logo

reklam

“İslamın Gür Sedası”


Mehmet Sıtkı ALOĞLU
memetaloglu123@hotmail.com

Değerli okuyucularım, tarihin ders alınması gereken sayfalarından şimdi sizlere Önemli bir olayı anlatacağım. Hülagü Han,

Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Cengiz Han’ın torunudur.

Hülagü, 1258 tarihinde Bağdat’a girerek Abbasi Halifesi Mutasım’ı keçeye sarıp Moğol atlarının ayakları altında ezdirerek öldürtür.
Şehirde katliamlara başlar ve şehri yağmalatır.

Kadın, yaşlı, çocuk, hamile demeden bazı kaynaklara göre 200 bin, bazı kaynaklara göre de 400 bin kişiyi katleder.
Cami, hastane, saray ne varsa hepsini yok eder. Kütüphaneleri ve tarihi eserleri yakar, yıkar. Milyonlarca dini ve ilmi eserin büyük bir kısmını Dicle Nehri’ne attırır.

Hülagü’nün zalimliğini anlatmak için Dicle’nin günlerce kan ve mürekkep aktığı söylenir.

Hülagü bir gün, şehrin dışına kurduğu karargâhında, o beldenin en büyük âlimi ile görüşmek istediğini bildirir.
Bu haber, âlimler arasında korku ve endişeye sebep olur.
Kimse Hülagü tarafından öldürülmek korkusuyla bu davete icabet etmek istemez.

Bu haber, zamanın genç âlimlerinden Kadıhan’a da ulaşır.
Kadıhan, ufak tefek tıfıl bir gençtir.
Böylesine bir daveti kabul ettiğini söyleyerek Hülagü ile görüşmeye gidebileceğini
bunun için kendisine
bir deve,
bir keçi,
bir de bir horoz
verilmesini ister.
Böyle bir fedainin ortaya çıkması ulema sınıfını rahatlatır.
Çünkü bir kurban bulunmuştur.
Hülagü’nün şerrinden korkan ulema sınıfı bu isteği hemen karşılar.

Kadıhan, hayvanlarla birlikte çadıra varır. Hayvanları çadırın dışında bırakarak içeriye girer ve kendini tanıtır. Kendisiyle görüşmek üzere geldiğini söyler.

Hülagü, genci tepeden tırnağa süzer ve beklediği tipte biri olmadığını görerek,
‘ Bana göndermek için bula bula seni mi buldular. Gönderecek başka birini bulamadılar mı? diye sorar.

Kadıhan gayet sakin bir şekilde
‘ Görüşmek için iri yarı, boylu boslu birini istiyorsan, bir deve getirdim.
Sakallı yaşlı birisi ile görüşmek istiyorsan, bir keçi getirdim.
Eğer gür sesli birisiyle görüşmek istiyorsan horoz getirdim.
Üçünü de çadırın önüne bıraktım.
Onlarla görüşebilirsin’ der.

Hülagü, karşısındakinin sıradan biri olmadığını anlar ve
‘Şöyle otur bakalım’ diyerek kendisine yer gösterir ve ilk sorusunu sorar.
‘Söyle bakalım, beni buraya getiren sebep nedir’ diye sorar.

Kadıhan gayet sakin bir şekilde;
‘ Seni buraya bizim amellerimiz getirdi.
Allah’ın (C.C.) bize verdiği nimetlerin kıymetini bilemedik.
Esas gayemizi unutup makam, mevki, mal mülk peşine düştük.
Zevk ve sefaya daldık. Cenab-ı Hak da bize verdiği nimetleri almak üzere seni gönderdi’
der.

Hülagü, ikinci sorusunu sorar.
‘ Peki, beni buradan kim gönderebilir?’
Cevap çok manidardır.

‘ O da bize bağlı. Benliğimize dönüp ne kadar kısa zamanda toparlanıp, bize verilen nimetin kıymetini bilir, zevk ve sefadan, israftan, zulümden, birbirimizle uğraşmaktan vazgeçersek işte o zaman sen buralarda duramazsın.’….
Değerli okuyucularım bu olayı günümüzede uyarladıgımız zaman, göreceğiz ki biz müslümanlar ne zaman bir ve beraber olursak, düşman güçler bu topraklarda yer ve zemin bulamayacaktır.
İşte o zaman, en güçlü seda “İslamın Sedası olacaktır”…..
Saygılarımla.

UYGAD Güneydoğu ve Şanlıurfa Temsilcisi
M. Sıtkı ALOGLU

Etiketler: » » » » »
Share
174 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 28 ŞUBAT GÜCÜ KONTROL ETMEK

    28 Şubat 2017 KÖŞE YAZARLARI

    28 ŞUBAT GÜCÜ KONTROL ETMEK Bazı basın, yayın organları; gücün kendi ellerinden gittiğine inandıkça; kontrolsüz davranışlara başlıyor. Öyle ya; Adam ne başlık atmıştı; ''Hükumetleri ben kurarım, ben yıkarım.'' Bunun anlamı nedir? Güç bendedir... Aslında, Sayın BAŞBAKANIN pijama ile karşılanmaması gerektiğini; bal gibi, bilen bir insan. Neden bilerek, pijama ile karşılama, yapmıştır. Cevap basit; Güç bendedir, mesajının algılanması için... Yıllar, yıllar öncesinde; Malum bir gazete patronu, Merhum Sayın Özal'a, gazetesinin ilk sayfasında ve ...
  • Rumlarda sancı başladı

    27 Şubat 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Bu aralar gözüm ABD’de, Başkan Trump’ta, FED’de ve Çin’de. Yan gözle de AB’ye bakıyorum. Halk diliyle, AB’nin işi boru, bu gidişle 2020 yılını görür mü çok da emin değilim. ABD’de FED (Amerikan Merkez Bankası) ile Başkan Trump arasında ölümüne bir savaş başladı. Çıngar Nisan’da veya en geç Mayıs’ta kopacak. Çiçeği burnunda ama bir yönetim sihirbazı olan Başkan Trump’ın FED konusunda, 1963 yılının Kasım ayında Teksas’ta kendisine yapılan bir suikast sonucu hayatını kaybeden John F. Kennedy’in yaptığı hataya düşmeyeceğine inanıyorum. Her ne ka...
  • Güzellikler

    26 Şubat 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sizlere hediye kâbilinden bir hikâye ve âcizane bir mesajım var. Evvelâ hikaye... Hikaye bu ya ; Kral, sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. “Dile benden ne dilersen” diye sorar. Dilenci gülerek, “sanki benim her dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz” der. Kral bu cevaba şaşırır ve sohbet ilerler. “Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle bakalım, ne istiyorsun?” “Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım” der. Dilenci sıradan bir dilenci değildir. Kral ısrar eder. “Ne istersen iste san...
  • Recep Tayyip Erdoğan ve Başkanlık Sisteminden Kesitler

    26 Şubat 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Recep Tayyip Erdoğan ve Başkanlık Sisteminden Kesitler   Recep Tayyip Erdoğan!   28 Şubat’ın o sert rüzgarın en hızlı şekilde estirildiği yıllardan olan 1998’de hukuk tarihine geçen bir kararla Ziya Gökalp’a ait olduğu şiiri okumuş ve okuduğu bir şiirden ötürü aylarca hapis cezasına çarptırılmış bir insan! Öyle ya o zamanlarda Türkiye’de unutulmayacak derecede kötülüklere ve hıyanetlere sebep olacak daha nice şeyler olmuştu. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir ülkesinde görülmeyecek küstah aşağılık ve çirkin davranış içine girenler, Cumh...
UA-36507442-2