logo

Kendi Kendimize Yeterli miyiz?


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Aslında bu soruyu kendi kendimize sıkça sormalıyız.

Özellikle de “Türkiye’den gelenler gitsin, Türk Askeri gitsin, biz kendi kendimize yeteriz, Türkiye’nin parasını da memurunu da istemeyiz” diyebilecek kadar kör olanlar etrafta oldukları veya da kafadan atma konuştukları vakit.

Uzağa gitmeye gerek yok.

Kıbrıs Rum tarafı ortada, Yunanistan ortada. Her ikisi de başkalarının alın teri ile kazandığı paralarla yüksek maaşlar alıp yan gelip yattıkları için, gün gelip deniz bitince battılar.

Çalışmadan, üretmeden eline geçen üç beş kuruşla kendinizi bir şey oldum sananlar, musluk kapandığı vakit tepetaklak aşağılara yuvarlanıyor. Bu iş böyle Yunanistan’ın hayalperest Başbakanı Çipras gibi atıp tutmakla olmuyor.

1963-1974 arasında Rum idaresi altında yaşadık. Soykırıma uğradık. Makarios’un Cumhurbaşkanı olduğu sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hiçbir nimetinden, gelirinden, hibesinden bir tek Kıbrıslı Türk yararlanmadı. Soykırıma uğradığımız o meşum yıllarda ayakta kalabildiysek, anavatan Türkiye’nin maaş olarak Kıbrıs Türk halkına gönderdiği paralarla ve Türkiye’ye olan güvenimizle bunu başarabildik.

O günleri özleyen ve o günlere geri dönmek isteyen Rum hayranlarının hatırlaması gereken, geçimimiz için gerekli olan parayı o günlerde de Türkiye’nin gönderdiğiydi. Rumların yanında sadece işçi olarak çalışabiliyorduk. Başka seçeneğimiz ve güvencemiz de yoktu. Ya göç edecektik, ya Rum’da işçi olarak çalışacaktık, ya da “Kıbrıs Türk Yönetimi” altında memur veya mücahit olarak çalışıp ay sonunda Türkiye’nin gönderdiği maaşı alıp yaşamımızı sürdürmeye çalışacaktık.

Hangi şartlarda çalıştığımıza dair bir örnek; 1974 öncesi Mağusa’nın Maraş bölgesinde, adı Abbey Gate Building Co. olan İrlandalı bir şirketin, o döneme göre çok büyük sayılacak apartman inşaatında çalışırken, işçi gerektikçe Mağusalı kardeşlerimi işe aldırıyordum. Neredeyse tüm kalıp, demir, beton, duvar ve sıva işçilerinin yarısına yakını Mağusalı veya da civar köyden gelen Türklerdi. Bir sabah Rum olan genel ustabaşı işe sarhoş geldi. Açıkçası tam dalgadaydı. İşi durdurdu ve biz Türk işçilerin yan arsada toplanmasını istedi. Bizler toplandıktan sonra bir afra tafra ile geldi ve bize toptan küfrederek hepimizi işten attığını söyledi. Kimsenin yapacak bir şeyi, hesap sorma hakkı yoktu.

***

Maliye bakanımız çıkıp, “Cari bütçe giderlerinin yani memur maaşlarının yüzde 80’ini karşılayabilecek düzeye geldik” diyor gururla. İş buraya kadar doğru ama bu sözlerin kafalarda oluşturduğu “ Türkiye’den maaşlar gönderilmezse kendi kendimize ayakta kalıp, varlığımızı sürdürebiliriz” algısı çok yanlış.

Gerçekte işin aslını anlamak için ekonomist olmaya da gerek yok. Biraz matematik bilmek yeterli. Maliye Bakanlığımızın hazineye topladığı paralar gerçekte devletin vatandaşlardan aldığı direkt ve endirekt vergilerden oluşmakta. Halkımız endirekt vergileri “kazanç vergisi, kurumlar vergisi” olarak adlandırırken, büyük bir kısmı KDV ve Gümrük vergilerinden oluşan endirekt vergileri de “haraç” olarak adlandırmakta.

Maliye’nin cari bütçenin yüzde seksenini karşılayabiliyoruz dediği gelirlerin neredeyse tamamı bu haraçlardan oluşuyor. İşin can alıcı noktası da burada. Türkiye maaşları göndermezse, maaş alamayan memurlar çarşıda alış veriş yapamayacakları ve bunun neticesi olarak da gümrük girdileri düşeceği için maliyenin alacağı ‘haraç’ da bir iki ay içinde sıfırlanacak ve cari bütçeyi karşılayamaz hale gelecek. Maliyenin cari bütçenin yüzde seksenini karşılayabilmesinin temelinde Türkiye’den gelen memur maaşlarının durmaması olmazsa olmaz koşuldur.

KKTC’de bulunan Türk Silahlı Kuvvetlerinin (Kolordu’nun) güvenliğimizi sağlamaktan öteye devletin bütçesine yaptığı ve ekonomimize sağladığı katkıdan bir başka yazımda bahsedeceğim.  Zira doğruları bilmek herkesin hakkıdır…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

8 Temmuz 2015

Share
402 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM..

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM.. İbrâhim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara, “Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yuh olsun! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?” diye seslendi. Buna karşılık kavminin önde gelen zalimleri: “..’Eğer bir şey yapacaksanız, İbrâhim’i ateşe atıp yakın, böylece ilahlarınıza yardım edin!’ dediler.” Böylece zalimler Hz. İbrâhim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar...
  • Milletin Akıl ve Feraseti Darbeye Dur Dedi

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Akıl, düşünme, muhakeme ve doğruyu yanlıştan ayırma melekesi olmakla beraber, bunun fert olarak herkeste aynı olması gerekmez. Burada esas olan aklı iyi ve yerinde kullanabilmektir. Bu da aynı zamanda bir metot ve yöntem bilim işidir.   Akıl, ister Descartes’in dediği gibi bazı fikirleri ister birlikte getirsin, isterse getirmesin; bu meleke eşya ile münasebetlere girdikçe yani tecrübe kazandıkça gelişir; muhteva kazanır. Mühim olan bu muhtevayı nasıl ve nereden kazandığıdır. Aklın çalışması, zihnin faaliyeti demektir. Zihnin çalışma...
  • ŞİKE MEDYAYA DÜŞTÜ “Urfaspor’a yapılan haksızlığın bedeli ödenmeli”…

    21 Temmuz 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, Şanlıurfa, SÜRMANŞET

    Spor bir moral, bir beraberlik, bir milli duruş ve dayanışma kültürüdür. Şanlıurfa nın 1969 dan bu yana profesyonel futbol liglerinde oynayan futbol takımı Urfaspor, maalesef uzun yıllardır siyasi entrikalara ve ikballere alet ve kurban edilmektedir. Spor bedensel fonksiyonlara kolaylık ve sağlığa zindelik ve enerji katan, kural ve centilmenlikle bütünleşmiş hareketler organizasyonudur. Şanlıurfaspor 2016-17 dönemi Futbol Federasyonu lig maçlarında istenilen başarıları elde edememesine rağmen, yinede Şanlıurfa halkı tarafından sevgi ve...
  • BİNDİRİLMEDİĞİ TRENE MAKİNİST OLDU

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile tanışıklığımız, Şanlıurfa SSK Başhekimliği döneminde başarılı hizmetlere imza attığı yaklaşık 20 yıl öncesine dayanır. Anadolu Ajansı’ndan 1998 yılında emekli olduktan sonra Şanlıurfa’ya dönüp çıkardığımız yerel gazetede Fakıbaba’nın güzel çalışmalarını sık sık kamuoyuna duyurduk. 2004 yılında AK Parti’nin Şanlıurfa Belediye Başkan adayı olduğunda da yine Fakıbaba’nın yanındaydık. O zamanlar aramızdan su sızmıyordu. Ta ki belediye başkanı seçildikten sonra bir köşe yazarımızın yaptığı el...
UA-36507442-2