logo

reklam

KENDİNİN CAHİLİ OLMAK


facebook
Abdullah Haktankaçmaz
ah6334@gmail.com

Psikoloji psykhc (ruh) ve logos (bilgi) kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir sözcüktür. İnsan davranışları ve zihinsel süreçleri ile birlikte bunların altında yatan nedenleri inceleyen bilim dalıdır. Dunning-Kruger teorisi de bu bilim dalında Nobel ödülü almıştır. Bu teori: “Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini arttırır” der.

 

      Bu durum niteliksiz insanların kendilerini abartma eğilimi, kendilerini tanımadaki yetersizliklerinden, nitelikli insanların yanlışı ise; başkalarını değerlendirme hatalarından kaynaklanır. Ama asıl vahim olan “bu yetersizlik+haddini bilmeme” karışımındakiler işlerinde çok iyi olduklarına yürekten inanırlar. Kendilerini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık da duymazlar. Aksine bunu bir hak olarak görürler. Peki “kendinin cahili olma etkisi” ne kadar yaygın? David Dunning’e göre: Bu etki politik karar alıcılardan ebeveynlere, profesyonel çalışanlardan öğrencilere kadar hayatın her anında karşımıza çıkar.

      İnsanın kendini bilmesi, başka her şeyi bilmekten önce gelir. Dunning-Kruger etkisi bireysel kararlarda bireysel acılara sebep olur. Bu etkinin altındaki kişi toplumsal kararlar alma makamındaki bir lider olduğunda ise bu acı sonuçlar da toplumca yaşanıyor ve ne yazık ki bu etkinin en yaygın görüldüğü alan politika. Politika kifayetsiz bazı muhterislerin podyumu adeta… Kendi yetersizliğinin farkında olmayan politikacılar, sorumluluk makamlarına geldiklerinde maalesef büyük acılar yaşatabiliyorlar. Tarih böylelerinin topluma yaşattığı acı tecrübelerle doludur. Bunlardan biri de George W. Bush’ tur.

    George W. Bush, döneminde ABD yönetimini Irak savaşı konusunda uyaran tarihçilere, aydınlara, sosyologlara ve güvenlik uzmanlarına adeta düşmanca davranıldı. Bush karar almak için çok şey bilmeye gerek olmadığını, kararları yüreğiyle aldığını söylemekten çekinmedi. İlahi ve tarihi bir misyon yüklenmiş, yüzyılda bir gelen bir lider gibi görüyordu kendini. Yetersizliğinin, kifayetsizliğinin farkında bile değildi. Ama işte o kifayetsiz muhterislere has öz güvenle kendini yığınlara cüretkârca pazarlamayı becerdi. Texaslı maço yürüyüşü, tavrı, söylemi, meydan okuyuşu, hamaseti, kilise dilini çok iyi kullanması ABD halkının onu bir kez daha başkan seçmesine yetmiştir.

     Hepimiz ortalama üstü bir kifayete sahip olduğumuzu düşünme ve üstün olma eğilimliyizdir. Bu sebepledir ki Paul Tillich “İnsan tanrı olmaya çabalayan bir varlıktır” der. Bu açıdan bakıldığında; Dun ning-Kruger etkisi dediğimiz teoriye karşı kadim bir bilgelik tavsiyesinin kuşaktan kuşağa aktarıldığı görülür. Anadolu’da “bir tek akla nazar değmez, çünkü herkes kendi aklını çok beğenir”, “Akıllar satılığa çıkarılmış, herkes aklını almış”, “Senseni bil senseni, bilmez isen senseni, patlatırlar enseni”, “Cahil cüretkâr olur“, Cahilin cahilliğini bilmesi, ilme doğru attığı ilk adımdır” gibi sözlerimiz boşuna söylenmemiştir. Sokrat “bir şey biliyorsam, hiçbir şey bilmediğimdir”, Konfüçyüs “Gerçek bilgi; insanın cehaletini öğrenmesidir”, Shakespare “Ancak ahmaklar her şeyi bildiğini düşünür” der. Üniversiteler yüzyıllardır kapılarına “kendini bil”(know thyself) tabelasını bunun için astılar. “Kitaplardan önce kendinizi okumaya çalışın” der Mevlana. Bilge ozan Yunus da “İlim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendin bilmez isen, bu nice okumaktır?” diye serzenişte bulunur. Yahya b. Muaz da “ Kendini bilen, Rabbini bilir” diye işaret etmiştir. İbrahim Halveti de der ki:“ Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz”, Kendini tanıyan bilgili, başkasını tanıyan bilgedir.”

          Farsçada bir dörtlük de :

“ O ki; bilmiyor ama biliyor bilmediğini, çocuktur onu eğitin/yetiştirin.

  O ki; bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini cahildir ondan uzak durun.

  O ki; biliyor ama bilmiyor bildiğini, uykudadır uyandırın.

  O ki; biliyor ama biliyor bildiğini, bilge kişidir onu izleyin.” Diye bizi öğütler.

         Ben de naçizane Acı Gerçekler adlı şiirimin bir dörtlüğünde “ Zorba görünüşte galip, Güzeli sonra gülmektir, Yaşamaya herkes talip, Erdemi kendin bilmektir ” diye sesleniyorum. Selamım kendini bilenlere gitsin… Esen kalınız.

14.11.2016


Abdullah HAKTANKAÇMAZ

      ah6334@gmail.com

 

Share
3603 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

KENDİNİN CAHİLİ OLMAK” için 11 Yorum

  1. Ahmet Coşan : diyor ki:

    Abdullah hocam emegıne saglık.Allah seni nazardan saklasın.Yazıların benim cok hosuma gidiyor.Çok tesekkur ederim.Saygı sevgi ve hürmetlerimi sunarım.Yenge hanıma selam ve saygılarımı sunarım.

  2. Mustafa BALIKOĞLU: Yukaruda çok uzun zamandır tanıdığım, eskimiyen dostum Abdullah Haktankaçmaz’ın yazısına dikkatinizi çekmek istiyorum.. Adı gibi yine Hak’dan kaçmamış. Okumanızda fayda var çünkü toplumumuzda fazla sayıda mevcut olan ve de çoğumuzu rahatsız eden, bazılarımızı (hoşgörülü oldukları için) aldatan hatta üzen bir kişilik analizini, bir şablon gibi önümüze sermektedir. Kendisine kendi adıma ve de benim gibi düşünenler adına teşekkür ediyorum.

  3. Gülşah : diyor ki:

    Sevgili Abdullah hocam, yazınızı okudum. Gerçekten çok derin bir anlatım var. Kendini bilmenin, cahillerden uzak kalmanın, bilgenin önemini öyle güzel anlatmışsınız ki etkilenmemek mümkün değil. Yüreğinize sağlık. Bu tür yazılarınızı merakla bekliyorum. Sevgiler…

  4. Mehmet Resul : diyor ki:

    Yazınız muhteşem olmuş sayın hocam. Kaleminize yüreğinize sağlık.Kendini bilen erdemlilerden olmak dileği ile selamlar.Saygılar..

  5. Ahmet çayır : diyor ki:

    Yazılarınızı okudum gerçekten çok güzel olmuş Ellerinize sağlık

  6. DOĞRU SÖZE NE DENİR. BEYNİNE SAĞLIK…

  7. Abdullah HAKTANKAÇMAZ bey,

    Diğer yazılarınız gibi, harika bir yazı, kaleminize sağlık.

    Abdullah Bey
    Yazınızı okudum. Çok teşekkür ederim, şu an itibari ile bir sonraki yazınızı merakla okumayı bekleyeceğim.

    Elbetteki bu yazı hakkında çok düşünmek gerekiyor. Lisans üstü öğrencilerime yazınızı okutacağım.

    İyi çalışmalar,

    Kürşat.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
  • Rahmetin Yağdığı Ay’ın Bayramı “Ramazan Bayramı”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rahmetin yağdığı ay’ın bayramı olan Ramazan Bayramına erişmek bütün Müslüman alemi güzel duygu ve hislerin ortaya çıktığı anın resmidir.   Birlik beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin en güzel noktada kaynaştığı, huzur ve mutlulukla dolu olan bir Ramazan’ı Şerif ayının ardından onun o eşsiz güzelliğe sahip bayramına ulaşmak yüce Allah’ın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır.   Bayram; güzel duyguların, sevinçlerin, güzelliklerin ortaya çıktığı günün adıdır. Yüce duyguların yüceliğe ulaştığı, duyguların coştuğu, s...
  • “İslam Dünyasında oluk oluk kan akarken biz bayram mı yapacağız?!!”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Manevi atmosferi yüksek bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakıyoruz.Günahlardan arınmış,bağışlanan kullardan olma ümidiyle bayram  hazırlıklarına başladık. Bayramlar; neşe demek,sevinç demek.Peki biz inananlar olarak bu bayramı neşe ve sevinçle karşılayabiliyor  muyuz? Ya da diğer bir ifadeyle sevinçle karşılamalı mıyız? İslam beldelerinin neredeyse tamamında kan ve gözyaşı hüküm sürerken nasıl bayram yapabiliriz? İslam tarihinde daha önce belki de hiç olmadığı kadar büyük acılar yaşanmaktadır! İslam Alemi bu kadar acz içine belki hiç düşm...
UA-36507442-2