logo

“Her yer Halepçe,her yer kan ve gözyaşı!”


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Dünyanın en büyük insanlık trajedilerinden biri olarak kabul edilen Halepçe katliamının üzerinden 28 yıl geçti. Saddam Hüseyin’in emriyle Irak ordusuna ait uçakların, 16 Mart 1988’de kimyasal gaz bombaları attığı Halepçe’de çoğu kadın ve çocuk 5 bin kişi hayatını kaybetmiş, 7 bini aşkın kişi yaralanmıştı.

‘Halepçe Katliamı’ olarak tarihin karanlık sayfalarında yerini alan bu insanlık dışı vahşeti anlatabilmek için kullanılacak her sözcük kiyafetsiz kalacaktır! Tıpkı Sırpların Srebrenitsa’da,İsrail’in Gazze’de,Darbeci Sisi’nin Rabia Meydanında,Budistlerin Myanmar ,Arakan ve Burma’da, Esad’ın Suriye’de ,Çin’in Uygur Türklere,ABD’nin Irak ve Afganistan’da… İŞİD ve benzeri grupların Irak ve Suriye’de yaptığı katliamlar gibi!

Halepçe’de neler olmuştu kısaca şöyle bir hatırlayalım.Halepçe Katliamı; İran-Irak Savaşı sırasında dönemin diktatörlerinden Saddam Hüseyin’in,Kürtlere karşı düzenlettiği ‘El -Enfal Harekatı adlı isyanı bastırmak için başlattığı operasyonun bir parçasıydı. Peşmergeler,İran Ordusu ile yaptıkları işbirliği neticesinde Halepçe’de Irak yönetimine karşı isyan hareketi başlatmıştı.Saddam Hüseyin İran ordusunun ilerleyişini durdurmak için Irak Ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı olan ve ‘Kimyasal Ali’ olarak tanınan Korgeneral Ali Hasan Al-Majid Al Tikriti’ye kimyasal gaz kullanmayı emretti.’Kimyasal Ali’ lakaplı cani aldığı emri yerine getirmekte hiç tereddüt etmedi! Halepçe kasabasına havadan zehirli gaz bombardımanı düzenledi.İnsanlık tarihinin en büyük katliamlarından birine şahit olan Halepçe’de 5.000’den  fazla insan hayatını kaybetti.

Müslümanların yaşadıkları coğrafyalarda geçmişte olduğu gibi bugünde, aklımızı başımıza almadığımız takdirde  yarında ‘Halepçe’ gibi katliamlarla yüzleşmek zorunda kalınacaktır!

Geçmişte İslam`a karşı Haçlı seferleri ile saldıran Batı, günümüzde açık savaşların yanı sıra gizli stratejilerle topyekun bir mücadeleye girişmiştir. Stratejilerden kastım soğuk savaş, ekonomik savaş, psikolojik savaş, teknolojik savaş gibi kavramlardır. Geçmişteki Haçlı koalisyonuna günümüzde Siyonizm ve Batı tarafından oluşturulan, ‘mezhep’ düşmanlığı temelinde katliamlar yapan ‘İŞİD’ türü terör oluşumları da bu koalisyona eklendi.Batı,bu tür örgütleri kullanarak Müslüman’ı Müslüman’a kırdırma yoluna gitmiştir.Böylece bir taşla birçok kuş vurmuş oldu!

Müslümanlara karşı ortak ve sistematik harekat yürütülmekte.Kan ve gözyaşı İslam Dünyası için bir kader olduğu algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır.Üzülerek ifade etmek istiyorum ki bu oluşturulmak istenen algıda başarı sağlamışlardır! Müslümanların içerisinde azımsanmayacak bir çoğunluğun bu, katliamları ‘olağan’ karşılamaktadır. İslam Dünyası, kendilerine reva görülen bu çifte standarda isyan etmiyor! Bilakis üç maymunu oynayarak gerçeklere gözünü kapatmayı tercih ediyor. ‘Bana dokunmayan yılan’ misali, yaşanan katliamları görmemezlikten gelmeye devam ediyor…

Müslümanların; cemaatçilik,mezhepçilik ve particilik etrafında oluşturdukları kısır döngüden kurtulamamaları ve birbirinin kuyusunu kazmaları, Batı’nın amacına ulaşmasında kolaylık sağladı,ekmeğine yağ sürdü.

İslam Dünyası yıllarca mezhepçilik ve cemaatçilik kavgası ile uğraşırken batı ne yaptı?

Batı bir yandan teknolojisini geliştirdi. Diğer yandan da İslam coğrafyasını sömürmenin gayreti içinde olmuştur. İslam ülkelerinin başına getirilen sultanlar, şahlar,krallar ve diktatörler maalesef  bu sömürüye “dünya nimetleri uğruna” veya “korkaklığından” seyirci kalmışlardır,teslim olmuşlardır. Teslim olmakla da kalmadılar,halklarını sindirmiş ve Batı’nın sömürgeci politikalarına alet etmişlerdir.

Tüm bunlar bizim aklımızı başımıza almamızın zamanının geldiğini,hatta geçmekte olduğunu göstermektedir!

Peki Müslümanlar’ın düştükleri bu içler acısı halden nasıl çıkabilir? Neler yapılmalı?

Yapılması gereken temel şeylerden bir bölümünü maddeler halinde ortaya koymaya çalışalım.

1-Dünya Müslümanlar`ı güçlü bir “İslam Birliği” kurmalı.

2-Ekonomik, kültürel ve teknolojik alanda gelişme gösterilmeli.

3- Uluslararası ve bölgesel ilişkiler güçlendirilmelidir.

4- Mezhepçilik ve cemaatçilik çekişmesine bir son verilmeli ve İslam kardeşliği etrafında birleşmeli.

5- Dünya enerji kaynaklarının büyük bölümünü elinde bulunduran İslam Dünyası,bunun değerini bilmeli. Gerektiğinde de batıya karşı “silah” olarak kullanmalı!

İslam Dünya’sı yaşadığı bu zilletten kurtulmak ve güçlü, istikrarlı, müreffeh bir medeniyet olmak için, (geçmişte olduğu gibi) üste belirttiğim maddelerin yanı sıra birlik halinde hareket etmelidir.

Kur-an’ı Kerim birlik olmamızı, birliğin bize kazandıracaklarını, aksi durumda ne tür sıkıntılarla karşı karşıya kalacağımızı bize bakın nasıl haber veriyor…

“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın.” (Al-i İmran, 103) “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah`tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.”(Hucurat Suresi, 10)

“Kendilerinden önce o yurdu (Medine`yi) hazırlayıp imanı gönüllerine yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinde bir açıklık olsa bile kardeşlerini öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin `cimri ve bencil tutkularından` korunmuşsa, işte onlar, felah bulanlardır.” (Haşr Suresi, 9)

“Allah`a ve Resûlü`ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi, 46)

“Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.”(Al-i İmran Suresi, 105)

Peygamber Efendimiz (sav) ise, Müslümanlar arasında birlik ve beraberliği, dayanışmanın nasıl olması gerektiğini aşağıdaki hadisinde şöyle tarif etmiştir:

“Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinizle iyi ilişkileri kesmeyiniz. Birbirinizden yüz çevirip küsüşmeyiniz ve ey Allah`ın kulları, kardeşler olunuz.”

Tüm bu ayet ve hadislerin ortaya koyduğu gibi, İslam Dünyasının kurtuluş reçetesi İslam kardeşliği etrafında birleşmek, ayrılıkları ve farklılıkları bir kenara bırakıp, tüm Müslümanların “kardeş” olduğu hakikatinin idrakine varmak ve bu gerçeğin ışığında birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmekten geçmektedir.

Unutmayalım ki İslam kardeşliği şuuru, Müslümanların Kuran ahlakından uzaklaşmalarından kaynaklanmaktadır.Sözüm ona Müslüman aydınlar;Batı tandanslı din anlayışları,din dışı felsefe ve ideolojilerini İslam topraklarına ihraç etmeleri yanı sıra, despot yönetim anlayışları ‘kardeşlik şuurunun’ zedelenmesinde en önemli etkenler olmuştur.

Yeni Halepçe’lerin yaşanmaması, İslam Dünyası’nda akan kan ve göz yaşının sona ermesi için ‘İslam Kardeşliği’ şuuru Müslümanlara tekrar  aşılanmalı. Hatalardan ders çıkartılıp kardeşliğe rücu edilmeli…

Yazımı bir dua ile bitirelim…

Ey yerlerin ve göğün sahibi…İslam Dünyası’nı ve Müslümanları her türlü fitneden,fesattan,zulümden,miskinlikten,kardeş kavgalarından muhafaza eyle! Ümmeti Muhammed’e birlik ve dirlik ver.İslam düşmanlarına fırsat verme! Müslümanları muzaffer eyle….(amin)

Mehmet ZENGİN

25/03/2015

Etiketler:
Share
1712 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

“Her yer Halepçe,her yer kan ve gözyaşı!”” için 5 Yorum

  1. Kemal : diyor ki:

    İslam dünyasında kan ve gözyaşı yürekleri burkuyor! İslam Birliği tek kurtuluşumuz olacaktır.

  2. mustafa : diyor ki:

    Müslümanların kurtuluş reçetenize aynen katılıyorum…Ancak bu reçeteyi uygulayacak Müslümanları göremiyorum!!

  3. orhan : diyor ki:

    Kurtuluş reçetenize genel anlamda katılmıyorum ama bunlar kadar önemli olan bir şey daha var. Kardeşliğin önemini kavrayabilmek için Peygamberimiz HZ.Muhammed s.a.v’in bize öğrettiği imana,itikata,ahlaka sahip olmalıyız! Günümüz Müslümanlarında iman şuuru yok! Adı Müslüman!!!

  4. hasan : diyor ki:

    Allah ülkemizi ve tüm İslam dünyasını bu gibi felaketlerden muhafaza eylesin.

  5. […] Düzenli olarak takip ettiğiniz siteler varsa doğru yerdesiniz!Her gün izlediğiniz veya okuduğunuz siteleri, tek sayfadan anlık olarak takip edebileceğinizi biliyor muydunuz? Sistem çok basit. Üye olursun, site ağından takip etmek istediğin siteleri seçersin ya da kendi siteni eklersin. Ardından sayfana haberler, videolar, resimler, makaleler, duyurular, yazılar… düşmeye başlar. (Kullanıcılarımızın büyük çoğunluğu cep telefonu üzerinden gündemi takip ediyor.)YeniEklenen tamamen ÜCRETSİZDİR. Hemen  Kayıt Ol Örnek kullanıcı: yenieklenen"Başımıza icat  çıkarmayın, bu sisteme gerek var mı?" Nedir? Nasıl çalışıyor? Geçtiğimiz günlerde binlerce sivil masum ve mazlum insanın, Irak Ordusu tarafından atılan kimyasal bombalarla katledilişin 27. yıldönümü münasebetiyle ‘Halepçe Katliamını’ andık .’Halepçe Katliamı’ olarak tarihin karanlık sayfalarında yerini alan bu insanlık dışı vahşeti anlatabilmek […]  Devamını Kaynağından Oku… […]

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2