logo

İSLAM GÜZELLİKLERİN YAŞANDIĞI DİNDİR


Hüseyin UÇKUN
huseyinuckun@mail.com
  İslam, Allah’ın sonsuz merhametinin ve şefkatinin dünyamızda  tecelli ettiği huzurun, barışın ve güvenin yaşandığı bir hayatı yaşamamız için indirilmiş bir dindir. Bu güven ve huzur ancak, Kuran’da belirtilen ahlak ile hayata geçirilebilir. Rabbimiz bir ayetinde şöyle buyuruyor bizlere;
“Ey iman edenler, hepiniz topluca “barış ve güvenliğe (Silm”e, İslam”a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. “ (Bakara Suresi, 208)
       Demek ki barış ve güvenlik için rehberimiz Kuran olmalı. Rabbimiz bize bu şekilde öğüt veriyor. Samimi bir şekilde O’na yöneldiğimizde aklımızı hidayetimizi basiretimizi ferasetimizi arttıracaktır. Bizler yalnızca samimi olmalıyız. Bütün kapıları açacak olan anahtar budur inşaAllah.
      Toplumda genel olarak bilinen İslam, Kuran’ın dışındaki bir ahlakı anlatmaktadır bizlere. Sevginin yerine nefretin hakim olduğu bir din anlayışına kuşkusuz İslam denilemez. Günümüzde mezheplerin tarikatların hatta aynı cemaatten olanların dahi birbirlerine düşman durumdadırlar. Olaylara Kuran ahlakı ile bakılmadığında bencil, egoist ve menfaatine yönelik çıkar çatışmaları yaşanmakta. Oysa ki Allah, Müslümanları tarif ederken, cömert, tevazu sahibi, alçak gönüllü, merhametli, şefkatli, sevgi dolu ve dost canlısı bir insandan bahsetmektedir. Kuran, samimi olarak okunduğunda Allah, mutlaka kalpleri yumuşatmakta enaniyet, kibir ve gururları yok etmektedir. Bütün sır samimi bir şekilde Allah’ı düşünmekten geçmektedir. Sonsuz güç sahibi Rabbimiz bizlere asla zulm etmez. Ancak best online casino bizler kendimize zulm ederiz. Bu nasıl olur peki ? Samimi bir şekilde Rabbimize yönelmez ve samimi bir şekilde Kuran ahlakını yaşamaya gayret etmez isek işte o zaman hayatımız içinden çıkılmaz bir yaşama dönüşür. Güvenin, sevginin, neşenin, kalitenin,dostluğun,şefkatin yaşandığı ve anlatıldığı İslam ahlakı üzerimizde zuhur etmemiş olur. Kendi kendimize belaları üzerimize çekmiş, Allah’ın rahmetinden uzaklaşmış oluruz.  Müslüman denilince tüm dünyada akıllara, neşenin, kalitenin, güvenin, şefkatin merhametin, dostluğun yaşandığı örnek bir din sunulmalı ve gösterilmelidir. Bunu tesis etmekte hepimizin görevidir.
Çok önemli sırlar içeren aşağıdaki ayetin üzerinde derin düşünelim;
“Allah, içinizden iman edenlere ve salih (samimi) amellerde bulunanlara va”detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl “güç ve iktidar sahibi” kıldıysa, onları da yeryüzünde “güç ve iktidar sahibi” kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. “ (Nur Suresi, 55)
Sevgilerimle

Share
554 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

İSLAM GÜZELLİKLERİN YAŞANDIĞI DİNDİR” için 1 yorum

  1. Bilenler Söylesin: İslam Nedir?

    Ortadoğu’nun karışıklığa düşmesi, buraların İslam coğrafyası olarak tanınması, İslam’ın ne olduğunun bilinmesini zorunlu kılıyor. İslam’ın ne olduğunu anlatacak olanlar alimlerdir, bilginlerdir. Alim ve bilgin kimselerden bazıları İslam’ın ne olduğunu kendi çaplarında anlatmaya çalışıyorsa da, ezberden ahkam kesen hocalar sebebiyle İslam’ın dünya kamuoyuna anlatılması mümkün olmuyor.

    Papa Francis İstanbul’a geldi; Ortodoks Patriğin ayinine katıldı; Sultanahmet Camii’nde duaya durdu. Giderken, müslüman etiketlilerin terör oluşturması konusu açıldığında, ”İnanarak söylüyorum: Tüm İslamcılara terörist denemez. Hıristiyanlarda da aşırıcılık yok değil diyemeyiz mesela” dedi. Sultanahmet Caii’nde ”Tanrım, savaşları bitir” dediğini, Türkiye için, barış için, herkes için dua ettiğini söylemeyi de ihmal etmedi. ( Bkz: http://www.hurriyet.com.tr/dunya/27683966.asp ) Papa’nın ”inanarak söylüyorum” demesi, İslam hakkında doğru bilgi edindiği anlamını taşıyor. Eğer onun ”herkes için ve barış için…” ifadesine dikkat edilirse, İslam’ı kargaşanın ve savaşın zıttı olarak anladığına hükmedilir.

    Türkiye’nin hacıları, hocaları, müftüleri, şeyhleri ve efendileri de öyle anlıyorlar mı acaba?

    Sosyolog Ali Bulaç; ”Genel din algısına bağlı olarak İslam’a ilişkin algı ve telakkilerde sorunlar yaşanıyor” diyor ‘İslam nedir?’ başlıklı yazısında. Bkz: http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/islam-nedir_2261241.html

    İslam’ın yanlış algılandığı teşhisini güzel yapmış Ali Bulaç. Ama sebebinin ne olduğunu açıklamamış. İslam’ın yanlış algılanmasının sebebi, İmam-Hatip okulu ve İlahiyat fakültesi sıralarından geçenlerin, duyduklarını papağan gibi ezberlemeleri olmasın sakın! Bu kimseler, diyanet kadrolarında yer edindiklerinde, ezberlerindekileri hararetli biçimde dışa vuruyorlar ki, bu vuruş, dinleyenlerinin nefislerini okşamaktan öte bir işe yaramıyor.

    Bugün, Diyanet mensuplarının ve cemaat ileri gelenlerinin ‘İslam’ dendiğinde ilk sarfettikleri kelam ‘Kur’an’ ve ‘sünnet’ oluyor. Ama, hafızalarına bundan başka sözcük girmediği için lafları Kur’an ve sünnet oluyor. Yoksa, Kur’an ile topluma verilen mesajın anlaşılmasına adı geçenlerin yanaştığı yok.

    Sünnet; Hz. Muhammed’in Kur’an mesajı çerçevesinde uyguladığı yaşam biçimi demektir. O zat’ın Kur’ani reçeteyi uygulaması şartlara göre değişik olmuştur. Hz. Muhammed’in yaptığını ‘sünnet’ adı altında aynen yapılması fetvasını verenler, İslam’a oluşturulan tepkide birinci derecede amil oluyorlar.

    Kur’an-ı Kerim’de, ”Allah katında din sadece İslam’dır” uyarısı var. Günümüzün bilginleri sıkıştıklarında dile getiriyorlar bu uyarıyı. Her dile getirişte, müslüman etiketli muhataplarını ve onların peşine takılanları da İslamsız göstermiş oluyorlar. Böyle toplumlarda kargaşadan başka bir şey oluşmayacaktır elbette.

    Türkiye müslümanları uzun yıllar yönetime ‘müslüman’ olanların gelmesi arzusunu duydu. Ve sonunda müslümanlığı bayrak edinenler yönetime geldiler. İnsanların kodamanların işyerlerinde köle edilmesi, yönetenlerle yönetilenler arasındaki yaşam standardının durmadan açılması da bu yönetim ile mümkün oldu. Kanunlar toplumun yaşamını kolaylaştırmak için değil de yönetimdekilerin ve onları destekleyenlerin yaşamlarını kolaylaştırmak için yapılır oldu. Hırsız ithamına maruz kalanlar, -belki de değiller- bizim dinimizde hırsızlık yapmak yok; hak yiyeyenleri kayırmak yok, diyemiyorlar. On yıl boyunca yönetimdekileri ‘müslüman’ diye topluma lanse eden Hayerettin Karaman, aykırılıklıkların usulsüzlüklerin artmasıyla patladı; müslüman diye tanınan yöneticileri uyarmak zorunda kaldı. Bkz: http://www.internethaber.com/hayrettin-karamandan-ak-partiye-sarsici-oneri-743091h.htm

    Günümüzün bilginleri ve hocaları şu tanımı da papağan gibi tekrar ediyorlar: ”İslam, teslim olmak, barış sözleşmesi imzalamak demektir; Allah’ın peygamber aracılığıyla insanları kendisine çağırdığı dinin adıdır”. Bu tanımı yapanlar yanlış İslam algısının bertataraf edilmesini istiyorlar galiba diye düşünülebilir. Ama henüz;

    a) Teklif olmadan teslimin gerçekleşmeyeceği;

    b) Barış sözleşmesinin imzalanmasının ‘tefekkür’ ehli birinin veya birilerinin yol göstericiliği yoksa olamayacağı;

    c) Peygamberlik kurumu sona erdirildiği için, Allah’ın teslim ol mesajının alınamayacağı, idrak edilemiyor.

    Birileri birilerine teslim oluyor bu hengamda…

    Eğer toplumların İslam’a dönük algısının olumluya dönmesi isteniyorsa, bilginlerin ve hocaların bir masa etrafında toplanıp tezlerini sunmaları gerekir. Yoksa, müslüman olmayanlar, toplumu ‘İslam’ flaması altında ateşe doğru sürüklerler de haberleri olmaz.

    İbrahim Faik Bayav (02.12.2014)
    http://www.hikayeler.net/yazilar/183924/bilenler-soylesin-islam-nedir-/
    Mesajınız…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Efendimiz (s.a.v)

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     Bir gün Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz onları abası ile örttü, sonra şöyle buyurdu: “Yarabbi! Bunlar benim Âlim ve Ehli Beytimdir. Bunlara bereket ihsan eyle, bunları benim örttüğüm gibi sen kendilerini rahmetinle mağfiretinle setreyle. Hakikat ben bunları çok seviyorum, sende sev, sevenleri de sev, sevmeyenleri de sevme.” buyurdu. Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz’in siyah aba ile örttükleri şunlardır: Hz. Ali (r.a), Hz. Fatımatüzzehra (r.anha), oğulları Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a). (İbn Sa’d, VI, 360, 362.)     Hz.Ali (r.a) Sıffin harbine g...
  • Ümmetin namusu olan Mescid-i Aksa öksüz ve yetim!

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    14 asırdır İslam’ın Haremi, Müslümanların izzeti, onuru ve namusu olan ve içinde Mescid-i Aksa’yı barındıran üç Harem-i Şerifinden birinin de yer aldığı kutsal topraklar Kudüs-ü Şerif; üzerine ölü toprağı atılmış, onur ve haysiyetlerini küresel güçlere satmış rejimlerinin ihanetleri nedeniyle yaklaşık 50 yıldır ‘Siyonist’ eli kanlı İsrail’in işgali altında. İsrail, İslam dünyasının basiretsizliği ve korkaklığından yararlanarak geçtiğimiz Cuma günü 50 yıllık işgalini bir adım daha öteye taşıdı. 50 yıllık işgal tarihinde ilk kez Mescid-i Aksa,...
  • ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇMİŞTİR

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    URFAspor 2017 yılında bir alt lige düşmemiştir. URFAspor 2012 yılında küme düşmüstur. Evet...! Aslında şampiyon olduğu yıl küme düşmüştü. Siyasetin...Spora girdiği yıl...2013 yılında...Herkesin bildiği ama ses çıkarmadığı yıl. Sebeb olanlar kebab oldu ama olan URFAspora oldu. İşte o yıl URFAsporun adı, URFAsiyasetspor olmuştur. 2017 yılı..Şike'nın belgeleri ispatlı... Bizle ilgisi yok denilen adamın malum külübün resmi müdürü ispatlı. Etik..Adalet...Hukuk derken... Reisin meşhur deyimi devreye giriyor... " Atı ala...
  • Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM..

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM.. İbrâhim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara, “Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yuh olsun! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?” diye seslendi. Buna karşılık kavminin önde gelen zalimleri: “..’Eğer bir şey yapacaksanız, İbrâhim’i ateşe atıp yakın, böylece ilahlarınıza yardım edin!’ dediler.” Böylece zalimler Hz. İbrâhim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar...
UA-36507442-2