logo

İran’la İlişkiler değişiyor


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

İran’ın nükleer programıyla ilgili Birleşmiş Milletlerin daimi üyesi beş ülke ve Almanya (P5+1) arasında yapılan müzakerelerin sonuç vermesi ile ABD ve AB, 2015 yılı sonlarına doğru İran’a uyguladıkları ambargonun ve yaptırımların kaldırılması yönünde karar aldılar. Bu karardan hemen sonra da, Birleşmiş Milletler Ocak ayı içinde resmen İran’a uygulanan ambargo ve yaptırımların kontrollü olarak kaldırıldığını açıkladı. Avrupa Birliği’nin İran petrolünü almasını kısıtlayan engel ortadan kalktı ve İran’ın bankacılık sektörlerine getirilen sınırlamalar da denetimli olarak kaldırıldı.

Bu gelişmeler sonrasında da asırların komşusu olan ve aynı bölgede yaşamlarını sürdüren İran ve Türkiye yeni bir anlayışla birbirlerine yaklaşmaya başladılar. Her iki köklü devlet de artık Batı dünyasından kendilerine bir fayda gelmeyeceğini, gelse gelse batılıların çıkarları doğrultusunda sadece şer’in geleceğinin farkındalar artık.

Bu anlayışla, İran ile Türkiye arasında, Suriye iç savaşı nedeni ile politik küskünlüğe dönüşmüş, en alt düzeye inmiş olan siyasi ilişkilerin düzeltilmesi amacı ile Aralık ayından itibaren İran ve Türkiye tarafından karşılıklı ve senkronize yoğun girişimler başlatıldı.

Bu girişimler ilk meyvesini, geçen ay içinde İran Dışişleri Bakanlığı Asya ve Pasifik’ten Sorumlu Bakan Yardımcısı İbrahim Rahimpur’un Ankara’da resmi görüşmeler yapması ile verdi. T.C. Dışişleri Bakanlığında saatlerce süren görüşmeler ve kritik tartışmalar sonucunda Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun İran’a resmi ziyaret yapması ile iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeyinin yükseltilme sürecinin başlatılması kararı çıktı.  İade-i ziyareti ise önce İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif gerçekleştirecek, sonra da İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantısı’na (YDSİT) katılmak amaçlı Türkiye’ye gelmesiyle, seviyenin en üst düzeye çıkması sağlanacak.

Bu anlaşma çerçevesinde ilk adım olarak Başbakan Davutoğlu geçen hafta içinde İran’a resmi bir ziyaret yaptı. Ziyaretin hedefi, iki ülke arasındaki diyalogu, ekonomik ve siyasi ilişkileri içinde bulunduğu neredeyse en alt seviyeden, çok daha üst seviyelere çıkarmak.

İlkbahar içinde Türkiye ve İran arasındaki Karma Ekonomik Komisyonun (KEK) 25. Toplantısı Ankara’da yapılacak. Bunun arkasından da Türkiye, İran ve Azerbaycan Dışişleri Bakanları arasında yapılacak olan “Üçlü Mekanizma” toplantısı da İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirilecek.

Bu gelişmelere paralel olarak iş dünyasında da aynı benzeri bir süreç başlamış durumda. Türk İş dünyası tüm dikkatini İran ile Türkiye arasında yaşanan siyasi iyileşmeye odakladı.

2012 yılında 22 milyar dolar düzeyinde olan iki ülke arasındaki ticaret hacmi, son yıllarda İran’a uygulanan haksız ambargolar ve yaptırımlar neden ile düşüş göstermeye başlamış, 2013’te 14,6 milyar dolara, 2014’te de 13,7 milyar dolara kadar inmişti. İran’a uygulanan ambargonun ve yaptırımların kaldırılmasından sonra Türk İş dünyası iki ülke arasındaki ticaret hacmini birkaç yıl içinde 35 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

İran, ambargoların ve yaptırımların denetim altında dahi olsa kaldırılması ile bugüne kadar alamadığı birçok mal, hammadde, ileri teknoloji ürünü ve hizmeti alabilir hale gelecek. Türkiye ise coğrafi konumu ve gelişmiş sanayisi ile İran’a lojistik olarak en hızlı hizmet verebilecek tek ülke.

İran’a ambargoların ve yaptırımların kaldırıldığı bu yeni dönemde, Türkiye ile İran’ın yapacağı ekonomik ve siyasi işbirliği, mevcut dengeleri rahat bir şekilde değiştirebilecek güce sahip olabilir.

Ata ATUN

9 Mart 2016

Share
388 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2