logo

reklam

HORTLATMALARA ALIŞTIK


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Muhalefet partilerinin borazanı gazeteyi açıyorsunuz aynı şey. televizyonu açıyorsunuz aynı şey. Bir politikacılar var, bir de politik dedikoducular.
Birinciler kelimenin tek anlamıyla zavallılar. Kimisi, resmi ideolojinin sırtından geçiniyor. Kendisi bozacı, resmi ideoloji şıracı. Birbirinin sırtını kaşıyorlar. Fakat işin kötüsü resmi ideoloji tam bir hortlak durumunda. Hani şu makineye bağlı olarak yaşama, beyin ölümünün gerçekleşmesi durumu var ya? İşte resmi ideoloji de öyle bir şey.

 

Bilmeseniz, tiyatroyu sahici diye yutacaksınız. Biliyorsunuz şu gerçeği: Resmi ideolojinin “aforoz” ettiği siyasal hareketler, tek parti diktasının farklı versiyonlarını oynamaya mahkumlar. En çok acıdığım da bunlar. Zavallılar, bazen inanmadıkları şeyleri söylerken nasıl da zorlanıyorlar. Ömürleri “hık-mık” ile, “kem-küm” ile geçiyor.

 

İkincilere, yani şu politik dedikoduculara gelince… Onlar kanal kanal dolaşıp politik dedikodu yapıyorlar. Bir şey söyleyecek sanıyorsunuz, fakat tam yerine denk gelince “çevir kazı yansın” yapıyorlar. Söz ne zaman büyük taşa gelirse, orada tornistan ediveriyorlar.

 

Politik arena, siyaset dışı güçlerin de tehdidiyle, herkesin karnından konuştuğu bir alan olup çıkıyor. Böyle bir ortamda sürekli politika konuşuluyor olması, insanların siyasal bilinçlerini artırmıyor. Aksine siyasal körlüğe yol açıyor. İlk bakışta çelişki gibi geliyor, ama inanın bu böyle.

 
Biz de safız ya, yutuyoruz bütün bu pişkin dedikoduları. Biz yuttukça veya yutar gibi göründükçe, herifçioğlu hap imalatını sürdürüyor. Sonrasında da “doktor hasta, ben hasta” durumları…Toplum olarak bazı hastalıklarımız var. Bunlardan birisi de asıl meselelerimizi görüp çözüm üretmediğimiz zamanlarda sanal problemler üretip onlarla uğraşmaktır.

 
Zaman zaman gazetelerde başlık bile olur; “filanca hastalık hortladı”. Ürkütücü olanı da “VEREM HORTLADI” başlığıdır. Bu başlığı atan gazeteci bize şunu anlatmaya çalışır: Bazı bölgelerde yeniden verem vakası görüldü. Başlığı bu şekilde dramatize ederek bir taraftan bizi; yani halkı korkuturken, diğer taraftan idarecileri töhmet altında bırakır. Siz görevinizi yapmadınız, gerekli tedbirleri almadınız, bakınız hortlak karşımıza çıktı.

 

Aslında hortlama diye bir olay yoktur. Aklın bunu kabul etmesi mümkün değildir. Fakat yüksek tirajlı gazeteler ve okunup yazmış, çoğu da Avrupa görmüş (!) adamlar bu mantık dışı kavramı kullanır.

 

Yani mi? Yanisi şu: Eşeğini dövemeyen semerini dövüyor, bize de eşeğini dövüyormuş gibi sunuyor. Dikkat buyurun, daha eşeğin sahibine “höt” diyebilenin esamisi dahi okunmuyor.

 

Bu şartlar dahilinde politika konuşmak, aslında hiçbir şey konuşmamaktır. <kim bilir, belki bu da bir psikolojik harp yöntemidir. Siyasal alanı daraltıp milli iradeyi iç etmek isteyenler, bunu sahici siyasetin yerine politik dedikoduları koyarak yapıyorlar. Vakıa bu biraz kalpazanlık oluyor, ama olsun. Böylece hem milletin siyaset ihtiyacı –sahtesiyle de olsa- karşılanıyor, hem de siyasal körlüğün ve bilinçsizliğin üzeri örtülüyor.

 
“Bitli baklanın..” diye başlayan bir özdeyişimiz vardı, hafızanıza sağlık, sonunu hatırlayamadım.

 

Bu hastalıklı düşünce şekli sık sık karşımıza çıkar. Bunlardan birisi de anayasa çalışmalarında PKK’nın sözcülüğünü yapan HDP’li üyenin aldığı talimatla sara hastalığına tutulmuş gibi görüşmeleri tıkayarak isteklerini aklı-izanın almayacak tarzda hortlatmasıdır.

 

Fakat düşünemediğimiz bir şey var. Yasayı yapanlarda, uygulayanlarda insandır. Eğer onlar iyi insan değillerse, bu kafayla dünyanın en iyi anayasasını da raydan çıkarırlar.

 

Önce adam olunmalı, iyi insan olunmalı ki, o zaman beğenmedikleri yasalar ve anayasa ile de demokratik bir hukuk devleti olabiliriz. İnsan hak ve özgürlüğümüze zeval getirmeyiz.

 

Çünkü… Yeni bir devlete yeni bir anayasa yapmayacağız. Var olan devletimize ve Atatürk’ün ifadesiyle ilelebet payidar olacak Cumhuriyet’imize yeni bir anayasa yapmaya çalışacağız. O zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu öğelerini esas almamız zorunludur.

 

Bunlar tam bağımsızlık, egemenliğin kayıtsız şartsız millette olması ilkesi, misak-ı milli, yani bu günkü sınırlarımız ve dolayısıyla bu günkü vatanımızın bütünlüğü ile milli, manevi değerlerimizin korunmasıdır.

 

Son olarak şunu diyelim ki, millet iradesini temsil eden kişiler isterlerse yeni bir anayasa oluştururlar. HDP’liler “Kandil’in” vekili değil ve CHP-MHP halkın vekili iseler anayasaya katkı yaparak, toplumun refah ve huzuru için hizmet üretirler.

 
Burada kavga etmek yerine, toplumsal bir mutabakata varmak elbette daha iyidir. Hayaleti kovalamak ise hayalciliktir.

 

Herkes şunu da iyi bilmelidir ki, oynanan oyunlar ve hayalcilikle, Türkiye’nin kaderi ile oynanamaz.

 

Neden mi?… Abartıya hiç gerek yok hortlatmalara alıştık..
Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci-Yazar. 20 Kasım 2015

Share
671 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yarını 1960 ile kıyaslamak

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Yarını 1960 ile kıyaslamak KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir. Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti. Sayın Akıncı’ya gör...
  • “6736’da Dediğimiz oldu, Darısı KOSGEB’e…”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Merhabalar sevgili okurlarım. Bir önceki yazıma yine güzel geri dönüşler aldım teşekkür ediyorum. Hatırlayacağınız üzere, Bir önceki köşe yazımda 6736 Sayılı Kanunla Yapılandırmasını yapmış ancak çeşitli nedenlerle ödemeyi yapamayanlar için bir şans daha verilmesini önermiştim.   Bu konuda Bizzat köşe yazımın tamamını Bimer’e, GiB’e ve ilgili birimlere iletmiş ve birinci ağızdan da yetkililere konuyla ilgili görüşlerimi iletmiştim.   Geçen yazımda da bahsettiğim gibi gerçektende piyasalar kötü, birde bu durağanlığı art niy...
  • FARZ..

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Farzlardan bazıları Sual: Haramları maddeler hâlinde bildirdiğiniz gibi, farzları da bildirebilir misiniz? CEVAP Farzlardan bazıları da şunlardır: 1- Allah ve Resulüne itaat, , 2- Ehl-i sünnet itikadını, imanı, farzları ve haramları öğrenmek, 3- Allahü teâlânın varlığını ve yarattıklarını tefekkür etmek, 4- Allah’ın azabından emin olmayıp korkmak, rahmetinden de ümit kesmeyip ümitli olmak, 5- Allahü teâlânın rızka kefil olduğuna ve rızkın Allah’tan olduğuna inanmak, 6- Allahü teâlâyı hiç unutmamak , 7- Allahü teâlâya ihsan ettiği ni...
  • TRT Haber’in Akıncı’ya soramadıkları!

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın TRT Haber’e anlattıkları “çözüm, hemen şimdi” dedirtecek cinstendi. Neredeyse gece gece Rum liderin kapısına dayanıp, “hadi caymadan bitirelim şu işi” diyeceğiz. Soruları içtenlikle yanıtladı Allah var ama sorular nedense “duymak istenen cevaplara” göreydi. Esasa ve tedirginliklere yönelik soru gelmedi. Tabi öyle olunca yanıtlar da “Anadolu” insanının içine su serpecek cinsten oldu. “Türkiye’nin garantörlüğü olmazsa olmaz” dedi. “Rumların haritasını beğenmedim, onay verecek tek Kıbrıslı Türk olmaz” dedi. “Beni...
UA-36507442-2