logo

reklam
31 Mayıs 2015

İşte ‘Sen!’


facebooktwittergoogle plus
Elif NİSA
elif.alaca@hotmail.com

“Ben yaptım.”

“Ben çalıştım. Ben kazandım.”

“Ben bitirdim. Ben başardım.”

“Ben dua ettim; o yüzden oldu.”

Ben, ben, hep ben… Bilmez misin ki her şeyi Allah yapar; bizi de yaptıklarımızı da O yaratır.

Attığımız zaman biz atmayız, Allah atar. Sıkıntıdan kurtaran, güldüren ve ağlatan O’dur.

Nutku verip konuşturan da Yüce Allah. O yüzden “ne güzel konuştum” demek ne kadar anlamsızdır.

Kalplerimizi O evirip çevirir. Dilerse kalbimize imanı sevdirir; dilerse inkarı.

Rızkı veren, yediren içiren, şifa veren Allah’tır. Uyutan, uyandıran, uykuda çeviren de O’dur.

Doğru yollarını Allah gösterir. Vicdanımız O’nun kalbimizdeki sesidir. Allah doğrularını bize vicdanımız yoluyla ilham eder; hep doğruyu işaret eder.

Sabrı ve kararlılığı kalbimize Allah rapteder. Gücün tümü O’nundur. Rabb’i karşısında hiçbir güce sahip değilken neden büyüklenir, gururlanır ki insan?

İlminden dilediği kadarını veren Allah… Serveti sana veren Allah… Güzelliğini veren yine Allah… Hiçbiri senin çabanla olmadı… O yüzden kendine benlik verme!

Allah dilemedikçe biz dileyemeyiz. Eğer dileyebiliyorsak, dua edebiliyorsak, Allah dilediği içindir. Allah kaderimizde o duayı yaptırmaktadır ve dua gerçekte bizi kaderimizde var olana doğru yönlendirir. İmam Rabbani bu konuda, “Bir şeyi istemek, ona nâil olmak (onu elde etmek) demektir; Zirâ Allahû Teâlâ kabul etmeyeceği duayı kuluna ettirmez.” der. Allah diler ve duamıza icabet eder.

Göğsünde büyüklük isteği değil, Allah sevgisi ve korkusu olmalı. Nefis şeytanla birlikte; senin iyiliğini istemez. Nefsinle iyi geçinme, aksine ez! Nefsinin bencil isteklerini gözeterek yararsız ve dünyevi amaçlara yönelme, onun tutkularını gözetme ki ruhun olgunlaşsın.

Bediüzzaman’ın, “Ey taparcasına dünyaya yönelen nefsim!.. Sen yalnızca dünya için mi yaratıldın ki, bütün zamanını ona harcıyorsun? Sen en önemli görevini bırakıp, binlerce yıl yaşayacakmış gibi, gereksiz işlerle ömrünü geçiriyorsun.” sözlerini hatırla…

Allah insanın göğüs boşluğunda iki kalp kılmadığını bildirir. Kalbin bir tane ve yalnızca Allah aşkıyla dolu olmalı. Diğer aşklar zaten O’nun aşkından kaynak bulur.

Allah, zaman ve mekandan münezzeh. Zamanı ve mekanı yaratan O. Kaderini sonsuz öncede hayır ve hikmetle belirleyen de O. İstese de istemese de, teslim olsa da olmasa da her insan kaderini yaşar. “Kaderimi değiştirdim” diyen de kaderinde olanı söyler, kaderinde olanı yaşar.

Şeytan isyanını kendinden bilir. Oysa onun isyanı da kaderi dahilindedir. Kıyamete kadar ona izni de Allah verir.

Kibir, enaniyet, benlik verme; hepsi şeytanın özelliği. Kendine benlik vermesi onu secde etmekten alıkoydu. Enaniyet, insanı zeki de olsa, tıpkı şeytan gibi ahmak durumuna düşürür.

Peygamberimiz(sav), “kibirliler kıyamette zerre gibi ayak altında kalır. Herkes onları çiğner” [Tirmizi] buyurur. O halde ölmeden önce öl.

Dünyanın çekici süslerine aldanmayıp, ölümü sürekli hatırında tut ve sonsuz ahiret yaşamın için hazırlan. Ölümle birlikte gerçekleri gördüğünde, yapmadığın için pişmanlık duyacağın her şeyi yaşarken yap. Yaptığın için ahirette pişmanlık duyacağın şeyleri yaşarken yapma; dünyadan geç.

Ete kemiğe benlik verme, et yığını olmaktan çık. Allah’ın ruhundan üflediği müminsen, ruhunu iyi yönde besle. Nefsini beslersen ete dönüşürsün, ruhunu beslersen insan olursun.

Allah’ın senin için hayırla yarattığı kaderden hoşnut olup, teslimiyetin lüksünü yaşa. Rabb’ine yakın olur, tam bir iman, tam bir tevekkülle kendinde olan kötüyü iyiyle değiştirirsen, Allah birden görüntünü değiştirir.

Her şeyi Allah verir; O’nun emrindeyiz. Kenarından köşesinden teslimiyet olmaz. Bir yaprak bile yapamazken teslimiyeti kabullenmez, hep “ben, ben” dersen… Kendine benlik verip, her şeyi kendinden bilirsen… Ömrün sana hiç bitmeyecekmiş gibi gelirse… Toprağın altındaki bedenini düşün. İşte “sen!”

 

 

 

 

Etiketler: » » » » »
Share
502 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
  • CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ Bir gün, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ali mescid-i şerifte oturuyorlardı. O esnada biri girdi içeri. Ancak hazret-i Ali’yi görünce adamın rengi kaçtı birden. Mahcup bir vaziyette çöküverdi oracığa. Hazret-i Ebu Bekir, merakla hazret-i Ali’ye döndü: - Ya Ali! Şu adamı tanıyor musun? - Evet, tanıyorum. - Seni görünce mahcup oldu. Acaba neden dersin? Aliyyül Mürteza tahmin etmişti: - Bana borcu var. Belki ondandır. Hazret-i Ebu Bekir kalktı ve gitti o adamın yanına: - Hayırdır, neyin var senin? - Yok bir şey ...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Ön...
UA-36507442-2