logo

Karanlığa Başkaldırış: 15 Temmuz Darbe Gecesi


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Yazımı kaleme almadan önce şunu belirtmek istiyorum:

 

Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşamakta olan tüm halklar olarak varlığımızı güçlendiren, geleceğimizi en güzel şekilde aydınlığa kavuşturan, inançlı, sorumlu bir o kadar da duyarlı mücadeleci duruşlarıyla bizlere örnek olan tüm annelerimizi, kadınlarımızı, erkeklerimizi, kardeşlerimizi, yaşlılarımızı, gençlerimizi bir kez daha kutluyorum. Bunun yanında tüm 15 Temmuz Aziz Şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

 

Bu şekilde gelecekte de aynı bilinç ve kararlılıkla Yüce Milletimizin iradesine, toprağına, bayrağına ve de seçilmiş Cumhurbaşkanına sahip çıkacağından eminim.

 

Karanlığa Başkaldırışın tarihi olan 15 Temmuz Darbe Gecesinde bir kez daha demokrasinin teminatı olan Türkiye Cumhuriyeti Milleti kazanmıştır.

 

Demokrasiye sahip çıkarak karanlığa başkaldırmak adına canından feragat eden şehitlerimiz, ağır silahların karşısında gövdelerini siper ederek, bu güzel milletin özgür iradesine sahip çıkmıştır. Ne mutlu o inançlı millete ki kendi bayrağına, kendi seçilmiş başkanına, kendi kutsal toprağına sahip çıkıyor.

 

Karanlığa başkaldıran bu inançlı milleti bir kez daha gördük ki, ne hiçbir silah ne hiçbir tank top ne de hiçbir uçak yıldıramadı.

 

Karanlığa başkaldırmak bütün demokrat yurttaşın en asli görevidir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Halkları olarak her kesimden bu lanet olası darbe gecesine karşı hiçbir şekilde tereddüt etmeden canlarına pahasına tankların önüne, kurşunların önlerine bedenlerini siper ettiler. Bu halk yeryüzünün en inançlı halklarındandır.

 

15 Temmuz 2016 akşamı Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine milletimiz çok güzel bir cevap vererek adeta mükemmel bir destan yazmıştır. Esasen 15 Temmuz 2016 yüce Milletimizin yazmış olduğu en başarılı ve en güzel destanın adıdır.

 

Savunmasız bir şekilde olan insanlarımıza ateş açmak gibi bir hainlik ve dinsizlik yapan satılmış şerefsizler bazı şeyleri atladılar. Bunlardan en önemlisi de Reisimiz, Cumhurbaşkanımız ve Başkanımız olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetiyle dik duruşuyla var olan bütün olumsuzluklara rağmen telefonla bir haber kanalı ile görüşme yapmasıyla birlikte bütün vatandaşları sokağa, havalimanlarına davet etmesi ve diğer bir durumda da bu milletin gücünü atlatmışlardı. Bu önemli iki unsur hainlerin darbe girişimini alt üst etti.

 

Bu yaşanılan alçak ve hain darbe girişiminde üzülerek söylemek istiyorum ki yüzlerce sayıya ulaşan vatan evladımız şehit olmuştur. Rabbim onları cennetin en güzel mevkisinde bulundursun inşaAllah. Bu yaşanılan acı olayda yüzlerce vatandaşımız da yaralanmıştır. Yüce Allah (c.c), demokrasi gazilerimizi, kardeşlerimizi, dostlarımızı tez zamanda ayağa kalkma fırsatı versin.

 

Mükemmel insan bir o kadar da zalimlerin her türlüsüne başkaldıran Cumhurbaşkanımız, Başkanımız, Reisimiz Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla binlerce insan meydana indi ve bu hain darbe girişimine dur dedi.

 

Evet!

 

Ey güzel milletim!

 

1950’lerde Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanlığını yapmış olan Rahmetli Adnan Menderes’e ve arkadaşlarına sahip çıkmayan bu millet bu sefer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a sahip çıkmıştır. Bu millet bu başkanından vazgeçmeyecek denildi. Şükürler olsun ki millet bir oldu ve bu FETÖ hainlerine karşı başkaldırdı. Onlara izin vermedi.

 

Değerli Milletim!

 

Şunu asla unutmayalım.

 

Yapılan bu hain darbe girişimi sadece Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ına yapılmış bir girişim değildir bu bütün Türkiye Cumhuriyeti Halklarına yapılmış bir darbe girişimidir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Halkları milli iradeye, demokrasiye ve başta Cumhurbaşkanına sahip çıkmak için meydanlara indi ve darbe girişimine dur dedi. Haince bir hareketle darbe girişiminde bulunarak milli birliğimize ve beraberliğimize kast eden dinsizleri hak ettikleri en güzel cevabı milletimizden ve de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden almıştır.

 

Milli iradeye, demokrasiye, devletine, başkanına, bayrağına ve toprağına onurlu ve dik duruşuyla yürekten sahip çıkan tüm halklara, milletimize, Mardinlilere ve özellikle de Kızıltepe’li hemşehrilerimizi canı gönülden teşekkür ediyorum.

 

Kutsal vatan ve topraklarımız için demokrasi adına şehitlik mertebesine ulaşan tüm kardeşlerimize Yüce Allah’tan rahmet, yaralılarımıza gazilerimize acil şifalar, ailelerine, yakınlarına ve yüce Milletimize başsağlığı dilerim.

 

Tüm halkımıza geçmiş olsun diyor tarihi birliğinizi, beraberliğinizi ve dirlik direnişinizi en güzel şekilde kutluyorum.

 

“Mehmet Kızılkaya”

Share
137 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2