logo

İnsana Tüm Değerlerini Yitiren “Kibir”


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

 

İnsana tüm değerlerini yitirmeyi başaran Kibir…

 

Kendilerini beğenen insanlar, kendilerini kimselere asla beğendirmeyenlerdir.

 

İnsanları birbirleriyle beraber olduklarında, birbirlerine sevgiyle baktıklarında, birbirleriyle ilgilendiklerin de, birbirlerine güler yüz gösterdiklerinde anlaşmaları ve yakınlaşmaları adeta daha çok kolaylaşır.

 

Kendisinden başkalarına yüksekten bakmak, insanları küçümsemek, onlara kibirle bakmak asla ama asla doğru bir yol değildir. İnsanın durumu ne olursa olsun, boş gurura kapılması tamamen yersizdir.

 

İnsanlara yüksekten bakma, insanlara kibirle bakma, insanlara surat asma, kendini bir şey sanma, yeryüzünde hiçbir zaman kibirle dolaşma çünkü Yüce Allah (c.c) mağrurları asla sevmez. Herkesin Cenabı Allah (c.c) tarafından insan olarak yaratıldığı ve de herkesin bir kişiliği olduğunu unutmamak gerekir. İnsanlara her daim değer vermek, onlara saygı da kusur etmemek, her zaman sevgiyle yaklaşmak kuralını benimsemek gerektiğini bilmemiz gerekir.

 

Unutmayın canlarım!

 

Hayatınızda karşılaştığınız her insan sizden yüksektir. Neden mi? Çünkü onlardan öğrenebileceğiniz bir şeyler vardır. İnsanoğlunu asla küçümsemeyin. Kendinizi de yükseklerde görmeyin. İnsanları küçüksemek, insanlara üstten bakmak huyların en kötüsüdür. İnsanlara değer vermek, onların gurur, şeref ve de izzetlerini korumak için gerekli dikkatleri göstermemiz, insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve de saygı bağlarını kuvvetlendirecek olan nedenlerin arasındadır.

 

Başkalarının duygu ve düşünceleri her daim saygı göstermesini bilen, insana değer veren, gereksiz ve boş öğütlerden, aşırı şekilde eleştirilerden kaçınan insan, sadece dost kazanmakla kalmaz aksine kendisinin kişiliğini ve de karakterini daha çok zenginleştirir. Boş bir gururun içine giren insanların başkalarına sürekli olarak yüksekten bakmak insana hiçbir şey kazandırmaz. Aksine o kibir ve gurur ona birçok şeyi kaybettirir.

 

Kendilerini beğenmiş olan insanlara asla nasihat işlenmez. Kendilerini beğenmiş insanlara nasihat etmek, fırtınaya karşı sesini duyurmaktan farksızdır. Bu kötü duyguları yüreklerimizden kovmayı bilmeli ve de öğrenmeliyiz. Gurur ve kibirle bir yere varılmayacağını bilmemiz gerekir.  Kalplerimize kibir’e hiçbir zaman yer vermemeliyiz. Kibir insanın en gizli, en sinsi düşmanıdır. Bütün bedeninizi yerle bir eder.

 

Kibrini yenemeyen insanoğlu hiçbir zaman ayrımcılığı bırakmayacaktır. Çünkü beyninde, bedeninde, yüreğinde bir yerlerde hep bir yargı ile dolaşacaktır.

 

İnsanlara hiçbir şekilde yakınlık göstermeyen, onların mutluluklarına, onların yaşamlarına, sevinçlerine, üzüntülerine, acılarına ortak olmayan ve paylaşmaya yanaşmayan kimseler yalnızlığa mahkum kalacaktır. Şu da bir gerçektir ki, herkes kendisi ile ilgilenen, sevgi gösteren beğenen kişiye bir yakınlık hisseder. Sırıtmak, bıyık altından gülmek kibar insana asla yakışmaz. İçten ve candan en güzel şekilde, kibirli olmadan hareket etmek en iyi davranış biçimidir.

 

Bir insanın mütevaziliği ne kadar olursa olsun, herhangi birileri tarafından takdir edildiği zaman en güzel şekilde memnuniyet duyar. İnsanoğlu varlıklar arasında en sosyal olanıdır. Yaşadığımız hayatın koşulları bizleri diğer insanlarla sürekli olacak şekilde ilişki kurmamızı zorlar; bu ilişkilerde de kibirli ve yükseklerden bakıp öylece konuşmakla değil de tatlı bir dil, güzel bir dil, incitmeyecek bir dil ile olur. Konuşmak, yediğimiz ekmek kadar zorunludur. O sebepledir ki, insanlarla kibirlenmeden, kendinizi yükseklerde görmeden konuşmanız, sohbet etmeniz gerekir.  Unutmayalım; Kibir insanı şeytana yaklaştıran bir eylem taktiğidir.

 

Yüz sizin ruhlarınızın, yüreklerinizin aynasıdır. Düşündüğünüz ve de yapmak istediğiniz her şeyinizi bire bir ortaya koymaktadır. İnsanların kusurlarını görmek, her daim açığa vurmak, ortaya çıkarmak ve de onları her seferinde incitmek insana hiçbir şekilde yakışmayan bir durumdur. Sizler her daim iyi kalpli birer insan olmaya yönelin. Kibirle hareket edenin ne dostu, ne çevresi, ne de toplumdaki yeri olur. Kibir sizleri birbirine bağlamaz bilakis yaşadığınız toplumdan uzaklaştırır.

 

 Kibir, karakteri ve de kişiliği zayıf olan insanların başvurduğu şeytani bir yol ayrımıdır. İnsanların tüm değerlerini yitirmeyi başarır.

 

Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan takvadır. Üstünlük ancak ve ancak takva ile olur.

 

 “İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez.” (Lokman Suresi)

 

Cenabı Allah’ın, Peygamber Efendimizin ve Kuran’ı Kerim’in nuru kibirsiz olan insanların üzerinde olsun.

 

Amin…

 

Vesselam!

 

Sosyal Bağlantılar:

 

İnstagram: https://www.instagram.com/mehmetkizilkaya_/

 

Facebook: https://www.facebook.com/YazarMehmetKizilkaya/

 

 

 

“Mehmet KIZILKAYA”

Share
463 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2