölgesine dahi zor rastlanan istismarcılığı ve tutarsızlığı, siyaset pratiği haline getirenlerin bırakın AK Partiyi bırakınız takdir etmesi, idrak etmesi bile mümkün değildir. Gören gözler ve vicdanının sesini dinleyenler, İktidarın 12 yıldan bun yana Ülkemizin milli çıkar ve politikalarında olabildiğince kararlı ve duyarlı bir siyaset izlediğini de takdir edecektir.

 

7 Haziran seçimleri şimdiye kadar yapılan tüm seçimlerden çok ama çok önemli. Parlamenter sisteme veda edip Başkanlık Sistemi’ne geçilmesine, darbe Anayasa sının toprağa gömülüp yeni bir anayasanın hayata geçirilmesine, çözüm sürecinin akıbetinden paralel yapının tamamen kökünün kazınmasına kadar çok kritik gelişmelere gebe olması bakımından bu seçimler Türkiye açısından hayati önem taşıyor.
Türkiye 7 Haziran’da gerçekleştirilecek olan genel seçimlere kilitlenmişken, kirli eller yine Türkiye’nin huzur ve istikrarını hedef almaya başladı. Bir yandan çözüm sürecinde sona doğru geliniyor, diğer taraftan dünyayı kasıp kavuran ekonomik buhranın Türkiye’yi teğet geçmesi diğer taraftan da bırakın Türkiye’yi dünyada ses getirecek projelerin bir biri ardına hayata geçmesi…

 

Türkiye son yıllarda hiç de olmadığı kadar şaha kalkmış koşar adımlarla ilerliyor olması, Türkiye’nin Ortadoğu’da, Balkanlar’da hatta Afrika’da söz sahibi olma yolundaki adımları hiç kuşkusuz birilerini rahatsız ediyor. Seçim anketlerinin sonuçlarına bakıldığında değişen bir şey olmayacak gibi. Zira AK Parti yine iktidara gelecek. Muhalefetin söylemlerine baktığımızda eski Türkiye’nin eski siyasetçilerinin söylemlerinden öteye hiç bir zaman gitmedi gitmiyor. Ana muhalefet partisinin belirli elit kesimlere yakın durup bir türlü halkın içine girememesi, statükonun pençesinden bir türlü kurtulamaması, yeni projeleri üretmeyi bırakın var olan projeleri engellemek için mücadele etmesi gibi tavır ve hareketleri nedeniyle ana muhalefet partisi bir türlü halkın gözünde alternatif oluşturamadı.

 

AK Parti’ye oy veren seçmenin en az yüzde 10-15’i MHP, SP ve BBP seçmeni oluşturuyor. Bu üç partinin de Erdoğan-Davutoğlu’yu eleştirmesinden başka eylem ve söylemlerin ötesine geçip iktidara geldiklerinde ne gibi projelerinin olduğunu ifade edemiyor. Ekonomik alanda, sosyal alanda, siyasal alanda neler yapacaklarını, Türkiye’nin dış politikasında neler yapılacağını, eğitimde, sağlıkta kısacası yeni Türkiye için ne gibi planlarının olduğunu daha doğrusu o plan ve projelerinin olduğunu bir türlü halka anlatamadıklarından dolayı halkın sevgisini bir türlü celp edemiyorlar. Durum böyle olunca da iktidar yine AK Parti’ye kalıyor. AK Parti’nin 7 Haziran akşamı zaferini bir kez daha ilan edeceğini anlayan kirli eller Türkiye’deki işbirlikçilerini harekete geçirerek kaos ortamı oluşturmanın peşine düşüyor. Dış güçlerin paravana olarak kullandıkları terör örgütü DHKP-C, Berkin Elvan soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı hunharca katletti. Türkiye bu katliama ağlarken, kirli eller bir kez daha devreye sokuldu. Bu kez hedef İstanbul Emniyet Müdürlüğü idi. Polisi hedef almak isteyen örgüt mensubu zata haddi bildirilerek öldürüldü.

 

Türkiye’mizi Siyonizm- emperyalizm güzergâhına sürükleyerek sonu belirsiz ve hatta tehlikeli bir maceraya dönüştürmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Hepsinden önemlisi, coğrafyamızın, tarihimizin, milli menfaatlerimizin ve küresel çıkar çatışmalarının çok yönlü, ihtiyatlı ve gerçekçi bir dış politikayı zorunlu kıldığını sağduyulu halkımız artık çok iyi bilmektedir.

 

Yıkıcı muhalefetin oluşturduğu günlük siyasi hayat mücadelesinin zorlukları ve bazı saltmış medya gündemlerinin yanıltıcı ve maksatlı yayınlarının farklılıkları, AK Partinin en başından beri izlediği yaklaşımların ve benimsediği siyasi üslubun anlam ve öneminin yeterince anlaşılmasını engelleyememişlerdir.

 

Unutmayalım ki, bütün insanlık ailesiyle birlikte, çok çetin gerçeği şimdiden aşikar olan bir yüzyılın başında bulunuyoruz. Yine çok karmaşık ve stratejik denklemlerin kesiştiği sıcak bir bölgenin tam merkezinde yaşıyoruz. Önümüzdeki dönem, ülkemiz açısından yeni ve kritik gelişmelerin yaşanabileceği bir dönem olabilir. Bunun için, hem iktidar, hem millet, hem de devlet olarak hazırlıklı ve güçlü olmak durumundayız. İstikrarlı ve ilkeli bir siyaset, sağlıklı bir ekonomi, büyük ve güçlü bir Türkiye’nin ön şartlarıdır.

 

Kısacası, Lider Türkiye’ye gidişin kilometre taşlarıdır. Siyasi geleneklerinde bu anlayış ve değerlerin gölgesine dahi zor rastlanan istismarcılığı ve tutarsızlığı, siyaset pratiği haline getirenlerin bırakın AK Partiyi bırakınız takdir etmesi, idrak etmesi bile mümkün değildir. Gören gözler ve vicdanının sesini dinleyenler, İktidarın 12 yıldan bun yana Ülkemizin milli çıkar ve politikalarında olabildiğince kararlı ve duyarlı bir siyaset izlediğini de takdir edecektir. Saygılarımla 24 Mayıs 2015
Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci- Yazar.

Share
788 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2