logo

İslam Ordusu kuruldu, Papa ve Patrik tutuştu!


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

962 yıllık bir ayrılığın ardından Katolik ve Ortodoks Hristiyanlarının ruhani liderleri Papa Francis ve Patrik Kirill’in bir araya gelmesi, ‘İslam Dünyası’nda’ ve özellikle de ülkemizde üzerinde fazla durulmadı. Üzerinde fazla durulmaması bende, gelişmenin öneminin pek de anlaşılmadığı, algılanmadığı izlenimini yarattı.

Rus Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill ile Papa Francesco’nun kucaklaşması esnasında “Patrik Kirill’in, “Artık her şey daha kolay olacak” ifadesi aslında işbirliğinin ne denli önemli olduğunu göstermeye yetiyor sanırım. Bu ifadenin açılımını… ‘İslam Dünyasına yönelik sürdürülen asimilasyon ve yok etme politikasını daha güçlü bir şekilde yürüteceğiz.’ Özellikle de Suriye özelinde ‘Türkiye’ye karşı ortak hareket ederek önünü daha kolay kesebileceğiz’ şeklinde okudum.

  Katolik ve Ortodoks Hristiyanlarının ruhani liderlerinin yaklaşık bin yıllık ayrılığın ardından bir araya gelmelerinin sebebi nedir?

Katolik ve Ortodoks Hristiyanlarının ruhani liderlerinin (BİN) yıllık ihtilaflarını bir tarafa bırakarak bir araya gelmeleri tesadüf değildir elbette. İslam ülkelerinin, Türkiye’nin önerisi ve teşvikiyle ‘İslam Ordusu’ adı altında ortak bir operasyon ordusu kurmalarının ardından gerçekleşmesi ise manidardı!

Küresel güçler, kurulan ‘İslam Ordusu’nun’ Suriye’deki zulme daha fazla kayıtsız kalmayacağı, burada ki terör örgütlerine karşı operasyon düzenleyeceği, Suriye’deki kaosa bir son vermek için müdahil olacağını öğrenir öğrenmez bin yıllık ayrılığa son verdiler.

Yine bu bağlamda Suriye’deki Esad güçleri ile muhalifleri Cenevre ve Almanya’da bir araya getirip uzlaşı aranıyor havası yarattılar. Amerika ve Rusya önderliğinde oynanan bu oyun, Suudi Arabistan ve Türkiye liderliğinde kurulan ‘İslam Ordusu’nun’ Suriye’de planladığı operasyonu ne ölçüde engelleyeceğini süreç içerisinde göreceğiz. Şahsi kanaatim ‘İslam Ordusu’nun’ müdahalesinin er veya geç gerçekleşeceği yönündedir. Bu müdahale ilk etapta muhaliflere silah yardımı şeklinde gerçekleşecek. Başarı sağlanamadığı takdirde DAEŞ, PYD ve YPG gibi terör örgütlerine yönelik kara harekatı yapılacağını düşünüyorum.

Amaçlanan harekatın temel amacı Suriye’deki terör örgütlerinin ve Esad rejiminin etkisiz hale getirilmesinin yanında; Suriye’yi, Türkiye’nin başına bela etme projesinin önüne geçmektir. Türkiye’nin, bir oldubittiye getirilmek suretiyle ‘kırmızı çizgimiz’ ilan ettiğimiz Fırat’ın batısında; PKK’nın Suriye kolu olan YPG/PYD’ye bir terör devleti kurdurulması ihtimalinin önüne geçmektir. Kısacası, Türkiye’ye YPG/PYD’li bir terör devleti ile komşu olacağımız yeni bir harita dayatılmasına engel olmaktır.

Ümmetin geleceği ve huzuru anlamında çok önemli bir adım olarak değerlendirilen ‘İslam Ordusu’ oluşumunda Suudi Arabistan’ın Türkiye’den sonra en önemli payının olması birçok kimsenin nezdinde gerçekçi ve inandırıcı bulunmayacağını tahmin etmek zor değil! ABD’nin Ortadoğu’daki en sadık müttefiki olarak bilinen Suudi Arabistan; eski kralı Kral Abdullah’ın ardından göreve gelen Kral Salman ile birlikte bambaşka bir kimliğe büründü. Kral Salman, geçmişte olduğu gibi ABD’nin arka bahçesi olarak anılmaktan duyduğu rahatsızlığı icraatlarıyla belli etti. Kral Salman ve Recep Tayyip Erdoğan İslam dünyası ve Ortadoğu’nun geleceğine dair benzer vizyona sahip iki lider olarak Müslümanlara umut oldular.

Suudi Arabistan’da, Kral Salman ile başlayan bu büyük değişim ABD’yi çok rahatsız etmiş olacak ki, kendisine yönelik başarısızlıkla sonuçlanan bir suikast girişiminde bulunuldu.

Suudi Arabistan’da meydana gelen bu eksen kayması; Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana ilk defa İslam dünyasının, Türkiye’nin önerisi ve teşvikiyle bir araya gelip ‘İslam Ordusu’ adı altında ortak bir operasyon ordusu kurmalarına katkı sağladı.

İslam Ordusu’nun kuruluşu, Aralık ayının ortalarında dünyaya duyuruldu. Suudi Arabistan’ın öncülüğünde kurulan ‘İslam Ordusu’ aralarında Türkiye, Mısır, Pakistan, Ürdün, BAE, Bahreyn, Bangladeş, Filistin, Katar, Fildişi Sahili, Kuveyt, Lübnan, Libya, Nijerya, Yemen. ve Malezya’nın da bulunduğu 34 Müslüman ülkeden oluşuyor.

Yaklaşık yirmi ülkeye ait birliklerin katılacağı ilk tatbikat, Suudi Arabistan’ın kuzeyindeki Hafer el-Batın iline bağlı Kral Halid Askeri bölgesinde yapılacak olması oluşumun ne denli önemsendiğinin bir ispatıdır.

Oluşumun içinde yıllardır bir araya gelemeyen, bir birlerine düşman olan ülkelerin dahil olması geleceğe dair ümitlerimizi artırmaktadır. İki yıl önce yazdığımMüslümanların Düştükleri İçler Acısı Halin Sebebi ve Çözüm …yolları” adlı makalemde de belirttiğim gibi Müslümanların içine düştükleri bu çıkmazdan kurtulmaları için yapmaları gereken temel şeylerden biri, güçlü bir “İslam Birliği” oluşturmalarıydı. Böyle bir birliğe giden yolda ‘İslam Ordusu’ oluşumu önemli bir aşamadır.

Bu birliğin gerçekleşmemesi için küresel aktörler boş durmuyor, bundan sonra da durmayacaklardır. Bu birliğin oluşması için İslam dünyasına liderlik yapan Türkiye, onların öncelikli hedefindedir. Türkiye’yi yıldırmak ve diz çöktürmek için ‘Gezi kalkışması’ ile başlayan operasyonel bir süreç yürütmektedirler. Bu süreçte malumunuz olduğu üzere 17- 25 yargı darbesi, Suruç intihar saldırısı, Ankara Gar’ındaki terör eylemi, ‘hendek savaşları’, geçtiğimiz gün yine Ankara’nın kalbinde Askeri servis araçlarına yönelik bombalı saldırı ile Haziran ayından bu yana değişik şehirlerimizde emniyet güçlerimize yönelik kahpe saldırılar bu sürecin birer parçasıdır.

Suriye’de, Irak’ta, Filistin’de ve benzer birçok yerde çıkarlarına çomak sokan yeni bir güç istenmemektedir. Yıllardır kendi çıkarları doğrultusunda ‘Müslüman’ ülkeleri sömüren, birbirine kırdıran ve kendi sosyo-ekonomik çıkarları doğrultusunda yönetme arzularına itiraz eden bir Türkiye’ye…  Mazlum insanları öldüren, kan ve gözyaşı üzerinde saltanat süren güçlere ‘One Minute’ çıkışı ile dur diye haykıran…  Yıllardır BM ve NATO’yu bu çıkarları doğrultusunda kullananlara, hem de BM toplantısında yüzlerine karşı “BM neye yarar. 5 tane daimi üyenin dudakları arasına kilitlenmiş olan bir dünya, adil bir dünya olamaz. Dünya 5’ten büyüktür” 5’ten büyük olan dünya artık görevini yapması lazım.” diye haykıran bir Türkiye’ye tahammül edilemezdi!

    Ankara’da yaşanan son terör saldırısı ve daha öncekileri ile bundan sonra da yüksek muhtemel olan terör eylemlerinin arkasında Türkiye’nin kendisine biçilen ‘itaatkarlık’ rolünü terk ederek bölgeye rol model olma, ‘süper güç’ olma hedefinin yattığını aklımızdan çıkarmayalım.

Papa, Patrik, ABD, Rusya, İran, BM, NATO, AB ve bunların piyonları olan DAEŞ, PYD, YPG, PKK, HDP, Hizbullah ve Esad nasıl ki Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasını, İslam dünyasının birlik yolunda ilerlemesini engellemek, Türkiye’ye diz çöktürmek için bir araya gelebilmişlerse, bizlerde başta ülkemizin olmak üzere tüm İslam dünyasının huzuru, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı için devletimizin (Hükümetimizin) yanında ve arkasında olmalıyız.  Bu süreçte büyük bedeller ödemek zorunda kalsak da asla yılgınlığı düşmeyelim! Birlik ve beraberliğimizi güçlü tutarak düşmanlarımızın planlarını bozalım.

Unutmayalım ki Türkiye, Dünya mazlum halklarının ve İslam dünyasının son ümididir! Bu ümidi yıkmayalım!

Başta ülkemiz olmak üzere tüm İslam dünyasında yaşanan sıkıntılar, dökülen kan ve akıtılan gözyaşı, Müslümanların yaşadığı doğum sancısıdır! Allah’ın izni ve inayetiyle zafer inananlarındır ve zafer yakındır!

MEHMET ZENGİN

21/02/2016

 

Share
1637 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

İslam Ordusu kuruldu, Papa ve Patrik tutuştu!” için 3 Yorum

  1. Cihan : diyor ki:

    ABD ve Rusya sizin öngörünüze bir ön almışa benziyor. Böyle bir müdahale onların çıkarlarına uygun olmadığı için ateşkesi zorladılar…Bu güçler menfaati gereği 5 yıl insanların ölmesine göz yumdu. Bugün dengelerin değişme olasılığına karşı ateşkesi ilan ediyorlar..

  2. Kemal : diyor ki:

    Umarım sizin öngörünüz doğru çıkar ve Müslümanlar huzura kavuşur. Ancak öngörünüz şuan halihazırdaki Müslümanların gerçekleştirebileceklerine inanmıyorum. İslam dünyası buna hazır değil.

  3. hasan : diyor ki:

    Ne kadar sürdürülebilir olduğunu göreceğiz,ancak İslam Ordusu adında böyle bir oluşumun kurulmuş olması ümit verici gelişme olarak değerlendirmek gerek. Böyle bir gelişme yazınızda da belirttiğiniz gibi Hristiyan dünyasını ve küresel güçleri rahatsız etmiş gibi görünüyor! Recep Tayyip Erdoğan’ın müthiş liderlik yetenekleri sayesinde Ortadoğu’da ve Dünya’da taşlar yerinden oynuyor. Umarım ve dilerim ki, bu gelişmeler gelecek yıllar için ülkemiz ve İslam Dünyası için hayırlara vesile olur….

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kıbrıs nasıl bölündü

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rum lider Anastasiadis Cuma günü yaptığı açıklamada, müzakere masasına dönmek için masaya iki koşul koydu ve Kıbrıs’ın ana bölünme nedeninin “Türk askeri, garantiler ve müdahale hakları” olduğunu belirtti. Herhalde Anastasiadis, kendinden başka herkesi aptal zannediyor ve bıkmadan usanmadan Kıbrıs konusunun 1974 yılında, Türk Askerinin adaya ayak basmasıyla başladığı yalanını, ciddi ciddi iddia ediyor ve yaymaya çalışıyor.  Gerçekte 20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleştirilen Mutlu Barış Harekatı, 15-22 Ocak 1950 tarihleri arasında yapılan Plebi...
  • Bir Olmadan Diri Olamayız!

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gün gün şahit olduğumuz olaylar Deccalî tuzakların büyüklüğünün ve fitnesinin boyutlarını gösteriyor. Ancak biz gaflet içinde, nefsâni tartışma ve çekişmelerle vakit öldürüyoruz. Oysa dünyanın her yanında akan her damla kandan, zulme uğrayan, yaralanan ya da hayatını yitiren her insandan sorumluyuz. Suçluyuz da biz; hakkı, hakikati, iyiliği, barışı hâkim kılmak için birleşmek ve "kurşunla kaynatılmış" gibi birlikte mücadele etmeyi sorumluluk olarak kabul etmediğimiz için! Birlik olmayı önemsemediğimiz için! Yüce Allah buyuruyor: “Size ne ...
  • AB’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ.

    23 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ. Bir tarafta önsözü ’ÇANAKKALE’ olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, diğer tarafta tarihin her sayfasında Türklerden ders almış emperyalist devletler topluluğu. Türk Milleti, Düvel-i Muazzama ya diz çöktürerek Lozan’ı gerçekleştiriyor. Devamında yurtta sulh cihanda sulh parolası ile ‘’Kimsenin bir karış toprağında gözüm yok’’ diyor. Avrupa Birliği içindeki emperyalist güçler ise Lozan’ın rövanşını almak için her fırsatta ülkemizi bölmek adına plan ve haritalar hazırlıyor, yayınlıyor ve yayınl...
  • Efendimiz (s.a.v)

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     Bir gün Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz onları abası ile örttü, sonra şöyle buyurdu: “Yarabbi! Bunlar benim Âlim ve Ehli Beytimdir. Bunlara bereket ihsan eyle, bunları benim örttüğüm gibi sen kendilerini rahmetinle mağfiretinle setreyle. Hakikat ben bunları çok seviyorum, sende sev, sevenleri de sev, sevmeyenleri de sevme.” buyurdu. Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz’in siyah aba ile örttükleri şunlardır: Hz. Ali (r.a), Hz. Fatımatüzzehra (r.anha), oğulları Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a). (İbn Sa’d, VI, 360, 362.)     Hz.Ali (r.a) Sıffin harbine g...
UA-36507442-2