logo

reklam

İkinci el dükkanları ve askıda kahve


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Güney Kıbrıs’ta en çok ilgimi çeken ikinci el satan dükkanların çokluğu.

Süs eşyasından, giysiye, aksesuardan müzik enstrümanlarına ne ararsanız var bu dükkanlarda.

En çok da giysi satılıyor.

Ne alırsan 1 Euro olan da var, ünlü markaların ikinci elleri de…

Müşteri segmenti, sezon modasından çok geçmişin izlerini taşımak isteyenlerden değil, hali vakti yerinde olmayanlardan oluşuyor çoğunlukla.

“Markayı ucuza alayım”dan ziyade, mağazalara çok para vermeyeyim diye düşünenlerin adresi bu dükkanlar.

Kuzey Kıbrıs’ta, İngilizlerin sayesinde yaygınlaşmaya başladığını görüyoruz bu dükkanların. Cumartesi –Pazar günleri, İngilizlerin ikinci el satan pazarları kuruluyor. Sabahın erken saatlerinde kurulan ve açık artırma dahil birçok alışveriş aktivitesinin olduğu pazarlar öğleye doğru kapanıyor.

Türkiye’de de eskiden yoktu, bir süredir var. Ancak Türkiye’deki, Güney Kıbrıs’takinden çok farklı. İsmini asrileştirmişler ve “vintage” isminin kattığı Avrupai havayla müşteri profilini yükseltmişler. O yüzden de Türkiye’deki ikinci el mağazaların fiyatları, semt pazarları fiyatlarının çok üzerinde. Ünlü markaların, kullanılmış olduklarından 10’da 1 fiyata satıldığı bu dükkanlar, ihtiyaca binaen değil, marka tatmini üzerine açılmış. Anlayacağınız Türkiye’de ikinci el mağazaları Avrupa ülkelerinde veya dünyanın diğer ülkelerindeki gibi yaygın ve aynı değil.

Peki niye yaygın değil; Çünkü Türk insanı kullanmadığı eşyalarını, giysilerini parayla satmıyor. Üzerine olmayan veya yenilerini aldığından dolayı kullandıklarını elden çıkarmak isteyen kişiler, hiçbir vakit, “bu giysi şu kadar para eder” diye düşünmüyor, “bunu kime verebilirim” diyor.

Evin eşyasını değiştirdiğinde de aynı düşüncede Türk halkı. “Bu buzdolabını eskiciye versem vereceği para şu kadar. Birine veririm de Allah razı olsun der” düşüncesiyle hareket ediyor, kullanmayacağı eşyayı, giysiyi ihtiyacı olana veya hayır kurumlarına vermeyi tercih ediyor.

Şunu ısrarla söyleyebilirim ki Türk milleti dünya üzerindeki en hayırsever millet. İslamiyetin “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” mottosunu gücü nispetince uygulayan bu milletin her seferinde küllerinden doğmasını sağlayan haslet yardımseverlik.

Ki bunu tüm dünya bilir. İşte bununla ilgili birkaç söz;

“Türkler, çok hayırsever bir millettir. Çeşmesiz sokak yoktur. Hepsi hayrattır. Köylerde, yol üzerinde, hatta çöllerde çeşme yaptırmışlardır.” (Ermeni rahibi Simeon)

“Bir Türk kervansarayına indim. Üç gün bedava yiyip oturdum. Hristiyanlar da aynen Türkler (Müslümanlar) gibi kabul görüyordu.” (Villamont)

“Zengin Türkler bol bol sadaka verirler. Zaruretlerini söylemekten kaçınanları arayıp bulur, bilhassa onlara yardımdan zevk alırlar. Borçlunun borcunu öderler. Yoksul komşularını gözetirler. Herhangi bir hayvanın acı çekmesine asla izin vermezler. Köpek ve kediler için vakıf yaptıranlar vardır.” (de Thevenot)

“Bütün camiler, imaretler, hastaneler, medreseler, çeşmeler, sebiller, zenginlerin hayır eserleridir, hiç birini devlet yaptırmamıştır.” (de la Croix)

Atalarımızın, “Bir elinin verdiğini öbür elin bilmeyecek” uyarısından ötürü gizli gizli yapıyoruz hayrımızı.

Kimimiz az, kimimiz çok… Gücümüz yettiğince…

***

Rum kesimindeki bazı kafeteryalar “askıda kahve ve sandviç” uygulaması başlatmış, bizden bazıları da bunu örnek haber olarak sunmuş.

Askıda kahve olayını biliyorsunuz. Hani şu Batının ne denli hayırsever olduğunu anlatan hikaye!

Herkesin birbirine bir şeyler ısmarladığı, hesabı ödemek için yarıştığı bizim memlekette pek ehemmiyetsiz kalsa da anlatalım: “Napoli’de küçük bir kafedeydim. İki müşteri geldi. ‘Beş kahve, 2’si bizim için, 3 askıda…’ Beş kahve ödeyip, 2 tane aldılar. ‘Askıda kahve nedir’ diye sordum. ‘Garson bekleyin ve görün’ dedi Başka müşteriler geldi. İki kız kendi içtikleri kahvenin parasını ödedi. Bir süre sonra 3 avukat geldi.Yedi kahve dedi, 3’ünü içtiler ve 7 adet ödediler. Biz konuşmaya devam ederken bir süre sonra fakir bir adam içeri girdi. Nazik bir ses tonu ile ‘Hiç askıda kahveniz var mı’ diye sordu…”

İyiliği övmek, iyilikte yarışmak iyi güzel de, Rum kesiminde birkaç dükkanın uygulamaya koyduğu askıda kahveyi ballandırmakla, Lefkoşa Türk Belediyesi’nin geçtiğimiz günlerde, maddi gücü yeterli olmayan kişileri doyurmak için hayata geçirdiği “Paylaşım Mutfağı”na, özetle  kendimize haksızlık etmiş olmaz mıyız?

Etiketler:
Share
384 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2