logo

reklam

İnsanlığın En büyük Sanatı Yüreğinde ki Merhamettir


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

İnsanoğlunun yüreğinde ki en büyük sanatı merhamettir. İnsanoğlu, samimi olan imanının derinliklerine göre sevmeye ve de sevilmeye başlar. Cenabı Allah’ın yarattığı en güzel varlıklardaki coşkuyu, sevgiyi ve de saygıyı meydana getiren yönleri fazlasıyla görülebilir; tümünden fazlasıyla haz alır. Şefkatli, dürüst, iyi ve de merhametli olmak imanın bizler için getirdiği en önemi ve de en güzel nimettir; birer de neşedir.

İnsanoğlu, Cenabı Allah’a en güzel aşk ile bağlıysa O’nun tüm buyruklarına çok titiz olmakla beraber, en çok da O’nu sever, O’na fazlasıyla, çokça saygı duyar. O insanlar kendi bencilliklerini ve de nefislerine asla ama asla düşkün olmazlar. Her daim koruyucu ve de fazlasıyla şefkatli olurlar. Kendi çıkarlarının peşinde asla koşmazlar; her daim affedici olurlar. Bilinmelidir ki kişinin yüreğinde Cenabı Allah’ın sevgi ve de merhameti yoksa bilinmelidir ki o kişi sadece kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor, asla da affetmiyor. O insanlar kedi çıkarlarıyla çatıştıkları zamandaysa sert davranmaktadırlar.

Bilinmelidir ki güzelliği de, sevginin en güzelini de sağlayan tüm özellikler Cenabı Allah’ın aşkı ve de korkusuyla beraber kazanılmaktadır. Cenabı Allah’ın sayesinde kazanılan bu güzel duygular insanoğlunun her daim daha çok şefkatli, daha çok merhametli, her daim daha çok sevecen ve de daha çok ince düşünceli olmalarını sağlıyor. Ve böylelikle güzel olan ahlakın kökenini meydana getirmektedir.

“Cenabı Allah, bütün kullarına karşı her daim şefkatli olandır.”

İnsanoğlu Rabbine yakın olduğu her dakika da O’nun sıfatları, üzerinde tecelli eder. Bütün müminlerin merhametiyle beraber şefkati de Allah’ın merhametinin bir tecellisi olduğundan Allah’ın hoşnutluğunu gözeten bir merhamet şeklidir. Burada da merhametten de aldıkları ölçü Kutsal kitap Kur’an-ı Kerimdir. Kutsal kitap Kur’an-ı Kerim dışındaki bir sistemin ölçüsü alan merhamet anlayışı, hiçbir zaman Rahmani değildir ki aksine tam bir şeytani merhamettir.

Kur’anın ahlakıyla yaşamakta olan insanoğlu, sonsuz derecede hata yapmış olsalar da sevdiğine ve de insanlığa karşı her daim merhametli ve de her konuda bağışlayıcıdırlar. Tabi burada en önemli ve de en bağışlayıcı olan da Cenabı Allah’dır ki cezayı verecek, rahmet ve de merhameti de verecek olan insan değildir. Bağışlamak çile, sıkıntı, azap içerisinde olmamalı, her daim içten olmalıdır. İntikamın şeytani bir tadı vardır; İnsanoğlu her daim şefkatle bakmalı, gönülden affetmelidir. Affetmek, bilirsiniz ki tüm müminler arasındaki sevgilerin zeminlerini oluşturmada Yüce Yaradanın bizlere sunduğu sayısız güzellik ve de nimetlerden biridir.

Mümin, insanoğlu için her daim, her şekilde iyiliğini ister. Kendilerinin sonsuz hayatını düşündükleri gibi, insanoğlunun da ahiretini düşünür; kötülüklerden her daim engellemeye çalışı, yapılan hataları uyarır. Kendileri için ettikleri dualar da her daim kardeşlerini de duaları içerisinde yer verirler. Kardeşlerini asla unutmazlar.

Sevgileri her daim Yüce Yaradanın sevgisi ve de hoşnutluğu üzerinde kurmuş olan insanlar, hata da yapılsa sevdikleri kişilere imanlarından kaynaklanmak da olan merhamet, şefkat ve de bağışlama ile yaklaşırlar.  

Yüce Yaradan için yaşanmak da olan sevgilerde merhamet, sadakat, bağışlama ve de şefkat her daim var olmaktadır. Cenabı Allah için yaşanan bütün sevgiler süresiz ve sonsuzdur. Bu sonsuz sevgi, öncelikli olarak yeryüzünde, dünyada ve de ardından sonsuz olan yaşamda devam etmeye fazlasıyla kilitlenmiştir. Müminlerin birbirlerine karşı hiçbir zaman olumsuz duygular taşımamaları ve de birbirlerine olan sonsuz sevgiler taşımaları, Rabbimizin samimi olan kullarına en güzel nimetidir. Bu güzel ve de önemli olan nimet, “ Onların yürekleri ve göğüslerin de kinden (ne kadar kötülük varsa) hepsini sıyırıp çektik, kardeşler olarak tahtların üzerinde karşı karşıyadırlar. (Hicr Suresi, 47) ayeti kerime de bildirildiği gibi, ahirette tam manasıyla yaşanacaktır.

Sevginin ve de Merhametin en önemli sanatlarından biri de kutsal kitabımız Kuranı Kerimdir.

Yeryüzünde Müslümanların her daim acı çekmelerinin sebepleri; merhameti, şefkati, sevgiyi önce çıkaracaklarına, her daim nefrete ve de kine yanaşmalarıdır. Nefisleri öfkeye, nefrete ve de kine daha çok yatkındır ki bu da daima savaşların ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Akıl ve irade ile dostluklar, kardeşlikler elde edilir her zaman. Her zaman sonuna kadar barışı, kardeşliği, huzuru, güzeli savunmak sadece ve sadece iman ile olur.

Gerçek ve de her daim kalıcı olacak bir sevgiye ulaşabilmek sadece ve sadece Kur’an-ı Kerim ahlakı ile olur. Her zaman Kur’an-ı Kerim ahlakı ile yaşanmalıdır. Yüce Yaradanın sevgisini ve de hoşnutluğunu kazanmak için güzel ahlak ortaya koyan insanlar, birbirlerini de her daim Allah’ın rızası için de severler. Böylelikle merhametin, hoş görünün, sevginin ve de şefkatin “Cenabı Allah’ın” dilemesiyle birlikte bütün toplumların geneline yayılmış olur.

Merhamet, bütün insanlığın en güzel, en önemli ve de en verimli sanatsal çalışması olması dileğiyle,

Vesselam…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
510 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KUŞ ile DERVİŞ

    18 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " KUŞ ile DERVİŞ Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar... "Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın?" Derviş kendini savunur.. "Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı." Bunun üzerine, Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki... "Bak, bu adam da haklı. Sen...
  • TEVHÎD ve MÂRİFET

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    TEVHÎD ve MÂRİFET Tevhîd, kadîm olanı (başı ve başlangıcı olmayanı), hâdis (sonradan) olandan ayırmak ve bundan (hâdis olandan) O’na (kadîm olana) yönelmektir. Kadîm olan yalnızca Allah Teâlâ olduğu için, tevhîd yalnızca O’nu görmek ve O’nu duymaktır. O’nunla birlikte hâdis olan şeyleri ve hatta kendi varlığını da görüp hisseden bir kimse, farklı mahiyetteki iki şeyi görüp duyduğu için tevhîd’ten uzaklaşmış ve ikiliği kabul etmiş olur. Kadîm ile hâdisin mahiyetleri birbirinden farklı oldukları için, hâdisin özellik ve sıfatları olan şekillilik...
  • Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi ve “Başkanlık Sistemi”

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Başkanlık sistemi yeryüzünde modern olup demokratik siyasetin zeminini en iyi şekilde kabul edendir. Siyasi düzlemde “Başkanlık Sistemi’ne” bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti milletinin egemenliğine yaslanan demokratik bir yönetim şeklidir. Bundan dolayı başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı olan başkanlıkla beraber modern demokratik bir yönetim sistemini ortaya koymaktadır.   Başkanlık sistemi diğer sistemlerin hepsinden apayrı ve doğru olan bir yönetim sistemidir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık ve parlamenter sistemlerden ço...
  • Cenevre depremi

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Bir hafta öncesinden Yunanistan Dışişleri bakanı Nikos Kocias tarafından sabote edileceğini yazdığım ve televizyonlarda da dile getirdiğim Cenevre Konferansı sonrasında, Rum lider Nikos Anastasiadis’in twitter mesajlarına göz attım, Rum tarafında neler olup bittiğini ve nelerin konuşulduğunu öğrenmek için. Bu yazımı yazana kadar Rum lider Nikos Anastasiadis’in attığı son yedi tweet aynen aşağıdaki gibi. 1 Aralık günü, Kıbrıs için yapılacak müzakerelerde karar almak yönünde sorumluluk aldım. Sonuçlar bu kararı desteklemektedir. Garantilerin...
UA-36507442-2