logo

Huzur Pınarlarından Olan Regaip Kandili


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Hepimizin de bildiği gibi İslam Dinimizde üç aylar diye adlandırıldığı Recep, Şaban ve Ramazan aylarının habercisi konumunda olan Regaip Kandili Recep ayının ilk Cuma gecesidir.

Huzur Pınarlarından olan Regaip Kandilinin gecesi denildiği zaman, ihsanla dolu olup, çok lütuf olan, nimeti, rahmeti, bereketi, bol ibadeti, bol iyiliği olan, kıymeti değeri her zamankinden ve de her şeyden daha büyük bir gece akla gelmektedir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) bu mübarek gecede Cenabı Allah’ın birçok güzelliklerine, lütufuna eriştiği için hamd ve de şükür etmiş olup, dua etmiş ve de namaz kılmıştır.

Bu hayırlı ve mübarek Regaip Kandili gecesinde Yüce Yaradanın kullarına bol bol ikramda ve de ihsanda bulunduğu, ona açılan elleri boş koymadığını, duaların ve de tövbelerin kabul edildiği çok önemli bir gecedir.

İnsanoğlu bu güzel ve mübarek olan geceyi en iyi şekilde değerlendirmeleri gerekir. Bizler bu mübarek gece sebebiyle kendimizi, kendi nefsimizi hesaba çekmeliyiz. Cenabı Hakkın verdiği bunca nimetler karşısında bizlerin ne kadar şükrettiğini düşünmemiz gerekir. Bu mübarek gecede kendimizi hesaba çekmemiz gerekir. Bu güzel mübarek gecede yaratılış gayemizin sadece ve sadece Yüce Yaradanı tanımak olduğunu hatırlamamız gerekir. Bu mübarek gecede kendimizi hesaba çekmeli ve de Allah’a karşı görevlerimizi ne ölçüde yerine getirebildiğimizi gözden geçirmemiz gerekir. Bu mübarek gecede komşularımızla, sevdiklerimizle, ailelerimizle, dostlarımızla ilişkilerimizi gözden geçirmemiz gerekir. İçinde bulunduğumuz topluma karşı davranışlarımızı değerlendirip gözden geçirmemiz gerekir. Yoksullara, yetimlere, fakir fukara için neler yapıp neler yapmadığımızı düşünmeli ve de gözden geçirmeliyiz.

Bu mübarek gece ve geceler sayesinde Yüce Yaradanı ne kadar hatırlıyoruz? Yüce Allah’ın bizlere gönderdiği kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim’i ne kadar okuyor, manasını ne kadar düşünüyor, okuduğumuz ve de bildiğimiz o ayetlerin söylediklerini bizler ne kadar uygulaya biliyoruz. Kendi ailelerimizle, kardeşlerimizle, sevdiklerimizle ne kadar ilgileniyoruz.

Ensemize ölüm damgasını yemeden, geç olmadan yukarıda saydığım ve sayamadığım birçok şeyi düşünüp neler yapabileceğimizi planlayıp harekete geçmeliyiz.

Regaip Kandili gibi mübarek gece ve gecelerde her zaman bol bol ibadet etmeli, çevremizdekilere iyilik yapmalı, Yüce Yaradanın bizlere yolladığı kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim’i okumalıyız. Bu mübarek geceleri en iyi şekilde duayla, ibadetle, Kur’an aşkıyla, Cenab-ı Hakkın sevgisiyle en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Yüce Yaradanın rızasını kazanarak cennetine girmeyi arzu etmeliyiz.

Yüce Yaradan kutsal kitabımız olan Kur’an-ı Kerim de şöyle buyurmaktadır.

(Bakara 2/25)

“ Ey iman edip, Salih amel işleyenler, sizler için, içerisinden ırmaklar geçen cennetler var olduğunu müjdeliyorum…”

(Ankebut 29/69)

“ …Şüphesiz ki Cenab-ı Hakk mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir her daim.”

(Furkan 25/71)

“ Kim ki tövbe eder, aynı zamanda Salih amelde işlerse, muhakkak ki, Yüce Yaradan onun tövbesini kabul etmiş olur.”

Şöyle ki Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) şöyle buyurmaktadır.

(Buhari deavat 3)

“Vallahi ben bile, Cenab-ı Hakka günde yetmiş defadan daha fazla bağışlanma diliyor ve de tövbe ediyorum.

Ey insanoğlu!

Yaşadığımız ve ebedi olmadığımız bu dünya hayatında hiçbir zaman doğruluktan ayrılmadan Yüce Yaradan ve Resulünün istediği şekilde hareket ederek hem bu dünya hem de sonsuz olan ahiret için hayatımızı en iyi şekilde en doğru şekilde en hayırlı şekilde çizip yaşayalım.

Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünyaya çalışmamız, biraz sonra ölecekmiş gibi de kendi ahiretimize çalışmamız dileğiyle…

Esenlikler Dilerim…

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

Share
445 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2