logo

reklam

İSLAM’DA KADINA VERİLEN VE VERİLMEYEN HAKLAR


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

İslam’da Kadın ve erkeğin, eşit oldukları ve ayrıldıkları noktalar nelerdir? Âyet ve hadîslerde kadınlara negatif ayrımcılıktan söz edilebilir mi?
Allah (c.c.) herkese yaratılışta hakkını vermiştir.
Allahü Teâlâ şöyle buyuruyor: “Yaratan hiç bilmez olur mu?” (Mülk s. 14)
Bu kelâma, yakînen îmân eden; Allah (c.c.)’ın, kulları hakkındaki hükmüne râzı olmuş demektir. Allahü Teâlâ; kadın ve erkek her iki cinse de kapasitelerine ve kudretlerine göre farklı sorumluluklar vermiştir. Herkes, kendine çizilen sınıra razı olsa, sosyal düzen de kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Her iki cins, kendi fıtrî özelliklerini koruyacak ve bu sayede; işsizlik, maaşların yeterli olamaması gibi problemler de ortadan kalkacak veya en aza inecektir

Kadınlar, devlet başkanı olamaz. Bunda ittifak vardır. Kadın; fıtratı icabı nârin, zayıf, duygusal ve merhametli olduğundan ve tesettür ile mükellef bulunduğundan, devlet başkanlığı mesleğine uygun değildir. Evli ise kocasının yönetimi altında, bekârsa babasının velâyeti altındadır. Kocasının izni olmadan, mahremsiz sefere çıkamaz. Resûlullah (s.a.v.), “Siz kadınları Allah (c.c.)’ın emâneti olarak aldınız.” buyurarak devamında erkekler üzerine kadınlar için mükellefiyetler vasiyyet etmiştir. Resûlullah (s.a.v.); İran kisrası ölünce yerine kızının geçtiği kendisine haber verilince: “İşlerinin başına kadını geçiren bir kavim elbette felah bulmayacaktır.” buyurmuştur. (Buharî Ebû Bekre (r.a.)’den)
Kadın; şahidliğinin makbul olmadığı bazı kısas ve hadler gibi yerler dışında, kadı olabilir. Şahidliğin yalnız kadına mahsus olduğu durumlar vardır: Ebenin şahidliği, bekâretin tesbiti için kadının şahidliğine başvurmak gibi… Yalnız kadınların bilgi sahibi olabileceği hâller buna misâldir.
Kadına, nafaka (evin geçimini temin etmek) ve sükna (kalacak yer temin etmek) farz değildir. Bütün bunlar erkeğin vazifesidir.
Kadının malı, yalnız kendisine aittir; evin nafakası için harcamaya zorlanamaz. Tamamen kendi tasarrufundadır. Mehîr hususunda da böyledir. Mehri kendine aittir.
Kadın; yemek pişirmek, ev temizlemek gibi hizmetler için hizmetçi isteyebilir. Sütanne bulma imkânı varsa ve çocuk da zarar görmeyecek ise anne, emzirmeye zorlanamaz. Bunlar, kadının hukûkî vazifeleri değildir; ancak diyaneten vazife olan şeylerdir, yaparsa ecir ve sevap alır. Ama erkek; nafaka ve kalacak yer temin etmediği takdirde bunları yapmaya mahkemece zorlanır.
Evlatlara verilecek hîbe konusunda erkekle kız çocuk arasında eşit muamele yapılmak mecburiyeti vardır. Resûlullah (s.a.v.); Nu’man ibn Beşîr’in babasına bunu emretmiştir. Erkekle kadının hissesinin farklı olması mirastadır. Yâni hayatta iken eşit muamele yapılacaktır.
Bunlara ilaveten; kadın ve erkek ibadet mükellefiyetleri konusunda, herkesin günahını kendisinin yükleneceği husûsunda, cürüm işlediğinde verilecek ceza husûsunda hukuk önünde eşittir.
Resûlullah (s.a.v.) Veda Haccı’nda: “Kadınlar hakkında hayır tavsiyesini kabul edin; onları, Allah (c.c.)’ın emaneti olarak aldınız, Allah (c.c.)’ın kelimesiyle namuslarını helal kıldınız…” buyurarak kadına olan ihtimamı açıklamış, onların ne derece kıymetli olduklarını beyan etmiştir.alıntı

 

 

Share
176 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
UA-36507442-2