logo

reklam

İnsanoğlunun Mutsuz Oluşu


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

“İman etmeyen insanların hayatı, zindanın dört duvarı arasında bir yaşamı temsil etmektedir. “  (Mehmet KIZILKAYA)

 

İnsanoğlu neden her daim mutsuzdur hiç düşündünüz mü? Sizler kafa yorup hiç araştırdınız mı? Ya da hiç soruşturup, sorguladınız mı? Eminim ki kendinizden başka hiçbir şeyi ne araştırır ne de soruşturursunuz.

 

İçerisinde bulunduğumuz zaman sürecinde sevgisizliğin neredeyse tüm dünyayı sardığını, insanoğlunun birbirlerine karşı gittikçe daha da yabancılaşıp birbirlerinden uzaklaştığı çok ama çok acı bir gerçeğin göstergesidir. Büyük metropollerde yaşamakta olan insanların göz göze gelmediği hatta gelmek istemediği, hatta ve hatta birbirlerinin yüzüne bakmadığı bir duruma gelmişler.

 

Önceden yüreklerinin derinliklerinde samimi bir şekilde hissedilen sevgiyi yitiren insanların, yüreklerinin içi adeta boş bir kutudan farksız bir hal almış. Adeta içleri tamamen boşalmış, manevi anlamda tükenmişliğin dibine vurmuşlar.

 

Aşkı, sevgiyi, saygıyı ve edebi yitirdiklerinde, insanoğlunun içinde adeta korkunç bir boşluk meydana gelmektedir. Yitirdikleri sevgi, saygı, aşkın ve edebin yerine derinlerde hissedilen azap, korku, sıkıntı, gerginlik, kuşku ve de panik almış olur.  Bu acılardan, bu sıkıntılardan, bu kuşku ve paniklerden kurtulmak için birçok insan kendi bedenlerine, kendi ruhlarına, kendi yüreklerine adeta ciddi manada zarar vermiş olurlar. Başta uyuşturucu ya da aklı örten, insan bedenine ve de ruhuna zarar veren tehlikeli ve de kötü maddeler kullanmaya başlarlar. Tabi bununla beraber doğaldır ki, sonuç da aynı şekilde kötü durumlarla sonuçlanmış olur.

 

Unutulmamalıdır ki; bu kötülüklerin en büyük sebebi de imansız oluşlarından, Cenabı Allah’a inanmayışlarından kaynaklıdır. İman etmeyen insanların hayatı, zindanların dört duvarı arasında bir yaşamı temsil etmektedir.  İman etmeyen insanların zenginliği, parası, malı, mülkü, yiyeceği giyeceği vb. her neye sahip olursa da olsun bir türlü mutluluğu tadamaz, onlar asla da mutluluğu göremez ve mutlu olamazlar. Elde ettikleri her şeyi bir gün yitirecekleri korkusu içerisinde huzursuz bir şekilde yaşamlarını sürdürürler.

 

İnsanoğlunun mutsuzluğuna yol açan en büyük sebep ve neden tabi ki de Yüce Yaradanımız ve herkesin Yaratıcısı olan Cenabı Allah’tan (c.c) uzak yaşamların olmasından kaynaklıdır. Öyle ki, yaşamların detaylarını incelediğimiz vakit insanları mutsuz eden birçok sebep bulunmaktadır. Bu mutsuzlukların çözümlerine çözüm olacak en önemli şeyin Kutsal Kitabımız olan Kuran’ı Kerim de aranmadığıdır.

 

Yaşadıkları hayatın açmaz bir hal aldığını her şekilde, her durumda açık bir şekilde gören kişiler hayat tarzlarının onlara istedikleri şekilde sonuçlar vermediğini, kendilerini hiçbir şekilde tatmin etmediğini ve hatta her daim sıkıntıya soktuğunu yoğun bir şekilde hissederler.  Lakin onların kendilerince buldukları din dışı cahiliye çözüm alternatifleri onlara hiçbir şekilde hiçbir şey kazandırmamaktadır. Aksine o cahiliye alternatif yolları onları yaşamdan daha da koparmaktadır. Çünkü cahiliye sistemlerin temelleri birbirinden asla farksız değildir; mekanlar, kişiler, insanlar, koşullar ya da yaşam değişse de yaşanan kaygıların hepsi de aynı kapıya çıkmaktadır. Yaşanan kaygıların tamamı aynıdır. Yoksul, fakir, zengin ya da varlık içerisinde olan, kültürlü, kültürsüz ya da varoşlarda yaşamakta olanlar, durumları orta sınıf olanların tümünün asıl hedefi dünya hayatına yöneliktir.

 

Oysa dünya hayatının arkasından o kadar hırslı bir şekilde kaçılması ve kovalanması değmeyecek kadar kısa ve anlıktır. Unutmamalıdır ki, dünyevi olan hiçbir şey yeryüzünde kalıcı değildir; ölümle beraber kazanılan her şey yok olmaktadır. Bu sebepledir ki; nefsani bir şekilde atılmakta olan her adım insanlığı sıkıntıya sokar ve sıkıntıların içerisinde yüzdürür. Yüzdürmek ile kalmayıp en son onu kendi içerisinde boğar. Yaşamına son verir.

 

Din dışı olan cahiliye toplumların içerisinde, insanoğlunu dini yaşamaktan alıp koyan birçok telkin vardır. Bu telkinlerin içerisinde en tehlikeli olanlardan birisi dini yaşamanın çok ama çok zor olduğu şeklindeki gerçek dışı olan inanışların ortaya atılmasıdır. Bu kimselerin, gerçek dinin kaynağı olan Kutsal Kitap olan Kuran’ı Kerimden ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) sünnetlerinden öğrenmediklerinden ötürü, kulaktan dolma ve aslı olmayan birçok asılsız inancın din’den olduğunu zannetmekteler.  Dinin onların hayatlarını zorlaştıracak kısıtlamalar getireceğine inanmaktalar. Fakat gerçekte Cenabı Allah’ın dinini yaşamak, dinin getirdiği emirlerini ve söylediklerini yerine getirmek son derece kolay ve son derece de rahattır.

 

Cenabı Allah’ın bizlere pusula olarak gönderdiği ilahi kitabı olan Kuran’ı Kerim’in Bakara Suresinde “…Cenabı Allah, size kolaylık diler, asla zorluk dilemez…” ayetiyle beraber gerçeği bütün insanlığa haber vermiştir. Kutsal Kitap olan Kuran’ı Kerimdeki bütün emir ve hükümler insanoğlunun fıtratlarına en uygun ve de en iyi şekilde yaratılmıştır.  Ki hiçbirinde de ne bir zorluk ne de bir zorbalık yoktur.

 

Gerçek iman etmiş olan bir insan Kutsal Kitap olan Kuran’ı Kerim’e tabi olup, Yüce Yaradanın sınırları içerisinde yaşadığı sürece gerçekte bütün mutlulukları en iyi, en güzel ve de en üstün şekilde yaşamış olur. Kuluna beden ve can veren Yüce Allah, onun huzur ve mutluluk içerisinde yaşayacağı en güzel sistemi de yaratmıştır.

 

Unutmayın!

 

Gerçek, güzel, samimi, rahat, mutlu, neşeli ve de düzgün bir yaşam istiyorsanız eğer; ancak ve ancak samimi olarak dini yaşadığınızda bunlara kavuşabilirsiniz.

 

İnsanoğlu dünyaya ve dünya varlıklarına değil de, Cenabı Allah’a yöneldiğinde her daim huzur, güzellik ve de mutluluk bulur. Ancak O’na her daim yakın, O’na her daim dost olduğunuzda bütün sıkıntılardan kurtulabilirsiniz.  Yüreği “…sadece Yüce Yaradan olan Cenabı Allah’ın zikriyle doyuma ulaşılır. “

 

Cenabı Allah’a yakın bir şekilde olmayı, O’nu her daim hoşnut etmeyi dileyen insan, O’nu kendisini tanıttığı hak kitabı olan Kuran’ı Kerim’i okur, her daim düşünür ve yol gösterici olarak her daim ona tabi olur. İnsanların karakterlerini, yaşama bağlılıklarını, hayat tarzlarını belirleyecek olan Kutsal Kitap Kuran’ı Kerimdir. Yol gösterici olan bu kitaba uyan herkesi karanlıktan alıp aydınlığın içerisine koymaktadır.

 

Cenabı Allah’ın, Kuran’ı Kerim’in ve de son Peygamber olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) yolundan giden ve tabi olarak kazanılan her karakterde sıkıntıları, huzursuzlukları ve de kaygıları asla ama asla yaşamazlar. Kuran’ı Kerim’in ve Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v) ahlakıyla yol alan herkes de güzel ve dengeli bir yaşam, dengeli bir ruh hali ve de muhteşem güzel davranışlara sahip olacaktır. Cenabı Allah’ın bu karakteri yaşayan insanlara vereceği karşılık ise var olan güzelliklerin en güzelidir.  Çünkü Yüce Yaradan olan Allah, yaptıklarının en güzeli ile karşılık verecek olup, onları kendi fazlından fazlasıyla artıracaktır. Cenabı ALLAH, dilediğini hesapsız bir şekilde rızıklandırır. Kalpler ancak ve ancak Cenabı Allah’ı anmakla huzur bulur.

 

Yüce Yaradan olan Cenabı Allah’ın insanlara verdiği imanın gerçekliğini, Kuran’ı Kerim’in hayat pusulanız olmasını, Peygamber Efendimizin ahlakı ahlakınız olması dileğiyle…

 

Vesselam!

 

“Mehmet KIZILKAYA”

 

Share
363 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2