logo

Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alana değil, verene sorun


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Birkaç gün yurtdışına çıkmıştık, geldiğimizde KKTC out, Kıbrıs Cumhuriyeti in, KKTC bayrağı açmak ırkçılık, Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağı açmak demokratlık olmuş!

Hatta Rumlardan rol çalan bazı kişiler, bu topraklarda var olmalarının yegane kaynağı olan şanlı direnişin neferleri olan TMT’yi tu kaka ilan etmeye kalkmışlar.

Rumların Enosis ülküsü ve Makarios’un temizlik operasyonundan kurtularak bugünlere ulaşabileceklerini sanan bu kişilerin ne cüret ve hadle bunları konuştuğunu sorgulamaktan ziyade, gaflet ve delalet, hatta hıyanetlerine parmak ısırmamak mümkün değil.

Rumların yarısı kadar silah ve cephaneye sahip olmayan şanlı direnişçilerin, canlarını dişlerine takarak bu topraklara sahip çıktıklarını hatırlatmak öylesine abesle iştigal ki…

***

Atalarımız boşuna “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” (İnsan hafızasının en büyük özelliği unutmasıdır) dememişler. O yüzden, dünü unutanlar, şanlı mazimizi unutturmak isteyenler için fikir jimnastiği babından birkaç satır;

İki toplumlu bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olan Makarios, 13 Aralık 1959 günü seçim sonuçlarının açıklanması üzerine, yayınladığı bildiride şöyle diyordu: “Sekiz yüzyıldan bu yana ilk kez, adanın yönetimi (hükümeti) Rumların eline geçmiş bulunuyor.” Makarios ayrıca 5 Ocak 1962″de yaptığı bir konuşmasında bu düzenlemenin geçici olduğu ve ana hedefin değişmediğini üstüne basa basa söylemişti: “Kıbrıs halkının mücadelesi devam edecektir. Zürih ve Londra anlaşmaları, bu mücadele sürecinde, sadece bir kilometre taşı değil, aynı zamanda bugün elde edilenlerin kapitalize edilmesi ve ileride gerçekleştirilecek fetihler için başlatılacak mücadelelerin hareket noktası ve burçlarıdır.” Makarios’un, 1 Nisan 1960″da, EOKA tedhişinin 5. yıldönümünde, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası üzerinde çalışmalar yapıldığı günlerde, “EOKA”nın verdiği kurtuluş mücadelesi, ulusal özgürlüğün temel taşını oluşturuyor. Bu özgürlüğü tamamlamak ve korumak bizim kutsal görevimizdir. Ulusal mücadeleler asla sona ermez; aynı esası ve içeriğini koruyarak sadece şekil değiştirirler” dediğini de unutmayalım.

****

Bugün, “Kıbrıs Cumhuriyetini kabul etmeyenler, niye pasaportunu alıyorlar” diyenlere de bir hatırlatma yapmak gerek; 1960’ta, Türklerle eşitlik temelinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyetini, başta Başpiskopos Makarios olmak üzere Kıbrıs Rum liderliği bir türlü içlerine sindirememişti. Bu nedenle, Cumhuriyetin kuruluşunu sağlayan Londra ve Zürih Anlaşmalarının imzalandığı andan itibaren Makarios, kurulması öngörülen iki toplumlu ortaklık Cumhuriyeti”nin en erken zamanda casino online yıkılmasını, tüm adanın Rum egemenliği altına sokularak, bir Rum devletine dönüştürülmesi, siyasi yönden eşit olan Türk ortağın Kıbrıs Rum devleti içinde azınlık bir toplum statüsüne indirgenmesini, hatta toptan imha edilmesini öngören planlar yapmaya başladı. Ki, Makarios, 22 Ağustos 1954 tarihinde, Phaneromeni Kilisesi’nde adı “Phaneromeni Andı” olan yemin ile hayatını Enosis”e adayacağına dair yemin etmiş, bu yeminine bağlı olarak da

EOKA”nın kurulmasına önayak olmuştu. Böylesine bağnaz bir Helen milliyetçisi olan Makarios’un, Cumhurbaşkanı olarak iki toplumun siyasi eşitliğini ve işbirliğini, iki anavatan olarak Türkiye ve Yunanistan”ın ada üzerindeki hak ve çıkarlarının dengelenmesini ve devamını sağlaması beklenemezdi.

Nitekim öyle oldu. Kıbrıs Cumhuriyeti 3 yıl içinde yıkılma noktasına geldi ve nihayet 1963 sonunda Türk toplumuna karşı girişilen etnik temizlik hamleleri ile ortadan kalktı. Ada 1960 anlaşmaları ve anayasasına aykırı olarak, yasadışı bir Rum devletine dönüştürüldü. Yani Türkler Cumhuriyetten kaçmadı, tersine sille tokat atıldı. Bugün izolasyonlardan bir nebze olsun kurtulmak ve ekonomik bazı iltimaslardan yararlanmak adına Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alan Türklere, “madem Cumhuriyete karşısınız, niye pasaportunu alıyorsunuz” sorusu yerine Rumlara, “1963’te silahla kovduğunuz kişilere ne amaçla Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu veriyorsunuz” diye sormak gerekirken, Rum ağzıyla konuşmaktaki amacı anlamak mümkün değil.

Share
465 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2