logo

reklam
01 Nisan 2015

K Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdülkadir Emin Önen’le Başkanlık sistemi üzerine;…..

“Mevcut sistem Türkiye’nin yapısına uygun bir hükümet sistemi değil”

“Milletin iradesi dışında birinin ülkeyi yönetme ihtimali yoktur”

“Hükümet sisteminin değişmesi acil ve hayatidir”

GENEL KURUL İLANI

Bilindiği gibi; 24. yasama yılının başlamasıyla birlikte toplumun tüm kesimlerini kapsayan yeni Anayasa hazırlıklarına da başlanmış, yeni Anayasa taslağı üzerinde görüşmeler sürerken Türkiye’de mevcut hükümet sisteminin durumu ve başkanlık sitemine ilişkin tartışmalarda yoğunlaşmıştır.

 

Özellikle Başkanlık sisteminin detaylarını kapsayacak olan yeni Anayasa taslağı üzerinde çalışmalar sürerken, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, diğerlerinin aksine Anayasal haklarını kullanıp başı olduğu Cumhuru (halkı-vatandaşları) bu konuda aydınlatabilmek, yanlış anlaşılmaları önlemek maksadıyla gezilerini ve vatandaşlara seslenişini sürdürürken, bizde Başkanlık Sistemini, 57 ülkeyi kapsayan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Başkan Yardımcısı ve Türk Gurubu Başkanı olan AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Abdülkadir Emin Önen ile sizler için konuştuk.

 

Önen; özellikle son günlerde gerçekleşmesi yolunda adımların atılmaya başlandığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürekli dillendirdiği Başkanlık Sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunarak, mevcut sistemin Türkiye’nin yapısına uygun bir hükümet sistemi olmadığını, komşumuz İran’ın hatta Kıbrıs’ın bile Başkanlık Sistemi ile idare edildiğini hatırlatarak, en uygun yönetim şeklinin Başkanlık Sistemi ve hükümet sistemin değişmesinin acil ve hayati bir konu olduğunu söyledi.

 

Efendim; son günlerde hükümet sistemi değişikliği ve Başkanlık sistemi neden tartışılmaya başlandı?

 

A.Emin ÖNEN: Bu gün Türkiye’nin en önemli anayasal sorunlarından birisi hükümet sistemidir. Türkiye 2002 yılından itibaren her alanda kazandığı tüm itibarını ve başarılarını, parlamenter hükümet sistemi nedeniyle her an kaybedebilir. Çünkü bu sistem istikrarsızlık ve kaosu beraberinde taşır.

Mevcut sistemde mecliste aranan aritmetik çoğunluk nedeniyle koalisyon hükümetleri kurulabilir ve farklı politikalar nedeniyle ülke kaosa gidebilir. Türkiye’de mevcut hükümet sisteminde bu tür riskler her zaman ortaya çıkabileceğinden bugüne kadar yapılan fedakârlıklar ve elde edilen kazanımlar kaybedilebilir. Gelecekte bunların yaşanmaması için hükümet sistemin değişmesi acil ve hayati bir konudur.

 

Başkanlık sistemi şimdi mi tartışılmaya başlandı?

 

A.Emin ÖNEN: Başkanlık sistemi tartışması yeni değildir. 1961 ve 1981 Anayasaları yazılırken başkanlık modelleri üzerinde duruldu. Başkanlık sitemi 1970 yılında Necmettin Erbakan’ın öncülüğündeki Milli Nizam Partisinin programında yer aldı. Alparslan Türkeş’in Dokuz ışık kitabında Türkiye için ideal hükümet modelinin başkanlık sistemi olduğu belirtildi.

Özal ve Demirel Türkiye’de başkanlık sistemini tartışmaya açtı. Başkanlık sisteminin kamuoyunda güçlü bir şekilde ilk kez tartışıldığı dönem ise Turgut Özal dönemidir.  Özal Cumhurbaşkanı olduğu dönemde başkanlık sisteminin Türkiye için en uygun hükümet sistemi olduğunu savunmuş, ancak vefatının ardından bu tartışmalar Türkiye gündeminden düşmüştür. Son olarak AK PARTİ 2001 yılında Kuruluş bildirgesinde Türkiye’de başkanlık sistemini yeniden tartışmaya açacağını deklere etmiştir.

 

Sayın Önen; Bizler mevcut Anayasayı veya sitemi neden tartışıyoruz? Bu sistemin eksiklikleri nedir?

 

A.Emin ÖNEN: Mevcut sistem; Türkiye’nin yapısına uygun bir hükümet sistemi değil. Oluşturulan yapının Dünya’da başka bir örneği yok. Bu yapının demokratik devlet ve hukuk devleti ilkeleriyle tamamen çelişkili olması.

 

Anayasada tanımlanan hükümet sisteminin sebep olduğu sorunlar nelerdir?

 

A.Emin ÖNEN: Öncelikle istikrarsız Hükümetler. Ekonomik Bunalımlar, Güvenlik Sorunları ve Tırmanan Terör, Demokratik Devlet Prensibi ile Uyumsuzluk, Dış Politikada İtibar kaybı, Güçlenen Vesayet Kurumları mevcut hükümet sistemimizin sebep olduğu sorunların en önemlileridir.

Mevcut hükümet siteminin en büyük sorunu sebep olduğu siyasal istikrarsızlıktır. Buna; 1960-1980 aralığındaki hükümetlerin ortalama görev sürelerinin 1 yıl olduğu, 12 Mart muhtırası ve 12 Eylül darbesi döneminde ortalama görev süresinin 9 aya kadar düştüğü, 1989-2002 dönemini kapsayan 13 yıl içinde ise;  11 hükümetin kurulduğunu örnek gösterebiliriz.

İstikrarsız hükümetler beraberinde ülkeyi ekonomik bunalımlara da sürüklemiştir. Bu gün yaşları 40’in üzerinde bulunan arkadaşlarımız çok iyi hatırlayacaklardır, ülkedeki başta temel gıda maddeleri olmak üzere yaşanan karaborsayı…

Enflasyonun 1970’li yıllarda %700’lere çıktığını, 1994 yılında koalisyon hükümetleri döneminde %150’lerde olduğunu, dış borçlarının 1980 yılında 8 kart artarak 16,2 milyar dolara ulaştığını hatırlayacaksınız.

2000 yılına gelindiğinde gecelik faizlerin %1700’e çıktığını, 2001 yılı Şubat ayında 1 ABD Dolarının 3 günde eski para cinsinden 685.500 TL’den, 920.000 TL’ye çıktığını hepimiz hatırlıyoruz.

Ülkenin istikrarı yakalayamadığı dönemlerin en önemli sonucu, sonu darbelere kadar giden terör ve anarşi olaylarının tırmanmasıdır.  Bunun sonucu daima yıkıcıdır ve belleklerimizde tamir edilemeyecek düzeyde açılan yaralardır. Hatırlayınız; ülkedeki sağ-sol çatışmaları adı altıda kardeşin kardeşi vurduğu dönemleri, Sıkıyönetim mahkemeleri, tutuklamalar, yargılamalar vs vs bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Hükümet modelimiz ne olursa olsun asla vazgeçemeyeceğimiz temel ilkelerden birisi demokratik devlet prensibidir. 1982 Anayasasının öngördüğü model bu ilkeyi hiçe sayan hükümleri bünyesinde taşıdığını hepimiz bilmekteyiz. Bu hükümlere göre Cumhurbaşkanının meclis seçimlerini erkene alma, başbakanı belirleme, hükümete başkanlık etme, Meclis çalışmalarına yön verme gibi birçok alanda yetkisi vardır. Burada belirtilenlere en güzel örnek 1995 seçimleridir.

Darbeler ve koalisyonlar nedeniyle Türkiye, sürüklendiği istikrarsızlık döneminde dış borç bulamaz hale gelmiştir. Sürekli ve sık olarak değişen hükümetler ve koalisyon döneminde her partinin kendi programını uygulamak istemesi, koalisyon ortağını rakip olarak görmesi dış politikamızı zaafa uğratmıştır.

İçeride ise sürekli güçlenen vesayet kurumları, kurulamayan hükümetleri, seçilemeyen cumhurbaşkanı tablolarını görünce seyrettikleri manzaradan hoşnut olmuşlardır. İşte vesayetçi güçlerin tümüyle tasfiye edilmesi, milli iradenin ve siyasetin güç kazanması için istikrarlı bir hükümet modelinin oluşturulması şarttır.

Kısaca; istikrarlı bir hükümet modelinin oluşturulması Başkanlık Sisteminden geçmektedir.

 

Sayın Önen… Sizce ‘Başkanlık Sistemi’ nedir?

 

A.Emin ÖNEN: Bir yürütme erkinin yasama organından bağımsız bir şekilde yönetimde bulunduğu hükümet sistemidir. Başkanlık sisteminde yasamanın yürütmeyi fesh etme yetkisi yoktur. Yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir.

 

Efendim; uzun yıllardır gündeme getirilmiş olduğunu söylediğiniz Başkanlık Sisteminin genel özellikleri nelerdir?

 

A.Emin ÖNEN: Başkanlık sisteminin özetle aslî ayırt edici özellikleri şunlardır: Devlet başkanı doğrudan halk tarafından seçilir ve halka karşı sorumludur. Yürütme organı tek kişiden müteşekkildir. Bu Başkandır. Başkan, yasamanın güvenine dayanmaz. Yani güvenoyu almak zorunda değildir.

Tali özellikler Başkanlık Sisteminin olmazsa olmaz şartları değildir. Başkanlık sistemi için yukarıda belirtilen üç asli özelliğin olması yeterlidir. Başkanlık sistemi aşağıda belirtilen tali özelliklerden birini taşımıyorsa başkanlık sistemi olmaktan çıkmaz. Yürütme yasamayı feshedemez. Yürütme organında görev alan bir kişi aynı anda yasamada da görev alamaz. Başkan, yasama organının çalışmasına katılamaz.

 

Sayın Önen; Başkanlık Sistemi hangi özellikleri taşır?

 

A.Emin ÖNEN: Devlet başkanı yasa önermez fakat parlamentonun yaptığı yasaları veto etme hakkına sahiptir. Sabit bir başkanlık süresi vardır. AK Partinin önerdiği modelde Başkanlık süresi 5 yıldır ve kural olarak 2 dönem seçilebilir. Seçimler planlanmış tarihlerde yapılır. Güvensizlik oyu ile hükümet düşürülüp erken seçimler düzenlenemez. Bazı ülkelerde devlet başkanının kanunları ihlal ettiği durumlarda ‘Impeachment’ denilen meclis soruşturmasıyla erken seçimlere gidilmesi şeklinde istisnalar vardır. Yürütme gücü tektir. Kabine üyeleri devlet başkanıyla birlikte çalışır ve yürütme ile yasama organlarının ilkelerini tatbik etmek zorundadırlar. Devlet Başkanı; kabine üyeleri, ordu veya yürütme gücü herhangi bir çalışanını doğrudan yönetme hakkına sahiptir. Fakat hakimleri fesh etme veya emir verme gibi bir yetkisi yoktur. Yasama ve yürütmenin ayrıldığı yönetimlerde suçtan hüküm giymiş mahkum ve suçluları affetme veya cezalarını hafifletme genelde Devlet Başkanının elindedir.

 

Efendim; Başkanlık Sistemi ülkemize hangi avantajları sağlar?

 

A.Emin ÖNEN: Ana başlıklar halinde açıklamakta fayda var diye düşünüyorum. Şöyle ki;

Doğrudan yetki: başkanlık sisteminde başkan doğrudan halk tarafından seçilir. Bazılarına göre bu; devlet başkanının gücünü dolaylı yollardan göreve getirilen liderlere kıyasla daha meşru kılar.

Kuvvetler ayrılığı: Başkanlık sisteminde; başkanlık ve yasama meclisi iki paralel yapı olarak işlev görür. Bu durum her iki birimin birbirini karşılıklı olarak denetleyerek suiistimalin ve makamın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur.

Hızlı karar mekanizması: Güçlü yetkilerle donatılmış bir başkan değişiklikleri ivedilikle işleme koyar. Ayrıca yönetimdeki tek başlılık seri ve hızlı hareket etmeyi mümkün kılar. Seri ve hızlı hareket imkânı, özellikle kriz dönemleri ve acil durumlarda taşınması gereken bir özelliktir.

İstikrar:   Sabit bir görev süresi olan devlet başkanı her an değişebilecek bir başbakana kıyasla daha istikrarlı bir ortam temin edebilir.

 

Sayın Önen; Neden bu sisteme ihtiyaç duyulmaktadır?

 

A.Emin ÖNEN: Türkiye’nin yasama ve yürütmenin birbirinden ayrı olduğu bir sisteme geçmesine ihtiyacı vardır. Yasama ayrı olmalı, yürütme birbirinden ayrı olmalı ve birbirine karşı tam bağımsız da olmalı. Birbirinin üzerinde tahakküm kurma imkânı olmamalı. Bizim sistemimizde yasama ve yürütmenin birbirinden ayrı olması söz konusu değil. İşte tam yasama ve yürütmeyi birbirinden ayıran sistem Başkanlık Sistemidir. Parlamenter sistemde vatandaş sandığa giderken kimin başbakan olacağını bilmeden oy vermektedir. Ancak başkanlık sisteminde seçime giderken vatandaş kimin başkan olacağını, kimin ülkeyi yöneteceğini bilerek oy verir. Vatandaşı sandıkta sürpriz beklemez. Dolayısıyla seçimden sonra milletin iradesi dışında birinin ülkeyi yönetme ihtimali yoktur.

 

Peki; Sistem bize neyi kazandırıyor?

 

A.Emin ÖNEN: Gücünü doğrudan doğruya halktan alan güçlü bir yürütme organı, Kuvvetler ayrılığı ilkesinin de etkisiyle ortaya çıkan uzmanlaşma, yürütme organında yönetimin etkili olmasını sağlar. Bütün yetkilerin tek bir otoritede toplanmış olması güçlü yönetimi beraberinde getirir. Sert kuvvetler ayrılığı söz konusu olduğu için başkanlık hükümeti sisteminde yasama organı ile başkan yani yürütme organı arasında bir bağımlılık yoktur. Dolayısıyla, güvensizlik oyuyla hükümetin yasama organı tarafından düşürülmesi söz konusu olmadığından, yürütme organı belli bir dönem için, düşürülme korkusu olmadan icraatını yapacaktır. Bunun neticesi olarak da istikrarlı bir yönetim ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan Parlamentodaki partilerin hükümeti düşürme konusunda mutabık olup, hükümeti kurma konusunda anlaşamamaları gibi bir durum sert kuvvetler ayrılığı sayesinde Başkanlık hükümeti sisteminde görülmez. Şimdiki sistem güçlü iktidarın olmasına izin vermiyor, operasyonlara açık. Sermaye operasyon yapmak istediğinde parayla satın alıp iktidar değiştirebiliyor, medya operasyon yapmak istediğinde kasetler, başka şantajlarla milletvekillerini istifa ettirip iktidar değiştirebiliyor. Hukuk dışı çeteler, mafyalar, mahfiller bir şey yapmak istediğinde onu değiştiriyor. 28 Şubat gibi muhtıra vermek isteyenler baktığı zaman bu kötü manzaradan cesaret alıyor. Başkanlık sistemi sermayenin, medyanın vesayet kurumu dediğimiz hukuk dışı yapılanmaların, çetelerin, mafyaların iktidara müdahale edemeyeceği, iktidar değiştiremeyeceği bir yapıdır. Çünkü iktidara getiren ve iktidardan götüren sadece halktır. İktidarı veren de halk alan da halk.

 

Sayın Önen; AK Partinin Meclise teklif ettiği Başkanlık Modeli nasıldır?

 

A.Emin ÖNEN: Üniter yapıyı bozmadan, Türkiye’nin özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak kendine özgü bir sistem çerçevesinde bir model olacak. Bu sisteme ‘Türkiye modeli Başkanlık Sistemi’ de denilebilir. Bu sistemde;

Başkanın sorumluluğu Meclis’e karşı olmayacak. Halka karşı sorumlu olacak. Meclis bu anlamda denetleyemeyecek. Dengeyi korumak için denetleme yolu olacak. En önemli yollarında birisi bütçe olacak. Bütçeyi başkan hazırlayacak, yeni yılın bütçesini sunacak. Meclis bunu onaylayacak, gerekirse eksiltme ya da ilave yapacak. Parti genel başkanının devam edip etmemesine ilişkin anayasada hüküm olmayacak. Başkan yemin ederek görevine başlayacak. Başka bir işleme gerek yok. Seçim dönemi 5 yıllık olacak. Başkan 2. kez seçilebilecek. Türkiye Milletvekilliği olmayacak. Herhangi bir baraj Anayasada olmayacak. Milletvekili sayısı 550 olacak. Meclisin görev süresi 5 yıl olacak. Bir tane Meclis olacak. Bakanlar atamayla gelecek. Meclis dışından olacak, milletvekili olmayacak. Başkanı düşürme mekanizması olmayacak. Halka karşı sorumlu olduğu için seçime kadar bekleyecek. Soruşturmayla erken seçimlere gidilmesini öngören empeachment mekanizması gelecek. Eğer Başkan suç işlediyse bu sistem devreye girecek. Yüce Divana benzer bir kurul olacak. Ayrıntıları Anayasanın yürütme bölümünde düzenlenecek. Milletvekilleri Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerinde Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan dolayı sorumlu tutulamayacak. Seçimden önce ve sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamayacak. Sorguya çekilemeyecek ve yargılanamayacak. Dokunulmazlıkla anayasanın 14.maddesindeki bağlantı kaldırılacak. Milletvekili andı değiştirilerek sade hale getirilecek. MGK olmayacak ama başkana bağlı yeni bir yapılanma olacak. Ama bugünkü yapıda olduğu gibi asker, sivil bir yapı görüntüsü olmayacak. Hükümetin tasarısı olmayacak Milletvekilleri teklif verebilecek.

 

Sayın Önen; Başkanlık Sistemiyle yönetilen Ülkeler hangileridir?

 

A.Emin ÖNEN: Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Brezilya, Endonezya, Güney Kore, İran, Meksika gibi ülkeler Başkanlık Sistemi ile yönetilmektedir. Daha detaylı sayarsak şöyle sıralayabiliriz;

Afganistan, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Azerbaycan, Belarus, Bolivya, Brezilya, Dominik Cumhuriyeti, Endonezya, Ermenistan, Ekvator, El Salvador, Guatemala, Güney Kore, Haiti, Honduras, İran, Kazakistan, Kenya, Kıbrıs, Kolombiya, Filipinler, Kosta Rika, Liberya, Meksika, Nikaragua, Nijerya, Panama, Paraguay, Peru, Seyşeller, Sierra Leone, Sri Lanka, Sudan…

Share
458 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

UA-36507442-2