logo

reklam

Katar krizinin arka planında ne var?


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Suudi Arabistan ve Mısır, küresel güçlerin yönlendirmesiyle Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya’yı da yanına alarak, ‘terörizme destek olduğu ‘yalanıyla’’ Katar ile tüm diplomatik ilişkileri kesme ve hava sahalarını kapatma kararı aldı. Türkiye’nin en önemli dostu ve müttefikini siyasi ve ekonomik ablukaya aldılar!

Katar’a yönelik bu ablukanın ABD Başkanı Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası gerçekleşmiş olması, Suudilerin Katar’a yönelik düşmanca yaklaşımlarının kendi iradelerinden kaynaklanmadığını deşifre ediyor. Arabistan’ın Katar’a yönelik ablukasında en önemli müttefiklerinden birinin, ABD projesiyle Mısır’ın başına getirilen diktatör Sisi’nin olması da oyunun kim tarafından ve hangi amaçla oynatıldığını açık etmektedir.

Peki küresel aktörler, Ortadoğu’daki ‘maşaları’ eliyle neden Katar’a yönelik böyle bir saldırıya geçtiler?

Kanaatime göre bunun dört temel nedeni vardır.

– Katar’ın doğal gaz, petrol gibi zengin yer altı zenginliklerini sömürmek.

– İslam dünyasındaki devletleri bölerek, parçalayarak, istikrarsızlığa düşürerek İsrail’in güvenliğini sağlamak ve nihai hedefi olan “ARZ’I MEVUD” (NİL’den FIRAT’a) kadar olan topraklara kavuşmasının önünü açmak.

– Bölgedeki iki müzmin düşman olan İran ile Suudi Arabistan’ın çatıştırılması sonucu bölgede uzun yıllar sürecek bir “Suni-Şii” kavgasını başlatmak.

Peki İran ve Suudi Arabistan, İslam dünyasını on yıllarca etkisinden kurtulamayacakları böyle bir çılgınlığı göze alabilir mi?

Umarım böyle bir çılgınlığa girişmezler. Gireceklerine de pek ihtimal vermiyorum. Küresel güçlerin ve onların devlete bürünmüş hali olan ABD’nin fitnesinin etkisinde kalır ve İslam aleminde büyük acılara neden olacak bir çatışmaya girerseler büyük bir felakete neden olur. Zira böyle bir çatışma sadece iki ülke arasında olmayacaktır. Üstte belirttiğim gibi İslam dünyasında  “Suni-Şii”  çatışmasına genişleyecektir.

– Hedefin Katar’ın yer altı zenginlikleri ve İslam dünyasında “Suni-Şii” çatışmasının fitilini ateşlemek, İsrail’in önünü açmak gibi görünse de, bunlarla birlikte en önemli hedefin tüm bu emellere ulaşmada gördükleri en büyük engeli güçsüz duruma getirmektir. Bu güç Türkiye’dir.

Türkiye’nin bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri olan Katar, son yıllarda Türkiye ile olan güçlü ilişkisiyle dikkat çekmektedir. Türkiye’nin, 15 Temmuz “FETÖ” darbe girişimi gibi zor zamanlarında yanında olan Katar, aynı zamanda önemli ekonomik ortağımızdır.

Ekonomik, bölgesel politikalar ve askeri alanları kapsayan bu ilişkilerin ortak vizyon ve değerler üzerine kurulması ABD ve küresel aktörleri rahatsız etmiştir. Bu rahatsızlık Türkiye’nin Katar’da askeri üs kurmasıyla zirve yaptı.

Türkiye Katar krizinde nasıl bir tavır almalı?

Türkiye, Katar’a yönelik bu ablukanın nihai hedefinde olduğunu ve bu krizin arda kalacak zarardan aslan payının kendisine kesileceğini unutmamalı. Küresel güçlere rest çekerek Türkiye’nin yanında yer alarak kendisini riske atan dost ve kardeş Katar’ı ABD ve onun Ortadoğu’daki köpeklerinden korumak bizim hem İslami açıdan hem de istikbalimiz için kaçınılmazdır.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ifadelerine yansıdığı kadarıyla bu bilinçle hareket edeceğiz. Daho’daki askeri üssün kurulması ve 5000 askerimizin oraya gönderilecek olması umut verici gelişmelerdir.

Birçok kişinin taraf tutmamalıyız düşüncesi bir noktaya kadar doğrudur. Son ana kadar denge politikası uygulamalıyız.  Kardeş kanının akmaması için elimizden gelenden fazlasını da yapmalıyız. Kardeşlerin arasını bulmak ve dışarıdan empoze edilmek istenen fitneyi etkisiz hale getirmek için gayret göstermeliyiz. Ancak son noktada seçim yapmak durumunda kaldığımızda Katar’ın yanında olmamız kaçınılmazdır.

Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Afganistan’da, Arakan’da, Myanmar’da kan ve gözyaşının oluk oluk aktığı bir zamanda yeni kan ve gözyaşlarına neden olacak çatışmalara fırsat verilmemelidir.

Katar terör örgütlerini gerçekten destekliyor mu?

Hemen peşinen belirtmeliyim ki bu iddia baştan aşağı asılsız ve mesnetsizdir. “Katar terör örgütlerini destekliyor” iddiasıyla,  ülkesini işgalci Siyonistlere karşı savunan Filistin halkın legal örgütü olan Hamas’ı ve Mısır’da halkın oylarıyla seçilmiş ve ABD destekli diktatör Sisi’nin darbesiyle alaşağı edilen Mursi’nin legal partisi “İhvan” kastediliyorsa; bu apaçık bir yalandır, iftiradır!

Bu örgütlerin terör örgütü olarak tanımlanması, küresel aktörlerin çıkarlarına hizmet etmek için oluşturulan algıdan başka bir şey değildir. Müslümanlar, emperyalist ülke ve çevrelerin, halkların özgürlükleri için mücadele eden oluşumları terör örgütü olarak tanımlamaları aynı zamanda iki yüzlülüklerinin bir yansımasıdır.

Terör örgütlerini görmek isteyenler ABD’ye, İsrail’ baksınlar!

-Terör ve şiddeti görmek isteyenler “Guantanamo” Cezaevi’ndeki işkencelere…

-ABD ve Rusya’nın terör örgütleri PKK ve PYD/YPG’ye verdikleri açık desteğe…

– FETÖ Terör Örgütü’ne kucak açan Almanya ve Avrupa’ya …

-Mısır’da halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanını darbeyle alaşağı eden, en doğal demokratik haklarını kullanmak için haklarını arayan insanların üzerine ateş açarak 5000 kişinin katledilmesine neden olan diktatör Sisi’ye kucak açanlara…

-Öz vatanlarında işgal altında yaşama mücadelesi veren on binlerce Filistinli Müslümanı katleden, topraklarını ellerinden alan Siyonist İsrail’e

-Terörün alasını icra ettikleri Suriye’ye, Afganistan, Libya ve Irak’a…

-15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ve darbe girişimini önlemek için sokaklara çıkanları öldürenlerin arkasındaki ABD, İsrail, Almanya, BAE gibi ülkelere baksınlar.

Baksınlar ki dünyada yaşanan tüm zulümlerin, akan gözyaşı ve kanın arkasındaki gücün küresel aktörlerin olduğunu görsünler. “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” yöntemiyle dünya kamuoyunu aldattıklarını görüp, oynanan oyunu kavrasınlar.

MEHMET ZENGİN

10/06/2016

Share
160 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
  • Rahmetin Yağdığı Ay’ın Bayramı “Ramazan Bayramı”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rahmetin yağdığı ay’ın bayramı olan Ramazan Bayramına erişmek bütün Müslüman alemi güzel duygu ve hislerin ortaya çıktığı anın resmidir.   Birlik beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin en güzel noktada kaynaştığı, huzur ve mutlulukla dolu olan bir Ramazan’ı Şerif ayının ardından onun o eşsiz güzelliğe sahip bayramına ulaşmak yüce Allah’ın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır.   Bayram; güzel duyguların, sevinçlerin, güzelliklerin ortaya çıktığı günün adıdır. Yüce duyguların yüceliğe ulaştığı, duyguların coştuğu, s...
  • “İslam Dünyasında oluk oluk kan akarken biz bayram mı yapacağız?!!”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Manevi atmosferi yüksek bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakıyoruz.Günahlardan arınmış,bağışlanan kullardan olma ümidiyle bayram  hazırlıklarına başladık. Bayramlar; neşe demek,sevinç demek.Peki biz inananlar olarak bu bayramı neşe ve sevinçle karşılayabiliyor  muyuz? Ya da diğer bir ifadeyle sevinçle karşılamalı mıyız? İslam beldelerinin neredeyse tamamında kan ve gözyaşı hüküm sürerken nasıl bayram yapabiliriz? İslam tarihinde daha önce belki de hiç olmadığı kadar büyük acılar yaşanmaktadır! İslam Alemi bu kadar acz içine belki hiç düşm...
UA-36507442-2