logo

İSLAM’A SOKULMAK İSTENEN CİNSİ SAPIKLIK TEHLİKESİ


Hüseyin UÇKUN
huseyinuckun@mail.com
  “Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.” (Araf Suresi, 81)
          Allah, Lut kavmini homoseksüellik sapkınlığına meylettikleri için yerle bir ediyor. Bu sapkınlık Allah’ın gazabını harekete geçiren iğrenç bir pisliktir. Peygamberimiz sav’de birçok hadisinde oğlancılığı lanetlemiştir. Allah,bizlere  meşru yoldan erkeğin kadınla cinsel yakınlaşmasını helal kılmıştır.Bunun dışında bir yol yoktur. İngiltere’de bulunan Chatham House düşünce kuruluşuna bağlı bazı kişiler İslamiyet ile homoseksüelliği yan yana getirme çabasına giriştiklerini görüyoruz. Biraz araştırmayla bu bilgilere internet üzerinden kolaylıkla ulaşılabiliyor. Özellikle bu kişilerin, Kuran’ın yerine Rumi’liği bir din olarak getirme gayretinde olduklarını görüyoruz. Mesnevi’nin içine sonradan eklenmiş olduğu düşünülen “homoseksüellikle” ilgili sapkın sözlerin İslam diniyle uzaktan yakından bir alakası yoktur. Mesnevi’yi kütüphanelerden veya internet üzerinden inceleyen herkes bunu rahatlıkla görebilir. Kuran’a aykırı olan bu sözlerle ilgili birkaç tane örneğe bakalım;
-“Gerdek gecesi bir oğlanı kadın kılığına soktular….Efendi halvet zamanı derhal mumu üfledi. Hintli köle öyle güçlü kuvvetli oğlanla yalnız kaldı. Oğlan, sabaha kadar o Hintli köleceğizi berbat edip durdu.”  Mesnevi,Cilt 6, 305.Beyit
-“Bir oğlancı evine bir oğlan götürdü. Onu baş ağağı edip düzmeye koyuldu.” Mesnevi, Cilt 5,Beyitler 2495-2515, Sayfa 205-207
        Bu ve bunun gibi homoseksüellikle ilgili çirkin ve sapkın sözler çok fazla var Mesnevi’de. Ayrıca dine,Allah’a Kuran’a,kadınlara ve peygamberimize de çok çirkin ve yakışıksız sözlerin sonradan  eklendiğini görüyoruz. Dileyenler rahatlıkla Mesnevi’den bu bölümleri inceleyip kendi gözleriyle de görebilirler.  Hükümetimizden ricamız, dine,örfe ve kültürümüze tamamen zıt olan bu sözlerin çıkartılmasıdır. Kültür Bakanlığının bu tehlikeyi nasıl göremediğini anlamak ise hayli güç.
      İngiliz Derin Devleti’nin adamları İslam’ın yerine içinde cinsi sapıklık bulunan Rumi’liği getirme gayretindeler. Bir de üstüne, Darwinizmi dayatıyorlar. Bu kişiler Türkiye’ye gelip konferanslar veriyor, bazı yazar ve siyasilerle görüşüyorlar. Hükümet bu olaya mutlaka el atmalıdır. Gizli bir elin Gizli faaliyetleri şu anda ülkemizin üzerinde tuzaklar kurma çabasında olduğu görülüyor. Chatham House’un elemanlarını araştırdığımızda hepsinin de homoseksüel olduğu ve ayrıca Biz Rumi’yiz dediklerini görüyoruz. Hem Rumi, Hem homoseksüel hem de Darwinisttir bu kişiler. Bu kişilerin İslamla uzaktan yakından alakası yoktur. Allah bu pisliğe bulaşanlara ve bunu toplumda yaymak isteyenlere lanet etmektedir. Bir müslüman asla ve asla bu pisliğe bulaşamaz.
Çirkin utanmazlıkların (cinsi sapıklık) iman edenler içinde yaygınlaşmasından hoşlananlara, dünyada ve ahirette acıklı bir azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmiyorsunuz. (Nur Suresi, 19)
“Maajid Nawaz, Asif Lahore, Arya Alaga, Peter Tatchell, Ed Husain, Usama Hasan Sayeda Warsi bu kurumların belli başlı kişileridir. Bu kişilerin deşifre olması hayatidir. Gizli bir şekilde faaliyetler yürüttüklerini düşünen bu kişilere karşı tüm İslam alemi dikkatli olmalıdır. İslam’a sokulmak istenen tehlike çok çok büyüktür. Bu pislik akıma karşı hep birlikte ilmi mücadele içinde olmalıyız. Çok ilginç değil mi ? Bu kişiler hem Darwinist, hem Rumi hem de homoseksüelliği savunuyorlar. Bu, bilinçli bir yapılanmanın yapıldığını bize gösteriyor. Daha onlarca kişi bu kurumlara direk veya dolaylı yoldan çalışmaktadır. Türkiye’de de bazı siyasi ve yazarları kendi taraflarına çektiklerini görüyoruz.  Allah’ın izniyle bu fitnede bertaraf olacaktır. Biz yeter ki Allah’a güvenip, Kuran’ın yolundan ayrılmayalım. Güzel vatanımız Türkiye’ye karşı kurulan bu oyunlar da elbette bozulacaktır.

Share
348 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2