logo

reklam

Kadınlar Bir Şey Unuttu!


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

“…Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde belli hakları vardır. Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler. Allah Azîzdir, Hakîmdir.”(Bakara: 228)

İslamı tanıyıp anlayamamak her sahada sıkıntılara yol açıyor. Bu cehalet, en çok da aile kurumunu yaralıyor.

Evliliğin en derin yaralarından biri, kadındaki dik başlılık.

Allah gerek indirdiği kitap, gerekse gönderdiği Rasul ile  kadının ve erkeğin nerede durup, nerede hareket etmesi gerektiğini öğretmiş. Erkeğin ve kadının görevlerini bir bir anlatmış. Erkeğin hanımına adaletli olması, kadın narin yaratıldığı için ona hassas davranılması gerektiğinden, huylarını değiştirmek için zorlanırsa kırılacağından defaatle bahsedilmiş. “En hayırlı olanınız hanımına en iyi olanınızdır” buyurmuş Efendimiz (s.a.v). Bunun yanında kadınında erkeğine karşı itaat etmesi, sesini yükseltmemesi, ırzını namusunu ve malını koruması, sırlarını ifşa etmemesi öğütlenmiş.

Zalim, hanımının haklarını vermeyen, gereksiz asabiyet gösteren, aşağılayan, kadir kıymet bilmeyen erkekler çok. Fakat kocasına sudan sebeplerle asi olan, kocası bir söylese, o on söyleyen, hatta kocasına vuran kadınlar da var.

Hele herşeyi ben bilirim havasındaki kadınlardan Allah’a sığınırım ki bu kadınlar çok zor kadınlardır. Kocasının oturmasını kalkmasını, yemesini içmesini laf ederler. Karşılarında mükemmel bir tip görmek isterler. Kocasının ne eksikliğini kabullenir, ne fazlalılığına tahammül ederler. Adeta kocayı bir kukla gibi ellerinde tutmak, istedikleri yöne çevirmek isterler.

Birileri kabul etmek istemese de, erkeğin kadından bir derecede olsa üstünlüğüne işaret eden ayet ve kadının kocasına itaat etmesiyle ilgili sahih olduğu kesin Hadis-i şerifler var.

“Eğer bir kimseye secde edilmesini emredecek olsaydım, Allah, kadınlara karşı erkeğe bir hak verdiği için ona secde etmelerini emrederdim.” (Ebû Dâvûd, Nikah, 40; Şerhi Avnu’l-Ma’bûd, 6/177; Tirmizî, Radâ’, 10)

Peygamberimiz (sav) kendisine “Ey Allah’ın Rasulü hangi kadın daha hayırlıdır?” şeklindeki bir suale “Kocası bakınca onu sevindiren, emredince hemen itaat eden, nefis ve malında kocasının hoşuna gitmeyen şeyde ona muhalefet etmeyen kadındır” (Nesai, Nikah, 14) şeklinde cevap vermişlerdir.

Kadının cihadı kocasına itaat ve hacdır” (Buhari, Cihad, 61; Nesai, Hac, 4)

Hazreti Enes anlatıyor: Rasûlullah aleyhisselâtü vesselâm şöyle buyurdu: “Bir kadın, beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, kocasına itaat eder ve iffetini korursa cennete girer.”(Ahmed b. Hanbel)

“Kocası yanında iken onun iznini almadan bir kadının nafile oruç tutması helâl olmaz. Kadın, kocasının izni olmadıkça, evine hiç kimsenin girmesine izin veremez.” (Buhârî, Nikâh 86; Müslim, Zekât 84; Ebû Dâvûd, Savm, 73; Tirmizî, Savm, 64; İbni Mâce, Sıyâm, 53)

Bunlar size çok mu zor, çok mu afaki geldi. Ben bunları yapamam, bunlar insan tabiatına aykırı mı diyorsunuz? Oysa Rabbimiz:”Yüce Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez. “(Bakara, 2:286) Buyuruyor. Görmek, duymak, anlamak istemesenizde bunlar gerçek. Kadın erkeğine itaat etmeli. Kadın erkeğinden bir derece daha eksik olduğunu kabul etmeli.

Kadın itaatsiz olur, kendisini erkekle aynı seviyede görürse evde çift başlılık çıkıyor. Muhabbet, sevgi, saygı azalıyor.

Yıllardır ayyuka çıkarılan feminist söylemlerden İslami cenahtaki hanımlarda fazlasıyla nasibini aldı. Daha fazla okuyan, daha çok bilen, eskiye nazaran fazlaca sosyalleşen kadınlar kocalarını beğenmiyor. Devamlı eleştiriyor, baş kaldırıyor, isyan ediyorlar. Kendisini dövmeyen,  aç bırakmayan, kötü yola sevk etmeyen, Allah’ın izniyle yedirip içiren, giydiren eşlerinde, devamlı kusur bulup söyleniyor, hatta başkalarına da eşlerini kötülüyorlar.

Bu yüzdendir ki, Nebiyy-i Muhterem salla`llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Bana Cehennem gösterildi. Bir de gördüm ki Cehennem halkının çoğu kadınlardır. Onlar küfrederler.” (bunun üzerine): “(Yâ Resûlâ`llâh,) Allâh`a mı küfrederler?” diye soruldu. (Cevâben) buyurdu ki: Onlar kocalarına (karşı) küfrân ederler. İhsâna (karşı) nankörlük ederler. Birisine dünyâ, dünyâ oldukça ihsân etsen de, sonra senden (hoşuna gitmeyen) bir şey görse “Ben senden hiç bir hayır görmedim.” der.(Buhari)

Komşudaki halının aynısını almadığı için, her kabul gününe yeni kıyafet almasına izin vermediği için, falancanın kocası kadar dışarıya yemeğe götürmediği için, doğum gününü, evlilik yıldönümünü hatırlamadığı için kocasına küsen, arkadaş oturmalarında herkesin kocasının aldığı hediyenin kendi kocasının aldığından daha pahalı olduğunu öğrenince kavga çıkaran, isyan eden kadınlar bilirim ben…

Kocasına  istemediği halde zorla saç jölesi kullandıran, yemeği yer sofrasında yemek istediği halde illede masada yiyeceğiz diye dayatan ve bunu kavga konusu yapan kaprisli hanımlar bilirim…

Çocuğunu kocasına karşı kışkırtan, başkasının yanında eşini aşağılayan, başkalarına gösterdiği güleryüzün tatlı dilin onda birini eşine göstermeyen hanımlar tanırım…

İslamı çok iyi bildiğini sanan çoğu hanım, sahabe gibi, Peygamber sabrında ve taatinde bir koca ister. Gece namazları devamlı olsun, bolca nafile oruç tutsun. TV seyretmesin… Onlar için kocalarının farz ibadetlerini yapması yeterli olmaz. Mükemmel bir müslüman görmek isterler. Eşlerinin en ufak bir asabiyetine , sert bir çıkışına tahammül edemez, bunu tartışma için bir sebep bilirler.

Bir de modern hanımlar vardır. Onlarda Allah’ı Peygamber’i bilirler, karşı çıkmazlar ama kocalarını film artisti gibi görmek isterler. Fit bir vücudu olsun. Arada bir mutlaka elinde bir çiçekle gelsin. Şiir gibi konuşsun. Romantik olsun. Yok istediği gibi olmadı mı, hiç mücadeleye bile gerek duymadan hemen boşanma dilekçesini verirler!

Bu kadınlar erkekleri ne görüyor acaba? İpleri ellerinde olan bir kukla mı? Nereye sürsen oraya giden bir koyun mu?

Ama birde sabır abidesi kadınlar bilirim ben…

Kendisi namaz kılarken yanında içki içen adama Allah rızası için katlanan, gözyaşlarıyla kocası hidayet bulsun diye dua eden…

Kadınlar bilirim, eşi kendisini aylardır aldattığı halde, eve geç saatlerde geldiği halde kavga çıkarmayan, sabırla düzelir diye bekleyen…

Kocası kendisini aylarca annesine göndermediği halde  sabrı acılarına kalkan yapan kadınlar tanırım… Kimileri aptal, enayi diyor bu kadınlara. Bense eli öpülesi kadınlar diyorum onlara…

Bir koca hanımına İslama aykırı bir şeyi emretmiyorsa, kadın kocasına itaat etmek zorundadır. İstemediğiniz bir zamanda eve misafir getirebilir. İstemediğiniz halde birine borç verebilir. Sizin hoşlanmadığınız şekilde giyinebilir. Evet bunlar insanın nefsine ağır gelen işlerdir ama bu bir imtihandır. Tıpkı kadının değiştirilemeyeceği gibi erkeklerinde bazı huylarını değiştirmek mümkün değil. Herşey bizim istediğimiz gibi yürüyecekse, sabır denen haslet ne için vardır?

Hani sara hastası bir kadın Peygamber’imize gelip, “Ya Rasulallah, Allah’a dua et de benim hastalığıma şifa versin” der. Efendimiz’de “istersen dua edeyim şifa bul, istersen sabret cenneti kazan” diye cevap verir. Tıpkı bunun gibi, sorunlu bir kocadan ayrılmak gibi bir hak verilmiştir kadına. Fakat tahammül eder, Allah rızası için sabrederse ecrini elbette Allah fazlasıyla verecektir.

İslamı iyi bilen, yumuşak huylu, hak hukuk gözeten bir erkek zaten bu saydıklarımızı mümkün olduğunca yapmaz.  Başta koca olarak kabul ettiğiniz kişiyi yontmaya çalıştıkça siz yıpranırsınız. Ya her şeyi göze alıp boşanacaksınız, ya da sabredecek, güzellikle sorunları çözmeye çalışacaksınız.

Son iki nesildir kızlar gelin giderken “kocanın bir tabağını iki etme” diyor anneler. Koca hakkı nedir, kocaya itaat nedir öğretilmiyor. Asi, dik başlı, ukala kızlar yetişiyor. Artık kızlar ilk günden kedinin bacağını ayırıyor. Susmak, alttan almak, idare etmek aptallık sayılıyor…

İslam kadına fazlasıyla değer ve bir çok haklar vermiş ama sınırlarını da belirlemiş. Haklarını bilmeli kadın ama HADDİNİ DE BİLMELİ!

“Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”(Ahzap suresi 36.Ayet)

Susmak ve sabretmek için tek başına şu ayet bile yeter. Yoksa sizin hâlâ “ama”larla dolu cümleleriniz mi var?

Share
136 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ZALİMDEN DAVACI OLMAK

    03 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Kıyamet gününde Allâhü Teâlâ Hazretleri, insanları yüzleştirecektir. O gün, zalimlerin ayak takımları zalimlerden davacı olacaktır. Zalimlerin ayak takımları, zalimlere, dünyada iken sizin için çalışıyorduk, haydi bizi kurtarın diyeceklerdir. Zalimler, ayak takımlarıyla beraber cehennem ateşindedirler. Bu hakikati Allâhü Teâlâ Hazretleri, böyle beyan ediyor: O vakit o metbû/reis olanlar –azâbı görerek- tâbi olanlardan teberri edip uzaklaşmışlardır. Aralarındaki bütün râbıtalar/bağlar didik didik kopmuştur.166 Tâbi olanlar da şöyle demektedi...
  • ASGARİ ÜCRET ARTIRILMALIDIR

    03 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    ASGARİ ÜCRET ARTIRILMALIDIR Yeni yıla ait asgari ücret komisyonu toplantıları başladı. Her iki taraftan uygun bir şekilde anlaşılarak; toplantının sona erdirilmesi ve her iki tarafın da bu toplantıların sonucunda elde edilecek değerlendirmelerden memnun olarak ayrılmaları temennimizdir. Asgari ücret çalışanların alacakları ücret açısından değerlendirilmesinin yapıldığı bir toplantıdır. Ancak, bu toplantı da ele alınması gereken önemli hususlardan bir tanesi de; çalışma hayatını düzenleyen kuralların, düzenlenmesi ve her ne pahasına olursa olsu...
  • EHLiBEYT SEVGİSİ

    02 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Hazretlerinin aile efradına, hane halkına, hanımlarına, çocuklarına, zürriyetine ve akrabalarına ehl-i beyt denilir. GİRİŞ11.11.2013 Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) hazretlerinin ehl-i beytini sevmek vaciptir. -"De ki: Buna karşılık sizden, yakınlıkta sevgiden başka bir ecir istemem!” Ve her kim çalışır, bir güzellik kazanırsa ona onda daha ziyâde bir güzellik veriririz; çünkü Allah gafûr'dur şekûr'dur!" Eş-Şûrâ: 42/23, Ehl-i beytin fazileti hakkında Peygamber Efendimiz (sa...
  • Hayırlısını Dilemek

    01 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Her şeyin sahibi ve maliki, her şeye kadir, sonsuz kerem ve ihsan sahibi Cenab-ı Allah’a sonsuz hamdler olsun. Kâinatın sertacı, merhamet ve heybet peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ya; Onun pak ehl-i beytine, seçkin Sahabelerine ve tüm takipçilerine salat ve selam olsun. Beşer olarak şu imtihan dünyasında önümüzde var olan engelleri aşabilmek için Allah’ın rahmet ve inayetine çok muhtacız. Hayatımızda attığımız adımların, yaptığımız işlerin, niyet ve beklentilerimizin Allah’ın rızasına uygun olması elbette akıbetimiz açısından ç...
UA-36507442-2