logo

İMANIN TADINI ALABİLMEK.


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

İMANIN TADINI ALABİLMEK.-2

Bir İslam büyüğü, “Dünyada her şeyin bir ölçüsü, tartısı vardır. Sevginin tartısı da fedakârlıktır. Fedakârlık yapmayanların sevgisine inanılmaz.”demiştir.
HAKİKİ SEVGİ YÜREĞE İŞLETENDİR.

Yanında sevdiği anıldığında sevenin değişik hallere girmesi; meselâ kanının çekilmesi, renginin değişmesi[11], hakiki sevginin en başta gelen belirtilerindendir. Bu manada olmak üzere yanlarında Allah anıldığı zaman, Allah’ı çok seven hakiki mü’minlerin yürekleri ürperir.[12] Bu ürperme, sevginin verdiği coşku ile saygı ve korkunun verdiği haşyetin neticesidir. Allah’ın sonsuz büyüklüğü ve mükemmelliği ile nihayetsiz ihsanları karşısında biz kullara düşen hayranlık, minnettarlık ve şükrün eşlik ettiği bir sevgiyle Allah’a yönelmek; nefse ve şeytana uymanın yol açtığı bir gaflet ve nankörlük sonucu Allah’a isyan etmekten ve böylece Allah’ın sevgisini kaybedip, azabına duçar olmaktan korkarak yaşamaktır ki, bunun adı takvadır.

SEVEN SEVDİĞİNİ DİLİNDEN DÜŞÜRMEZ.

Sevgilinin adını dilden düşürmemek sevenlerin en başta gelen özelliklerindendir. Seven sevdiğini hem kalbi hem de lisanı ile çok anar.[13] Yüce Allah, kendisini çok zikretmemizi emretmektedir.[14] Akıllı mü’minler de Allah’ın emrine uyarak Allah’ı, ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde yatarken; (yani her durumda ve her zaman) anarlar.[15] Böylece Allah’a ve ahiret gününe kavuşmaya ümit besleyen ve Allah’ı çok zikreden mü’minler, Allah’ın Elçisi’ndeki (sas) en güzel örnekliğe uymaya hazır hale gelirler.[16] Allah’ın Elçisi’ne (sas) uymakla da –daha önce geçtiği gibi- Allah’ı sevme iddialarını ispatlamış ve O’nun tarafından sevilme saadetini elde etmiş olurlar.[17]

Allah’ı zikretmek; kalple, bedenle ve dille yapılır. Kalple zikir, başta Allah’a iman etmekle, O’nun varlığını, birliğini ve kudretini gösteren delilleri düşünmekle, maddî manevî bütün nimetleri verenin Allah olduğunu hatırdan çıkarmamakla ve Allah’ı, zât, isim ve sıfatlarıyla tanımakla olur. Bedenle zikir, başta namaz olmak üzere zekât, oruç, hac, cihâd ve diğer ibadetlerle Allah’ı anmakla gerçekleşir. Dille zikir, tehlîl[18], tahmîd[19], tesbîh[20], tekbir[21] ve benzeri ifadelerle Allah’ı anmak; Kur’an okumak, dua etmek, ilim müzakere etmek, iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak gibi Allah’ı ve O’nun dinini hatırlatan şeyleri dile getirmekle olur.[22]

SEVGİLERİMİZE YÖN VEREN EN YÜCE SEVGİ.

Allah sevgisinin daha birçok belirtisi olmakla birlikte biz son olarak, Allah’ın sevdiğini sevmek ve sevmediğini sevmemekten bahsedeceğiz. Sevgilinin sevdiği her şeyi sevmek[23] ve sevgilinin sevdiği şeylere uygun davranmak[24], sevginin en önemli göstergelerindendir. Sevgili Peygamberimiz: “Sizi nimetleriyle besleyip yaşattığı için Allah’ı seviniz. Allah’ı sevdiğiniz için beni seviniz. Beni sevdiğiniz için de Ehl-i beytimi seviniz.” buyurmuştur.[25] Hakiki mü’minler, Kur’an ve sünnette Allah’ın değer verdiği ve sevdiği bildirilen tüm şeyleri sever ve sevgileri doğrultusunda davranış geliştirirler. Bazen sevgi ve yönelişlerinin hikmetini bilmeseler bile bu onları, sevgilinin arzusuna uymaktan alıkoymaz. Meselâ Allah’ın Elçisi (sas), Allah değerli olduğunu bildirdiği için Hacer-i Evsed’i öpmüştür. Sahâbîler de bu hususta O’nu izlemiştir.

Mü’minler, Allah’ın sevdiğini sevmek, sevmediğini sevmemek konusunda, fıtratlarındaki tabii yönelişlere bile muhalefet edebilen sevgi kahramanlarıdır. Onlardan hiçbir topluluğu; babaları, oğulları, kardeşleri veya (diğer) akrabaları da olsa Allah’a ve Peygamberi’ne düşman olan kimselere sevgi beslerken göremezsin.[26]Onlar, sevgilerine ve nefretlerine en Yüce Sevgili’nin emirleri istikametinde yön verenlerdir. Böylece, amellerin en faziletlisine erenlerdir.[27]

ALLAH’I EN ÇOK SEVEN SEVGİLİ.

Hiç şüphesiz Allah’ı en çok seven kişi, O’nun Sevgili Elçisi’dir (sas). İmanın doyumsuz lezzetini de en coşkulu şekilde O (sas) yaşamıştır. Sevgili Peygamberimiz (as)’in şahsında sevginin bütün belirtilerini en mükemmel şekliyle görebiliriz. Rabbini en iyi tanıyan O (sas)[28]; O (cc)’na en fazla itaat eden O (sas); O’nu en çok zikreden yine O (sas)’dur. Hz. Âişe (r.anha) annemiz, Sevgili Peygamberimiz (sas)’in –abdestsiz ve hatta cünüpken bile- daima Allah’ı zikrettiğini haber vermektedir.[29]

SEVGİLERİN ÖLÇÜSÜ FEDEKARLIKTIR.

Bir İslam büyüğü, “Dünyada her şeyin bir ölçüsü, tartısı vardır. Sevginin tartısı da fedakârlıktır. Fedakârlık yapmayanların sevgisine inanılmaz.”[30]demiştir. Efendimizin (sas) ve ashâbının hayatı da Allah yolunda, imanları ve sevgileri uğrunda yaptıkları fedakârlıklarla doludur.

Sevgili Peygamberimiz (as), İslam’ı tebliğ etmek için gittiği Tâif’te ağır bir hakaretle karşılaşmış; Mekke’ye dönüş yolunda Tâif liderlerinin kışkırttığı ayak takımı tarafından kilometrelerce takip edilip taşlanmış, mübarek ayakları kanlar içinde kalmıştır. Bu hâliyle, Mekkelilere ait bir üzüm bağına sığınan Peygamberimiz (sas), burada ellerini semaya açarak Rabbine çok içli bir yakarışla seslenmiştir: “İlâhî, kuvvetimin zayıfladığını, çaresizliğimi, halkın gözünde hor ve hakir görüldüğümü ancak Sana arz ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi!..”, diye duasına başlayan Efendimiz (sas), “Ya Rab! Eğer bana karşı gazaplı değilsen, çektiğim belâ ve sıkıntılara hiç aldırmam; fakat Senin merhametin bunları da göstermeyecek kadar geniştir.” sözleriyle Allah yolunda her türlü fedakârlığa hazır olduğunu ve sıkıntılara göğüs gereceğini ifade etmiştir.[31]

Gerçekten seven kimse, en zor anlarda bile sevdiğini incitecek söz ve davranışlardan kaçınır. Peygamberimiz (sas) de, oğlu İbrahim daha küçücük bir bebekken vefat ettiğinde, ona olan sevgi ve merhametinden dolayı gözyaşlarını tutamayarak ağlamış; fakat “Göz yaşarır, kalp üzülür. (Bunlar elde değildir.) Fakat biz, Rabbimizin razı olmayacağı hiçbir söz söylemeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılığınla çok hüzünlüyüz.”[32], buyurarak sevgi hassasiyetini korumuştur. Allah Rasûlü (sas) ve O’nun güzide ashabı Allah yolunda ve insanlara Allah’ı sevdirmek için[33] çilelere, işkencelere fedakârca katlanmış ve böylece sevgi imtihanından başarıyla geçerek imanın tadını doyasıya yaşamışlardır.

Share
139 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir Olmadan Diri Olamayız!

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gün gün şahit olduğumuz olaylar Deccalî tuzakların büyüklüğünün ve fitnesinin boyutlarını gösteriyor. Ancak biz gaflet içinde, nefsâni tartışma ve çekişmelerle vakit öldürüyoruz. Oysa dünyanın her yanında akan her damla kandan, zulme uğrayan, yaralanan ya da hayatını yitiren her insandan sorumluyuz. Suçluyuz da biz; hakkı, hakikati, iyiliği, barışı hâkim kılmak için birleşmek ve "kurşunla kaynatılmış" gibi birlikte mücadele etmeyi sorumluluk olarak kabul etmediğimiz için! Birlik olmayı önemsemediğimiz için! Yüce Allah buyuruyor: “Size ne ...
  • AB’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ.

    23 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DEPRASYON, EPİLEPSİ,ŞİFROZONİ YÜZÜ. Bir tarafta önsözü ’ÇANAKKALE’ olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, diğer tarafta tarihin her sayfasında Türklerden ders almış emperyalist devletler topluluğu. Türk Milleti, Düvel-i Muazzama ya diz çöktürerek Lozan’ı gerçekleştiriyor. Devamında yurtta sulh cihanda sulh parolası ile ‘’Kimsenin bir karış toprağında gözüm yok’’ diyor. Avrupa Birliği içindeki emperyalist güçler ise Lozan’ın rövanşını almak için her fırsatta ülkemizi bölmek adına plan ve haritalar hazırlıyor, yayınlıyor ve yayınl...
  • Efendimiz (s.a.v)

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     Bir gün Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz onları abası ile örttü, sonra şöyle buyurdu: “Yarabbi! Bunlar benim Âlim ve Ehli Beytimdir. Bunlara bereket ihsan eyle, bunları benim örttüğüm gibi sen kendilerini rahmetinle mağfiretinle setreyle. Hakikat ben bunları çok seviyorum, sende sev, sevenleri de sev, sevmeyenleri de sevme.” buyurdu. Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz’in siyah aba ile örttükleri şunlardır: Hz. Ali (r.a), Hz. Fatımatüzzehra (r.anha), oğulları Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a). (İbn Sa’d, VI, 360, 362.)     Hz.Ali (r.a) Sıffin harbine g...
  • Ümmetin namusu olan Mescid-i Aksa öksüz ve yetim!

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    14 asırdır İslam’ın Haremi, Müslümanların izzeti, onuru ve namusu olan ve içinde Mescid-i Aksa’yı barındıran üç Harem-i Şerifinden birinin de yer aldığı kutsal topraklar Kudüs-ü Şerif; üzerine ölü toprağı atılmış, onur ve haysiyetlerini küresel güçlere satmış rejimlerinin ihanetleri nedeniyle yaklaşık 50 yıldır ‘Siyonist’ eli kanlı İsrail’in işgali altında. İsrail, İslam dünyasının basiretsizliği ve korkaklığından yararlanarak geçtiğimiz Cuma günü 50 yıllık işgalini bir adım daha öteye taşıdı. 50 yıllık işgal tarihinde ilk kez Mescid-i Aksa,...
UA-36507442-2