logo

İNSANLARI ANLAMAK VE TANIMAK ÜZERİNE


facebook
Hatice ERTÜRK
eflatunyagmur@hotmail.com

Mevlana Hazretleri der ki “İNSANLARI TANIMAK DENİZLERİ BARDAK BARDAK BOŞALTMAKTAN DAHA ZORDUR.” ve ben de ona cevaben diyorum ki,” BEN ZORU SEVERİM, ÇÖZMEYİ, ÇÖZÜMLEMEYİ SEVERİM, UMUTSUZ GİBİ GÖRÜNEN HADİSELER BENİM İÇ DÜNYAMI TAHRİK EDER, ÜSTÜNE GİDERİM, KARGAŞANIN KARIŞIKLIĞIN BÜYÜK OLDUĞU YERDE DÜZEN DAHA BİR GÖZE GÖRÜNÜR DAHA BİR İHTİŞAMLI DURUR VE BEN O İHTİŞAMIN PEŞİNDEN GİDERİM”

 

Bu inanç ve umut kokan cevabımın sonrasında gelelim asıl konumuza İnsanları tanımak konusundaki yol yordam, deneyim ve metotlara…

 

Bu konuda hemen hemen hepimizin bildiği bir söz vardır; ” Bir insanı tanımak için ya yolculuğa çıkacaksın, ya alışveriş yapacaksın, ya da aynı evde kalacaksın.” atalarımızın dedelerimizin bu durumlar vasıtasıyla belki de ‘Vay be bu insanı meğer hiç tanımamışım ne kadar da yanılmışım” dediği ve genelleştirip bizlere miras bıraktığı bu sözler elbette ki çok doğru gel gelelim ki bir şeyin doğru olması eksik olmadığı anlamına gelmez. Bu eksikliği benden önce fark eden birileri de şu tarz sözler söylemişler “Bir insani tanımak için onunla kırk fırın ekmek yiyeceksin/ Hapishanede hastanede kalacaksın/ Beraber farklı bir şehirde kalacaksın/ borç alıp borç vereceksin/ Erkekse kadınla kadınsa altınla deneyeceksin…” hepsine amenna her biri ayrı ayrı test aracı olabilirler ve doğru sonuçlara götürebilirler lakin yine eksik.

 

Alışveriş yapmak borç alıp vermek bize karşımızdaki kişinin paraya değer verip vermemesini gösterir. Misal dışardan üç liraya aldığınız şeyi dostunuzdan beş liraya alıyorsanız aldatılmışsınız, dost kazığını tatmışsınız demektir. Parası olduğunu bildiginiz halde üç kuruş borç alamıyorsanız iyi gün dostu demektir. Borç verdiğinizde geri alamıyorsanız suistimalci ve güvenilmemesi gereken, sözünde durmayan bir insandır. İyiliği kötüyü kullanan bir yapısı vardır.

 
Diğer tüm deneyimler de bize bu tarz ipuçları veri. Zor durumda muhatabımızın nasıl davrandığı, yarı yolda bırakıp bırakmayacağı, nefsini ne kadar önemsediği, kendi çevresinde ya da alıştığı çevreden uzakta nasıl davrandığı gibi bir çok konuda muhatabımızla alakalı net fikirlere sahip olmamıza yardımcı olur.

 

İnsanlar her zaman rol yapamaz nihayetinde öncelikleri, kişisel çıkarları, konumları zaman zaman yorar ve zorlar böyle durumlarda da özlerini gözleme fırsatı doğar bizlere.

 
Ben buraya özellikle -AYRILIK- zamanındaki tutum ve davranışları eklemek istiyorum. Çünkü insan özellikle sevdiği birinden ayrılırken duygusallık hat safhada olacağı için mantıklı hareket edemez duygularını gizleyemez duygusal durumu neyi nereye koyacağını bulmaya pek fırsat vermez ve kişinin içini, öz dünyasını tüm çıplaklıgı ile gözlemlememizi sağlar. Saklı duyguları mercek altına almamıza sebep olur.

 

 

Ayrıca öfkeli bir durumda kişi otokontrolünü kaybedeceği için içinde ne varsa etrafa saçar kendi eliyle bedeninin kabuklarını soyup sergiye acar.

 

 

Bir de daha insaflı yöntemler var ki o da başkalarına karşı davranışlarını yorumlamak ve konuşturmak. Kendinden zengin, fakir, güçlü, mutlu… İnsanlara nasıl davranıyor, küçümsüyor mu, yalakalık mı yapıyor, maddi duruma göre mi insanları değerlendiriyor, manevi yöne mi ehemmiyet veriyor, genelliyor mu, ön yargı ile mi yaklaşıyor, ayıplıyor mu, cömert mi, temiz mi, duyarlı mı, kibirli mi, kendini beğenmiş ve bencil mi, akıllı mı cahil mi, iyi bir insan mı yoksa insanlık kavramından habersiz bu konuyla ilişiksiz mi Ve saire  görüldüğü gibi o kadar çok ölçek o kadar çok tartı var ki insanları tanımamızı sağlayacak ben kendi bilgim çerçevesinde kendimce bir derleme yaptım. Dilerim ki denemeleriniz, ince eleyip sık dokumalarıniz olumlu sonuçlara ulaşsın, değer verdikleriniz, zaman harcadıklarınız, sevgi ile yaklaştıklarınız sizi yanıltmasın. “YANLIŞ TANIMIŞIM” CÜMLESİNİ kullanmak durumunda kalmayın.
HATİCE ERTÜRK

Share
515 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2