logo

reklam

Hristostomos’un günahını almışız!


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Kıbrıs’ta Varoluş Hareketi’nin Cumartesi günü gerçekleştirdiği eylem sadece Rumları değil, birçok Kıbrıslı Türkü de rahatsız etti nedense.

Şaşırdık; Hareketin tepkisi Hrisostomos’un sözlerine… mesaj da yerine ulaştı, onların derdi ne anlamak mümkün değil.

Başpiskopos 2. Hrisostomos ve Rum siyasileri haklı görmenin, yani çocuk yaşta adaya gelen, burada evlenen, çocuk, hatta torun sahibi olan insanların geri gönderilmesine sıcak bakmanın insan haklarıyla bağdaşır bir tarafı yok.

Burada çalışmış, yatırımını buraya yapmış, buraya alışmış, burayı vatan bilmiş bu kişiler. Türkiye’ye gönderseniz sudan çıkmış balık olacaklar. Ki dünyadaki vatandaşlık kriterlerine bakmak, biraz da olsa incelemek yetecek 40 yıldır bu adada yaşayanları geri göndermenin vicdani yönünü bir tarafa bırakalım, hukuki açıdan da imkansız olduğunu.

Sadede gelelim; Cumartesi günkü eylemin ardından, Türkiye’den gelip KKTC vatandaşı olmuş, “yerleşikler” olarak adlandırılan kişilere Hrisostomos’un neden “gitsin” dediği bir BM yetkilisinin sözleriyle anlaşıldı. Şöyle dedi eylemden sonra görüştüğümüz yetkili; “Ben bu eyleme şaşırdığımı söylemeliyim. Masada hiç Türkiye’den gelenler kalsın denmediği gibi, tam tersine sayıları fazla gösteriliyor ve gitmelerini istediklerini çekinmeden söylüyorlar. Rumlardan daha çok Kıbrıslı Türkler rahatsız bu konudan! Dolayısıyla eylem bizi çok şaşırttı. Bu düşüncede olan Kıbrıslı Türklerin varlığından haberdar değildik.”

Bu sözler üzerine, Kıbrıslı Rum lider Glafkos Klerides’in kızı Keti Klerides’in geçtiğimiz günlerde yaptığımız mülakatta söyledikleri geldi aklıma. O gün şaşırdığım sözleri, BM yetkilisinin anlattıklarıyla birleştirince taşları yerine oturttum. Hrisostomos’un sözlerini hatırlattığımızda şöyle demişti Klerides: “Hrisostomos’un sözleri üzerine konuşmak istemiyorum ama bu topraklarda doğanlar ve KKTC vatandaşı olanlar adada kalacak. Zaten Annan Planı’nda da vardı bu. Şimdi Annan Planı’ndan çok casino online farklı bir durum yok. Bunun sorun olacağını sanmıyorum. Sayılar fazla söyleniyor, halkın tedirginliği ondan. Rum tarafı zaten buna hazırladı kendini. Halkın rahatını bozmayacak bir anlaşma olmalı…”

Belli ki KKTC’de yürütülen algı operasyonu, Rum tarafında da yürütülmek isteniyor nitekim ‘bazı’ Kıbrıslı Türklerin planı; Topu Rum’a atmak ve Türkiye’den gelenleri çözümün şartı olarak masaya koyarak, geri gönderilmelerini sağlamak!

Demokrasisinin gelişmişliğiyle övünen bu toplumun, -sözde adalet, eşitlik havarisi olan kişiler eliyle- ırkçılığın daniskasına sempatiyle bakması sadece vicdanlarda değil, hukuksal olarak da karşılık bulacak bir durum değil.

Eşini dostunu, hısımını, akrabasını, toprağını geride bırakarak, haritada yerini bulamayacağı bir adaya- şu veya bu sebepten- gelmiş/getirilmiş, zaman içinde buraya alışmış kişilerin suçu değil Kıbrıs sorununun bugüne değin çözülememesi. Yazıktır; KKTC hükümetlerinde görev alan bazı kişilerin, Türkiye’den gelenlerin en sağlam teba olduğunu, her sorunu Türkiye’yle beraber çözdüğü gerçeğini unutması, günün sonunda bu kişilere yol gösterecek tavizlere kapı açmış durumda ki; Zaten yerleşikler olarak adlandırdıkları bu kişilerin,

hikâyelerini, niyetlerini, iddialarını anlama ve Rum’a anlatma çabası içinde olmadıkları gibi, köküne kibrit suyu dökme çabasındalar.

***

Bizdeki faşistlerin, KKTC sınırları içinde filtreledikleri bu konunun BM yetkilileri aracılığıyla ortaya çıkması pek şık olmadığı gibi, Başpapazın hakkını teslim etmemize neden oldu. Nerden bilelim papazın, bazı yandaş Kıbrıslı Türklere yaranmak için iyi niyetle, “Türkiyeliler dönmeli” dediğini! Görünen tablo üzerinden perde arkasını tahayyül ettiğimizde şöyle bir senaryo hiç de anlamsız olmaz: Anlaşmayı konuşurken, sayılarını fazla söyleyelim ki, bunu anlaşmanın baş şartı olarak ortaya koysunlar. Onlar gidince yerimiz genişler, gel keyfim gel!”

Özetle; 1974’den sonra adaya gelen Türkiyeliler, 1974’den önce adaya gelen Türkiyelileri rahatsız ediyor. Adada 400-300-200-100 yıl yaşamanın getirdiği alışkanlıkla Kıbrıslılık gömleğini üzerine geçiren eski Türkiyeliler, nedense 40 yılı azımsıyorlar. Oysa önce gelen-sonra gelen Türkiyeliler, bu konunun aile içi bir mesele kadar mahrem dinamikleri olduğunu idrak edebilse, daha adil ve hakkaniyetli bir sonuca gidebilecekler. Hem de mumları sönmeden…

Share
432 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2