logo

HERKES YAPABİLECEĞİ ŞEYLERİ VAAT ETSİN


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
HERKES        YAPABİLECEĞİ     ŞEYLERİ     VAAT    ETSİN
Yüce Peygamber; Cahil cesurdur, buyurmuştur. Bizim de nice Atasözlerimiz vardır ki; Ayet ve Hadis meallerine,  dayanır. Onların ifade ettiği anlamları güçlendirir. Halk daha iyi anlasın diye; basit kelimelerle ancak, akılda ezber gibi kalacak terimlerle anlatılır. Bu manada.  Cahil ile etme sohbet…  Alim birisi ile tartış, cahil birisi ile tartışırsan; gören seni de; cahil sanır. Dolmayan havuz boşalmaz… Küpün içerisinde ne ile dolu ise; dışarıya o, sızar… Yüzlerce, binlerce, içi derin anlamlarla yüklü, sözler…
Toplumda bir hastalık var. Sanki herkes her şeyi konuşacak. Herkes her konuda; bilgi sahibi olacaktır. O nedenle; herkes, bilgi sahibi olduğu, yahut bilgi sahibi olmadığı, alanlarda; istediği gibi konuşuyor.   Ne konuştuğu önemli değil… Bazen, insanlar kendi konuştuklarını bile anlamıyor. Belirli bir müddet sonra; bir yakını  sen böyle demiştin, deyince; önce inkar ediyor. Sonra ispat edilirse; hatırlamadım diyor. Halbuki, TV ekranlarında yıllarca önce söylediği, kendi sözleri açık, seçik gözüküyor. Bu anlamda da; çok Atasözümüz vardır. Boş konuşmaktansa susmak evladır… Biliyorsan konuş, bilmiyorsan sus, seni  arif sansınlar… Haddini bilmek,  Meydan okumamak, sınırı aşmamak çok önemlidir. Yüce Kitabımızda da bu ifade çok geçer.
Ülkemizde; siyasetin ve siyaset adamlarının, öne çıktığı şu günlerde; en çok onların geleceğe ait; yapmak istedikleri konuları anlatan, açıklamaları, konuşmaları, dikkatle takip edilmektedir. Doğal olarak; bu açıklamalar, konularının uzmanları tarafından, lehte ve aleyhte, eleştiri ve desteklerle daha da; dikkat çekici hale gelmektedir. Ancak, bazı açıklamalar vardır ki; uzmanları bile, dudak büküp, geçmektedirler. Asıl olan, sonuçta Devletin yıpratılmamasıdır. Dengelerin alt, üst olmamasıdır. Bunun acı örneklerini yakın tarihte, ağır bedeller ödeyerek yaşadık… Artık yenilerine tahammülümüz, yoktur.
Bu kadar yoğun ortam içerisinde; bazı insanlar var ki; Her konuda uzmanlar, her konuda konuşuyorlar, Her konuda; kendilerinin başkalarına verecek akılları ve fikirleri vardır. Ekonomi mi konuşuluyor; bakıyorsunuz adam orada konuşuyor. Eğitim mi, konuşuluyor; adam yine orada konuşuyor. Tutuklamalar mı konuşuluyor; adam yine orada elinde mikrofon konuşuyor.   Başbakan bir şey açıkladı; adam, o konuda bile; yine konuşuyor… Konuşuyor… konuşuyor… Başka işi yoktur. Her şeyi o biliyor, Kendisinden başka bilen yoktur. Ondan başka  uyanık yoktur. Süper üstü, süper zekalıdır. Kıymetini kimse bilmemiştir. Ülkeyi yöneten tüm insanlar onun aklına muhtaçtır. Analar onun gibisini doğurmamıştır
Yahu Allah aşkına; Bu Ülke bu kadar mı akıldan, izandan, fikirden uzaktır. El insaf onun gibi adamları, oralara çıkaran, konuşturan insanların amacı nedir? Bazı adamların, konuşmalarının içeriği, tamamen şartsız destek anlamlarını ifade ederken; Bazı adamların ise; Konuşmalarının içeriğinin, çoğunluğu da; hep eleştiridir. Bu Ülkede hiç mi iyi şeyler olmuyor? Zifiri karanlıklar,  içerisinde kaldık ta; haberimiz mi yoktur! Rahmetlik Necip Fazılın best online casino tabiri ile Güneşe göç var da; habersiz miyiz?  Yanlışı eleştiriniz, yetmez doğrusunu anlatınız.  Yapılan, iyi şeyler söylenince; bir şeylerimiz eksilmez…
Toplum yapımızın, şifa bulmaz hastalığı olan; ben bilirim, ben yaparım, ben olmazsam, olmaz… düşünceleri, siyasi atmosferde; öncelikli yerini almış, gibi gözükmektedir.
Halkımızı yönetmeyi talep etmek  için; Ortaya çıkmış,  adamların; ne olduğu anlaşılmayan, her konuyu, sorun olmaktan çıkartacağını ifade eden,  çözüm üretmeyen, karmaşık  açıklamalarını değil; daha aklın kabul edeceği, makul ölçüler içerisinde, meselelerin, problemlerin çözümünü anlatan; kaynaklarını, dayanaklarını ortaya koyan,  akılcı önerileri bekliyoruz. Bunu beklemenin de hakkımız olduğunu, biliyoruz. O nedenle halkın kafasını karıştırmaya yönelik, her şeyi bildiğini ifade eden, adamların fikirlerine dayanılarak, hazırlanan projelere; Halk tarafından, yeteri kadar anlaşılmayan, vaatlere şüphe ile  bakıyoruz. Acilen daha güçlü olabilmemiz için; vergi kaçağını önleyici tedbirlerin alınmasını, vergi kaçağına, en büyük cezanın verileceğini, kayıt dışı ekonominin en aza indirileceğini vaat etmelerini beklerdik. Batı standartlarında, vergi yasalarının çıkarılacağını vaat etmelerini beklerdik. Vergi kaçağını bilerek yapan, kayıt dışı ekonomiyi teşvik eden adamların; en ağır cezalarla, cezalandırılacağının vaat edilmesini beklerdik. İŞTE o zaman; asgari ücret, tartışması olmaz. Gelir güçlü olunca; gelir dağılımı da; dengeli olur. Gelirin çok olunca; bütçen açık vermez. O nedenle; her anlamda, istedikleri yasaları çıkarmaya gücü yeten, Yüce Meclisin; bundan sonraki, yeni yapılanmasında; bu yasaları çıkarmalarını, vaat etmelerini beklerdik. O zaman, ÜLKEYİ yöneten, siyasiler de; daha güçlü ve daha güven verici olurlar. Ülke ekonomisi, öyle her esen rüzgarda; yalpalama yapmaz. Dik durur. Kısacası, sokaktaki gelir oranı görüntüsü ile; toplanan vergi oranının aynı olmadığı, fikrini taşıyorum. O nedenle; bu alanda memleketimizi güçlendirecek yasaların en ince ayrıntısına kadar; Halka anlatılmasını, beklerdim. İşin acı tarafı; yazımın başında belirttiğim gibi; öyle her şeyi bildiğini ifade eden; her konu  ile yeteri kadar, ilgili olduğunu, anlatmaya çalışan arkadaşların; asıl bu konuda konuşmalarını beklerdim. Ortada tüm çıplaklığıyla; şeffaf bir şekilde varlığını hissettiren vergi konusunun; hem çok bilen insanlar tarafından konuşulmaması, hem de; detaylı bir şeklide parti planlarında anlatılıyor olmaması, çok ilginç. Bir daha hatırlatalım; dolmayan havuz boşalmaz…
Ey Yüce Millet asırlarca Dünyayı yönetmiş bir neslin torunlarıyız.  Devlet olma, Devlet yönetme, geleneği asırlardır, genlerimizde  var olan bir gelenektir. Bu düşüncelerin ilk  temelleri taaa;     Orta Asya topraklarında kurulan, devletler  zamanında düşünülmüştür. O kadar kendimizi küçük görmeyelim. Sözde Batıya karşı olduğunu iddia eden; ancak, Batılılar karşısında ezilmekten kurtulamayan kafası ve düşüncesi ipotekli; kendine güvenci olmayan insanların fikir ve düşüncelerine şüphe ile bakalım. Böyle düşünceye sahip olan insanların, kafalarında dolaylı da olsa; başkalarının fikirlerinden esinlendiklerini, tesiri altında kaldıklarını unutmayalım. Ancak, kurtuluşun reçetesinin kendi hür fikrimizden kaynaklanacağı gibi; kendi fedakarlıklarımızla, başkalarından yardım almadan; nihai çözüme ulaştıracağımızı unutmamak, gerekir. Kendi gücümüzün, fikrimizin, bu yükün altından kalkacağına inanıyorum. Tüm Ülkeyi yönetenlerin de; inanmasını bekliyorum.
Devleti yönetme becerisinin, kendi genlerinde olduğu düşüncesinden uzak olan insanlardan; yabancılardan yardım beklemekten başka bir seçenekleri olmadığını bilmek   gerekir. O insanlar vaatlerine, bu toplumun ortak değerlerini temsil eden kurum ve kuruluşlara da, etkisinde kaldıkları fikir adamlarını tesiri ile; karşı çıkmaktadırlar. Biz, tüm değerlerimizle var olduk, tüm değerlerimizle; var olmaya devam edeceğiz. Bu konuda;  Aldandıklarını ve kendilerinin aldatıldığını bir kez daha göreceklerdir.  Önemli olan; önceki tecrübelerden istifade etmektir. Gün ola…  hayır ola…

Share
409 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2