logo

İSLAM MEDENİYETİ MERHAMET MEDENİYETİDİR


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
Orhan Arslan
İSLAM MEDENİYETİ MERHAMET MEDENİYETİDİR


Yeryüzünde yaşanan onca, olumsuzluktan sonra; bu cümleyi, avazımızın çıktığı kadar, bağırarak herkese duyurmak istiyorum. Evet, İslam Medeniyeti, merhamet medeniyetidir. Günümüz Dünyasında, eksik olan ve unutulan en önemli özellik; merhamet duygusudur, acıma hissidir. Sevgisizliktir, şefkatsizliktir.

Bu medeniyetin temsilcisi olan, torunlarına; merhametsizliğin zirvesini yapmak; Dolayısıyla, O medeniyetten intikam almaktır…

Tarihte, bu medeniyetin hakim olduğu zamanlara bakın; en öne çıkan özelliğin merhamet, duygusu olduğunu göreceksiniz. Bu medeniyetin ana ilkesinin; sevgi, şefkat, acıma, yaraları sarma, yanında olma, gibi özellikleri taşıdığını görürsünüz. İnançları, bunu gerektirmektedir.

Kurulan vakıfların, müesseselerin, tek amacı; İnsanları, başkalarının merhametine bırakmadan; özgürce yaşamasını sağlamaktır. En yakın OSMANLI tarihi, bunun yüzlerce örneği ile, doludur. Yoksul ve yardıma muhtaç insanları, bağrına basan vakıflardan; hayvanların hayatının, devam etmesine yardımcı olan vakıflara kadar; Hayatın her alanına nüfuz etmiş, vakıflara rastlarsınız. Hatta, isimlerini bile duyduğunuz zaman; sadece isminin, ifade ettiği mana, zaten sizi hayrete düşürür.

Bu anlayışta olan, bir Devlet yönetimi; asırlarca ayakta kalabilir. Dayanağının merhamet, şefkat ve sevgi unsurlarından olmadığını gördüğünüz devletler; tarihin derinliklerine gömülmüşlerdir. Adları, şanları, unutulmuştur. Bugün, o medeniyetin nişaneleri olarak; kuş evleri, sadaka taşları, imaretler, aş evleri, hala diriliğini ve canlılığını korumaktadır. Adeta, biz; O medeniyetin kalan temsilcileriyiz, diye haykırmaktadır. Hele, bir borç silme geleneğimiz vardır ki; üzerinde düşünmek gerekir. Hali, vakti yerinde olanlar; belirli zamanlarda; esnafın yanına giderek; kendilerini tanıtmadan; tanımadıkları, bilmedikleri, yoksul ve yardıma muhtaç insanların, defterlerde yazılı olan borçlarını ödeyerek, sildirirler.

Zaten, zekat müessesi; bu anlayışın, atar damarıdır. Hatta, daha ötesi; insanlar infak yapmaya teşvik edilmiştir.

Bugün, sözde İslam topluluklarına bakarak; İslam medeniyeti hakkında yorumlar yapmak yanlıştır. Son yüz yılda, Müslüman topluluklar üzerinde oynanan, oyunlar bellidir. Sömürücü ve emperyalist güçler; kendi hakimiyetlerinin devam etmesi için; Bu medeniyetin izlerinin silinmesini, yaşanabilir olmasının; önünün kesilmesini hedeflemişlerdir. Bu anlamda bütün güçlerini kullanarak; adının bile anılmasından rahatsız olmuşlardır. Ellerinden geldiği kadar; O büyük medeniyetin tanınmasına ve tanıtılmasına yönelik çaba ve gayretlerin, önüne; engeller koymuşlardır. Kendi imparatorluklarının, devam etmesi için; bu engellemeleri yapmak şarttır.

Bu anlamda, yakın tarihimizin düşünce adamlarından Cemil Meriç, şu veciz ifadeyi kullanmıştır.”Şeytan, insan için ne ise; İngiltere, Dünya için, odur” Batılının ve emperyalist güçlerin konumunu; ne kadar güzel ifade etmiş, Üstat.

Bu bakış açısından hareket ederek; günümüz İslam topluluklarına baktığımız zaman; o parçalanmışlığı, bölünmüşlüğü, görebiliriz. Yaşadığı çağlara damga vuran, Bir asil medeniyet; tüm unsurları ile hedef alınmıştır. Buna ek olarak; Günümüz İslam dünyasının bu hale düşmesinin, nedenleri; çoğaltılabilir, çeşitlendirilebilir. Ancak, ana fikrin bu olduğu, düşüncesindeyim. Çünkü, O muhteşem medeniyeti kurabilmek için; İslam inancını; öngördüğü şekilde yaşamak gerekir. O zaman, O muhteşem medeniyet, ortaya çıkar. O nedenle; yetişen nesiller;” İslam inancından uzaklaştırılmalıdır.” İlkesi, batılı devletler tarafından hayata geçirilmiştir. Tam tersine; İslam, kavramı ile; şiddet kavramının, yan yana ifade edildiği, adeta iç, içeymiş gibi gösterildiği, senaryolar düzenlenmiştir. Kimi bu senaryolar hayata geçirilmiştir.

Bugün, Dünyanın neresinde, olursa olsun; sade bir vatandaşın kafasında; İslam kavramı ile, şiddet kavramı, aynı mana ifade eden, bir kavram olarak, algılanmaktadır. Dünyaya, bu mesaj iletilmiştir. İnsanlar, İSLAM kavramından korkar, hale getirilmiştir. Kısacası, planları tutmuştur.

Yanı başımızda, hemen sınırımızda olan, olaylar; bunun belgesi, özelliğini taşımaktadır. Bu kargaşa içerisinde; farklı bir olay olarak; pkk terör örgütü Ülkemizin gündemini meşgul etmektedir. Çünkü; Türkiye insanı, tarihte devletler kurmuş bir geleneği olan, neslin torunlarıdır. O halde; O nesli sadece, Tüm Dünya üzerinde oynanan; İslam ve terör kelimelerinin içi, içe geçirildiği olaylar ile ikna etmek yetmez. O halde, O Ülkenin başına; yerel anlamda uğraşacağı bir bela açmamız gerek, dediler. Bu belanın adı da; karşımıza, pkk, olarak çıktı. Hesap bu kadar basittir.

O nedenle, Bizler; Hem Dünya üzerinde, oynanan oyunlar ile; İslam kavramı ile, terör kavramının yan yana telaffuz edilmesinin yanlışlığının, doğru bir değerlendirme olmadığının, mücadelesini veriyoruz. Hem de; pkk, terör örgütü ile, uğraşıyoruz. Şimdi anladınız mı? Bizimle, ne kadar çok uğraştıklarını… Bu adı konulmayan savaş; ekonomiden, psikolojiden, siyasi alana kadar; soğuk savaştan, algı savaşına kadar, her alanda devam edecektir, devam etmesi gerekmektedir. İçten ve dıştan işbirlikçileri, aynı yerden yönlendirilmektedir.

Böyle olaması gerekiyor. Ola ki; Bu nesil, Muhteşem Medeniyeti besleyen ana damarları keşfeder, O damarlarla tanışık olur… Bundan korkuyorlar… Böyle olmaması için; önünün kesilmesi gerekir. Tam tersine; yalan, yanlış şeylerle; Tarihinin, O medeniyetin karalanması, küçük düşürülmesi, aşağılanması, alaya alınması gerekir… Bu anlamda projelerin hayata geçmesi şarttır… Tüm güçleri ile; bu tür çalışmaları desteklemektedirler…

Ne kadar büyük bir medeniyete sahipmişiz. Yaklaşık bir asırdır, yok etmek için; her taraftan saldırıyorlar… Amma, Necip FAZIL’ IN deyimiyle; ”Ceketimizin astarında; Güneşi ve ışınlarını kaybetmeye, niyetimiz, yoktur… ” Bu böyle biline…

Share
286 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir Olmadan Diri Olamayız!

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gün gün şahit olduğumuz olaylar Deccalî tuzakların büyüklüğünün ve fitnesinin boyutlarını gösteriyor. Ancak biz gaflet içinde, nefsâni tartışma ve çekişmelerle vakit öldürüyoruz. Oysa dünyanın her yanında akan her damla kandan, zulme uğrayan, yaralanan ya da hayatını yitiren her insandan sorumluyuz. Suçluyuz da biz; hakkı, hakikati, iyiliği, barışı hâkim kılmak için birleşmek ve "kurşunla kaynatılmış" gibi birlikte mücadele etmeyi sorumluluk olarak kabul etmediğimiz için! Birlik olmayı önemsemediğimiz için! Yüce Allah buyuruyor: “Size ne ...
  • AB’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ.

    23 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ. Bir tarafta önsözü ’ÇANAKKALE’ olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, diğer tarafta tarihin her sayfasında Türklerden ders almış emperyalist devletler topluluğu. Türk Milleti, Düvel-i Muazzama ya diz çöktürerek Lozan’ı gerçekleştiriyor. Devamında yurtta sulh cihanda sulh parolası ile ‘’Kimsenin bir karış toprağında gözüm yok’’ diyor. Avrupa Birliği içindeki emperyalist güçler ise Lozan’ın rövanşını almak için her fırsatta ülkemizi bölmek adına plan ve haritalar hazırlıyor, yayınlıyor ve yayınl...
  • Efendimiz (s.a.v)

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     Bir gün Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz onları abası ile örttü, sonra şöyle buyurdu: “Yarabbi! Bunlar benim Âlim ve Ehli Beytimdir. Bunlara bereket ihsan eyle, bunları benim örttüğüm gibi sen kendilerini rahmetinle mağfiretinle setreyle. Hakikat ben bunları çok seviyorum, sende sev, sevenleri de sev, sevmeyenleri de sevme.” buyurdu. Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz’in siyah aba ile örttükleri şunlardır: Hz. Ali (r.a), Hz. Fatımatüzzehra (r.anha), oğulları Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a). (İbn Sa’d, VI, 360, 362.)     Hz.Ali (r.a) Sıffin harbine g...
  • Ümmetin namusu olan Mescid-i Aksa öksüz ve yetim!

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    14 asırdır İslam’ın Haremi, Müslümanların izzeti, onuru ve namusu olan ve içinde Mescid-i Aksa’yı barındıran üç Harem-i Şerifinden birinin de yer aldığı kutsal topraklar Kudüs-ü Şerif; üzerine ölü toprağı atılmış, onur ve haysiyetlerini küresel güçlere satmış rejimlerinin ihanetleri nedeniyle yaklaşık 50 yıldır ‘Siyonist’ eli kanlı İsrail’in işgali altında. İsrail, İslam dünyasının basiretsizliği ve korkaklığından yararlanarak geçtiğimiz Cuma günü 50 yıllık işgalini bir adım daha öteye taşıdı. 50 yıllık işgal tarihinde ilk kez Mescid-i Aksa,...
UA-36507442-2