logo

reklam

Kibir, İnsanı Şeytana Bağlayan Düğümdür…


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

 

Kibir Yüce Mevla’yı unutmanın en büyük alametlerinden biridir.

 

İnsanoğlunun doğuşuyla beraber ona verilen bir çok davranış ruhuyla, aklıyla, kalbi ve de nefsiyle birleşme noktasıdır. İnsanın nefsi onun bütün kişiliğini, karakterini ortaya en net şekilde ortaya koymaktadır. Yaşamını sürdürdüğü çevreden, aldığı eğitimden, toplumsal şartların arasında inandığı inanışları gibi bir sürü etken sonucunda insanın bir kişiliği meydana gelmektedir. Bununla beraber o insanda nefsin de boyutu çıkmaktadır. İnsanoğluna yön veren de aldığı eğitimin zihnine yerleşmesidir. Böylelikle hareket, davranış biçimleri ve değer yargıları böylece şekil almaktadır.

 

Kibir, Cenabı Allah tarafından hoş karşılanmayan hislerden bir tanesidir. İnsanoğlu kendi kusurlarını ve kendi yetersizlik hislerini sürekli olarak bastırmak için ortaya konulan bir övünme ve de güvenme hissidir. Kibirlenmenin sonucunda insanoğlu kendisinin de içerisinde bulunduğu toplumda her daim baskın olma, kendince üstünlük taslaması gibi davranış zincirleri ortaya çıkarmaktadır. Kendisinde var olan eksiklik ve acizliği örtmek için kendisi böbürlenerek ve de her daim her yerde kibirlenerek kendisini tamamlamaya çalışmakta olup, sürekli olarak baskın biri olma çabasını gösterir. Öyle insanlar bu eksiklik duygusuyla kendisine her daim yardımcı ve koruyucu bir görevde üstlenecek güçlü ve de kuvvetli birini, güç, kuvvet ve güven verecek olan bir kaynağı, onu rahatlatacak bir yer ya da bir kişi arar ki bu da bir “ilah” arayışının göstergesidir.

 

Kibir, kendisini her daim başkasından üstün görmek yada üstün göstermektir. Kendi kusurlarını hiçbir zaman görmeyen, ibadet ettiği için sadece kendisini ve de yaptıklarını beğenen, kendisini her daim başkalarından en üstün görendir. Hiç kimselerin bulunmadığı bir yerde insan ciddi manada bir ucba kapılabilmektedir. Lakin kibirli oylamaz. Çünkü insanoğlu, kimselerin olmadığı bir yerde kendi işini ve de kendisini beğenebilir. Lakin kimseler olmadığından ötürü, kendisini büyük gösteremez, kibirlenip duramaz. Kendisini beğenen insanoğlu, başkalarından her daim üstün gören kişilerdir. Kendisini üstün gören insan kibirli insandır. Kibir onun bedenini, ruhunu ve de yüreğini de sarmıştır. Üstün görme yani kibir, insanlığı cehennem yoluna koyacak ateşli bir yolun bağlantısıdır.

 

Ruhun yönelmek ve sığınmak istediği ilah her şeye gücü yeten, her şeyi duyabilen, işiten, gören, bilen, hiçbir nesnenin kendisine denk olmayacağıdır.  Varlığı hiçbir varlıkla denk gelmeyeceğini, varlığı hiçbir varlıkla eş değer olmayan, bütün varlıkların kendisine ihtiyaç duyduğu her şeyi yaratan bir ilah olması gerekir ki, insanoğlunun ilah ihtiyacını en iyi şekilde verebilsin. Nefsini ve başka şeyleri yüceltme ve kibirli olma tamamen Cenabı Allah’ı unutmanın en büyük alametlerindendir. Kendilerindeki eksiklikleri, huzursuzlukları ve sıkıntıları başkalarını küçük görerek, başkalarını zan altında bırakarak, aşağılayarak, küçük düşürerek yahut kendilerini yücelterek bunu telafi etmeye çalışan insanların Yüce Mevla’nın ayetlerine karşı geldiği gibi, Yüce Allah’ı da unuttuklarının göstergesidir. Bir ilahta toplanılması gereken güvenme, sığınma ve teslim olmanın yerine kendisinin nefsini her daim yücelterek kibirlenmeyle nefsin kendi heveslerine güvenme ve dayanma kendisini putlaştırmak’tan başka bir şey değildir. Öyle ya putlaştırma da bir felaketin sebebi ve getirisidir.

 

Kibir, Yüce Allah’ ı (c.c) unutmanın en büyük alametidir. Kibir, insanoğlunu cehennem yoluna bağlantısını yapan otobandır. Gidişi güzel görünür, sakindir lakin sonucu cehennem ateşinin içidir. Kibir, bütün kötülüklerin ebeveynidir. Bütün kötülüklerin lideridir. Kibir, şeytanla olmaktır. Kibir, şeytanın sıfatlarındandır. Kibir, şeytanın cennetten atılıp, lanetlenme sebebidir. Güçlü insan her daim mütevazi, aciz insan kibirlidir. Kibir, Yüce Yaradan tarafından lanetlenmektir. Kibir ile küfür arasında neredeyse hiçbir çizgi yoktur. Küfrün bir alt versiyonu kibirdir. Kibir, insanlığı şeytanla birleştiren bağlantılı yoludur. Aciz insanlar, Allah’ı hiçbir zaman anlamayanlar, ayetlerini inkar edenler, Allah’ı unutanlar kendi eksikliklerini tamamlamak için sürekli olarak kibirli olur dururlar. Böbürlenerek şeytana taparlar. Unutulmamalıdır ki; faziletli olanların asla ama asla böbürlenmeye ihtiyaçları yoktur. Cenabı Allah’a şükürler vardır. Bütün kötülüklerin anası şeytanın da cennetten atılma sebebi olan kibirdir. Kibir, cehennem ateşinden bir gömlek parçasıdır. Kibirli olan insanlar dengesiz, imanı eksik ve akılsız kimselerdir.  O kimseler ki, şeytanın ayağından tutanlardır. Kibir, şeytanın Allah’a karşı gelip cennetten kovulduğu şeydir. Kibir, şirkin ve ortak koşmanın tam da kendisidir. Kibir taşıyan kalpte, iman bulunmaz. İmanı olmayanın inancı yoktur. İnancı olmayanın yeri cehennem ateşidir. Kibir taşıyan beyinde, akıl bulunmaz. Nefsi ortadan almalı, kendimizden iğrenmeliyiz. Kendisinden, kendi yaptığı pis şeylerden, kibirlenmekten tiksinmeyen insanları şeytanın vesveselerinden bir an olsun kurtulamazlar.

 

Son Peygamber olarak yeryüzüne gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) için gönderilen kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim de, kibirle ilgili şöyle söylüyor:

 

Kahrolası o insanoğlu, ne kadar da nankördür! Yüce Allah onu hangi şeyden yarattı? Bir meniden (nutfeden). Onu yarattı, sonra ona biçim verdi. Sonrada ona yolunu en iyi şekilde kolaylaştırdı. Sonrasında onu öldürdü de kabre gömdürdü. Ve sonrasında dilediği vakitte tekrardan diriltecektir. (Abese 17-22)

 

Ey İnsanoğlu!

 

İşte bu ayeti kerimede, insanoğlunun yaratılışının öncesine ve de sonrasına varacağı yerin sonuna ve ortasına işaret ediyor. Sizlerin de bunu çok dikkatli izlemeli ki ayetin de manasını anlamış olsun.

 

İnsanoğlunun öncesine gelindiğinde, insan anılacak bir şey değildir. İnsanoğlu yokluğun içerisinde nice asırlar yüzdü. Hatta öyle ki onun yokluğunun öncesi bile yoktur. Öyle ya, yokluktan ve mahvolmaktan daha hasis bir şey var mıdır? İnsanoğlu da böyleydi. Sonrasında Yüce Mevla onu şeylerin en çok olan topraktan yarattı. Sonrada şeylerin en pisinden (meniden) meydana getirdi; zira Yüce Yaradan Allah (c.c) insanı topraktan, bir parça meniden, azıcık kan pıhtısından, bir de azıcık çiğ etten yarattı. Sonrasında bir yığın kemik yaptı. Ve sonrasında yaptığı kemiğe bir et giydirdi. Bütün insanoğlunun varlığının ilk başlangıcı anılacak bir şey olacağı andan itibaren budur işte.  Bundan sebepledir ki insanoğlu yaratılışının ilk başlangıcında kamil olarak yaratılmadı. Yüce Allah onu hareketsiz bir şekilde ölü olarak yarattı. Hiçbir şekilde duymaz, görmez, hissetmez, kıpırdamaz, konuşmaz, çalışmaz, idrak etmez ve de bilmezdi. Bu sebeple insanoğlu hayatına öncelikli olarak ölümüyle hayata başladı. Kuvvet ve gücünden önce zafiyetiyle, ilim ve irfanından önce sağırlı ve duymazlığı ile, konuşmasından önce lal ve dilsizliğiyle, hidayetinden önce dalaletiyle, mal mülk ve zenginliğinden önce fakirliğiyle, kudret sahibi oluşundan önce acizliğiyle başladı.  İşte saydığımız bütün şeyler Cenabı Allah’ın şu ayetlerinin mealinin içerisinde yer almaktadır:

 

Onu yaratan şeyden yarattı? Onu yarattı en güzel şekilde biçim verdi. (Abese 17-18)

 

“Yeryüzünde varlığı olan insanlar haksız bir şekilde büyüklük taslayanlar, kibirlenen ve de böbürlenerek zulüm yapanları, ayetlerimizi anlamaktan her daim uzaklaştıracağım. Onlar ki, gördükleri ayetlere bile iman etmezler. Doğru yolu gösterseler de o yolu asla tutmaz, o yola girmezler. Eğer ki, sapıklık yoluna görürlerse o yoldan devam eder, o yolu tutar bırakmazlar. Her daim öyle yaparlar. Çünkü o kişiler Allah’ın ayetlerini her daim yalanlamayı kendilerine adet edinmiş kimselerdir. Ve onlardan gafil olagelmişlerdir.”

 

Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’de belirtildiği gibi, kendi gerçeğini görmeniz için Yüce Allah’ın kitabına, bütün ayetlerine ve de kendisini iman etmeniz gerekir. Cenabı Allah’ı unutan, unutturan, unutmaya sebep olan, cehennem yoluna gitmeye sebep olan, cennet bahçelerinden uzaklara gitmeye sebep olan, fakir kimsesiz ve de muhtaçlara zulüm yapanların tamamı şeytan yolundan giden kibirli kimselerdir. Unutmayınız ki; Kibir, şeytanın ilk işlediği günahlardandır. O günah yüzünden Yüce Allah’ın lanetine uğramış, cehennemlikten sayılmış, cennetten kovulmuştur.

 

Şeytanın yolundan gitmeyen ve kibirli insanlardan olmayanlar dileğiyle…

 

Vesselam!

 

 

Sosyal Bağlantılar:

 

Facebook:   https://www.facebook.com/YazarMehmetKizilkaya/

 

İnstagram: https://www.instagram.com/mehmetkizilkaya_/

 

 

“Mehmet Kızılkaya”

 

Share
437 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
  • Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”

    27 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile 23 Mart günü yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın satır aralarında kullandığı kelimeler ibretlik. Bizim içimizde kendilerini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tanıtanlara hayal içinde olduklarının dersini veriyor Anastasiadis.  Görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Anastasiadis, Guterres ile Eide arasında farklı bir yaklaşım saptayıp saptamadığı sorusu üzerine yaptığı açıklama içinde yer alan bir paragraf aynı aşağıdaki gibi, kelimesi kelimesine: “Farklı ...
  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
UA-36507442-2