logo

reklam

Işıkları Söndürülmüş Masum Çocuklar!


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

 

Karanlığın içerisinde yüzdürülen çocuklar…

Işıkları söndürülmüş çocuklar…

Kendi ailesi içerisinde tacize ve tecavüze uğramış, uğratılmış tertemiz günahsız çocuklar…

Okudukları okullarda, gittikleri kurslarda cinsel istismara uğrayan ve de uğratılan masum çocuklar…

Başlarına gelen tüm olaylarda sessizliğe alıştırılıp, kimselere anlatılmasın diye sıkı sıkıya tembihlenen ve de korkutulan o günahsız, melek yüzlü çocuklar…

Küçük yaşlarda evlendirilen, gerdek gecelerinde bedenleri parçalanıp ölen minik bedenlere sahip çocuklar…

Cinsellikleri tek değil, çocukluklarıyla beraber var olan hayatlarını tümden istismar edilen suçsuz günahsız ve de masum çocuklar…

Zalimlerin çıkardıkları savaşlarda suçsuz bir şekilde katledilen çocuklar…

Savaşlarda öldürülen çocuklar, canlı bomba olmak üzere eğitilen minik bedene sahip çocuklar…

Minicik ellerine verilen silahlarla savaşların içerisine gönderilen tertemiz yürekli çocuklar…

Dağlara zorla çıkarılan, her tarafı kırmaya, parçalamaya ve de insanları öldürmeye zorlananlar, zorla savaştırılan, savaşların içine gönderilen, yaşadıkları toprağa karşı kin ve nefretle doldurulan tertemiz melek yüzlü çocuklar…

Var olan tüm ağır işlerde çalıştırılan minicik bedenlere sahip çocuklar…

Anne, babaları aileleri tarafından bir eşya parçası gibi satılığa çıkarılan minik çocuklar…

Gecenin zifiri karanlıklarında şehirlerin en tehlikeli sokaklarında dilenen, başıboş gezen, uyuşturucu kullanmaya ve uyuşturucu satmaya zorlanan zavallı çocuklar…

Lanetlilerin, zalimlerin, Siyonistlerin, Yahudilerin ve de insafsızların çıkardıkları savaşlardan kaçarken denizlerin derinliklerinde nefessiz kalıp boğulan minik çocuklar…

Gözleri kadar, yüreklerinden yaş gelen minik bedenlerin çığlıklarına sahip çocuklar…

Onlar ki; her biri tertemiz, masum, hiçbir şeyden haberleri olmayan cennet kokulu çocuklar…

Işıkları söndürülmüş, karanlığın içerisine atılmış, elleri kolları ve tüm bedenleri parçalanmış suçsuz günahsız ve de masum çocuklar…

Ey İnsanlık!

Sizler, şu saatte evlerinde babalarıyla oturan, masa başında kitap okuyan, ders çalışan, bilgisayarlarında oyun oynayıp internette dolaşan çocuklarınızla berabersiniz.

Yaşadığı hayata dair sizlere her daim farklı farklı ve de diğer çocuklara çok ilginç gelecek sorular soran, akşam yemeğinde beraberce aynı sofrayı paylaşan, kendi odası olup rahat bir şekilde uyuyup uyanan, yeni yeni hayata tutunup büyüyen, sizlere baba deyip gözlerindeki ışığı parlayan çocuklar…

Babalarıyla beraber şaka yaparak şakalaşıp duran çocuklar…

Beraber sinemaya giden, top oynayan, resim yapan çocuklar…

Yüreğini babasına açıp, gelecekleriyle ilgili hayallerini babalarına anlatan çocuklar…

Üzerlerine titrediğiniz, öpmeye hiçbir zaman kıyamadığınız, hayat anlamının sadece onlardan ibaret olduğunu bellediğiniz, sürekli olarak resimlerini herkesle paylaşıp gösterdiğiniz çocuklarınızla; babasız, yetim, öksüz bir şekilde hayatın tüm zorluklarına karşı savaşan, savaşların arasında kalmış, zalimlerin yaptıklarından ötürü ceza çeken, bombalanan evlerin enkazları altında kalan minik bedenleri hiç düşündünüz mü?

Ey İnsanlık!

Sizler, doğan her çocuğun geleceklerini boş vaatlerle donattığı vahşetlerin de eriten sistemlerin pazarladığı tüketim karnavalının cafcaflarına ciddi manada kapıldınız.

Bu sebeple bugün sizler ezilen, öldürülen, satılan, taciz edilen, tecavüze uğrayan, çocuk yaşlarda evlendirilen, uyuşturucuya alıştırılan hiçbir çocuğa el atmadınız. Hiçbir minik bedene el uzatmadınız. Sizler, küçücük bedenlere yaşatılan hiçbir vahşete karşı çıkmadınız, çıkmıyorsunuz ve bu gidişle de hiçbir zamanda karşı çıkmayacaksınız.

Şimdi evinizde, dışarıda, aynı sokakta, aynı mahallede, aynı şehirde, aynı ülkede ve gittikçe daha da çok zalimleşen bu dünyada büyümekte olan tüm çocuklardan gidip özür dileyin! O çocukları karanlıklar içerisine bırakmayın. O çocukların ışıklarını söndürmeye değil, aydınlatmaya devam edecek şeyler için mücadele edin.

Sizlerde karanlıklar içerisine bırakılmış çocuklara bir el uzatıp da aydınlığınız ile aydınlatmak istemez misiniz?

Aydınlatılan çocukları görmemiz dileğiyle…

Vesselam!

https://www.facebook.com/YazarMehmetKizilkaya/

 

https://www.instagram.com/mehmetkizilkaya_/

 

 

“Mehmet Kızılkaya”

 

 

 

Share
1056 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Din & Ahlâk ilişkisine dair…

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Din ve ahlâk ilişkisi tarih boyunca tartışıla gelmiştir. Kimileri Din ile ahlâkı bir tutmuş ve asla farklı düşünülemeyeceğini savunmuş, kimileri de birbirleriyle hiçbir ilişkisi olmayan kavramlar/disiplinler olduğunu ifade etmişlerdir. Nitekim geçenlerde bir sohbet esnasında “Ahlâk dinden, din ahlâktan ayrı düşünülemez. Din-ahlâk ayrımı yapmak kesinlikle yanlıştır.” İfadesi kullanıldı.   Oysa ki; Din ve ahlâk kavramları, birbiriyle oldukça ilişkili, adeta birbirinin mütemmimi (tamamlayıcısı) olan iki kavram olmakla beraber, ...
  • HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

      HER ŞEYE RAĞMEN BAYRAM MUTLULUKTUR Ülkemizde yaşanan, tüm olumsuzluklara rağmen; manevi havayı , bolca teneffüs ettiğimiz, Ramazan ayından sonra; Bayramı yaşamak, bir mutluluktur. Allah'ın müslümanlara bir hediyesidir. İnsanoğlu, Kıştan sonra, bahar sevincini nasıl yaşıyorsa; Bayram sevincini de; öyle yaşamalıdır. Özellikle, böyle zor günlerden geçtiğimiz şu zamanda; Bayramımızı coşku ile, kutlamak; bizim dışımızdaki tüm düşman ve hainlere verilecek, en güzel cevaptır. Haydi, bayramımızı kutlamaya... Haydi ,çocuklarımızı bu manev...
  • KULUN ALLAH SEVGİSİ

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah kulunu severse Behrullah Efendi "rahmetullahi aleyh", Anadolu Velilerindendir. Kabr-i şerifi Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Eksel köyünde bulunuyor. Bir gün sordular bu zata: - Allah’ın bir kimseyi sevdiğinin alameti nedir efendim? Büyük zat cevaben; - Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona iki şey nasip eder, buyurdu. - Onlar nedir hocam? - Birincisi, ona sevdiği bir kulunu, tanıtır. İkincisi, ona hayırlı bir iş nasip eder. Ve izah etti: - Yani o kimse “Allah adamları”ndan birini tan...
  • Bin kişiye üç kişi

    22 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bin kişiye üç kişi İmam-ı Rabbani hazretlerinin “kuddise sirruh” talebesinden üç kişi, bir iş için sahraya çıkmışlardı bir gün. Oralarda bir puthane gördüler. Şunu yıkalım mı diye istişare ettiler aralarında. Ve yıkmaya karar verdiler. Zira o puthanede tapınan Hindular, zaman zaman toplanıp, garip Müslümanlara eziyet ediyorlardı. Kimsecikler de yokta ortalıkta. Ve başladılar yıkmaya. Çıkan gürültüyü işiten Hindular öğrendiler bu durumu. Ve birbirlerine haber vererek koştular oraya. Yaklaşık bin kişi...
UA-36507442-2