logo

HDP’’YE OY VERENLER VEBAL ALTINDA KALMIŞTIR


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

İtirafçı D.B, 7 Haziran seçimi öncesi Diyarbakır’daki HDP mitingine bombayı PKK’nın yerleştirdiğini söyledi. İtirafçının ifade tutanağına ulaşıldı. Bombalı saldırılardaki ölümlerden pişmanlık duyduğunu söyleyerek teslim olan 18 yaşındaki itirafçı D.B, Diyarbakır’da seçim öncesi HDP mitinginde patlayan bombayı PKK’nın yerleştirdiğini iddia etti. 18 Temmuz günü Kars’ta kendi rızası ile Jandarma’ya teslim olan itirafçı, iki yıl boyunca örgütte yaşadıklarını anlattı. 7 Haziran seçimleri öncesi Diyarbakır mitinginde patlatılan bombanın örgüt tarafından yerleştirildiğini söyleyen itirafçı, “Bomba patladıktan sonra örgüt artık seçimler garanti, bizim işimiz kolaylaştı diyerek sevindi. Yani oy kaygısı ile siyasi şerefsizliğin dik alası yapıldı..

 

 

Bunların ellerinde askerimizin, polisimizin, sivil vatandaşlarımızın, en çok da Kürt kökenli vatandaşlarımızın kanı vardır. Zulümle, baskıyla cinayetle, terörle doğu ve güneydoğuyu boğan, kundaktaki bebeklere kurşun sıkacak kadar canavarlaşan bir örgütün siyasi kanadının şereften söz etmesi gülünçtür. Siyaset bir tarla, şeref de burada yetişen bir sebze olsa Demirtaş’a onun sapları bile düşmez.

 
Bunların nasibinde şerefin kırıntısı bile yoktur. Eğer mercimek tanesi kadar şeref varsa o da bunlarda bulunduğundan değil, ağızlarına aldıkları bu kelimenin ağırlığındandır. Her fırsatta kan emicilik, her fırsatta cinayet ve her fırsatta bölücülük yapmakta, bayrağa saldırmakta, vatanın bütünlüğüne, milletin birlik ve dirliğine kastetmekte ne kadar şeref varsa bunlarda da o kadar şeref vardır.

 
Siyaset meydanına kan, zulüm, işkence, cinayet, karmaşa, bölücülük gibi ne kadar pislik tohumu varsa ekenlerin devşireceği; onursuzluk, sevgisizlik, kötülük, düşmanlık, kin ve nefrettir. Düne kadar devlet malını yakıp yıkan, demokratik hak arama bahanesiyle sokakları yangın yerine çeviren, esnafın dükkanlarını indiren, okulları yakan bir zihniyetin bugün suretihaktan görünmesi manidardır.

 
Oysa bunlar PKK’nın ta kendisidir. Ama şimdiden inkarcı politikalara hız vermişlerdir. ‘Biz silahlı örgüt değiliz’ demeleri kendini inkarın, yalancılığın dik alasıdır.. Herkes bilmektedir ki PKK tamamen saf dışı olmadıkça silah bırakmayacaktır. Siyasi temsilcileri de Kandil sürüngenlerini Türk demokrasisinin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi asılı tutacak, sıkıştıklarında bir pazarlık kartı olarak ceplerinde bulundurmaya devam edeceklerdir.

 
Nitekim HDP’nin seçim kutlamalarında konuşan PKK’lı Burcu Çelik Özkan bismillah demeden ilk siyasi kurşunu atmıştır. Özkan, köy korucularını sert bir dille eleştirerek ‘Bu memleketten defolup gideceksiniz. Bize uzattığınız o keleşi size çevirmesini biz çok iyi biliyoruz’ diyebilecek cüreti kendinde bulabilmiştir. Bu dil, tehlikeli ve onursuz bir dildir. Bu üslup; HDP’nin Kandil’e ve silahlı mücadeleye yaslandığını, kaleşnikofa güvendiğini göstermektedir.
Böylece HDP asıl niyetini; demokrat, uzlaşmacı ve yapıcı görüntüsünün arkasında nasıl bir canavar gizlediğini, kuzu postuna bürünmüş sırtlan olduğunu ele vermiştir. Demirtaş’ın hem de Özkan’ın sözleri; şımarıklığın, ne oldum delisi olmanın göstergesidir. Bu tehlikeli çıkışlar, aynı zamanda gizledikleri terörist potansiyelin yanardağ gibi için için kaynamakta olduğu gerçeğini su yüzüne çıkarmıştır.

 
Bunların ‘Kovarız. Kaleşnikof çeviririz, yani öldürürüz’ dediği insanlar, birliğimiz ve dirliğimiz için kendilerini siper edip canlarını feda etmişlerdir. Eğer şereften söz edilecekse bu paye PKK’nın siyasi kanadının değil, onların hakkıdır. Türk milleti; kahraman korucuların fedakarlığını, üstün hizmetlerini asla unutmaz ve unutmayacaktır. Onların haklarını korumak da milletimizin vicdan ve can borcudur.

 
PKK’nın siyasi kanadına verilen oyların çoğunluğu korku ve sinmişlikten, önemli bir kısmı da sırf AKP’yi iktidardan göndermek isteyenlerle Tayyip Erdoğan’a karşı duruş sergileyen bir kısım dış güçlerin payandalığını yapan iç güçlerin bu örgütü tercih etmesindendir.

 
Ne var ki bu şekilde HDP’ye oy verenler; eli kanlı örgütün 1984 yılından bu yana işlediği cinayetlere, devlete verdiği zararlara zımnen onay vermişler, vebal altında kalmışlardır. Bununla birlikte Türkiye’de ne kadar zararlı ve marjinal aşırı sol örgüt ve parti varsa seçimlerde HDP ile yan yana gelmiş aynı safta yer almıştır.

 
Demirtaş’ın seçim gecesi teşekkür ettiği ve isimlerini tek tek saydığı örgütlerin listesine bakıldığında bütün muzır ve bölücü örgütlerin orada toplandığı görülecektir. İşte bunlarla yan yana gelmek ne kadar şerefliyse Selahattin Demirtaş ve PKK terör örğütü uzantısı HDP ile yan yana gelmek de o kadar onursuzluktur.

 
Bölücü terör örgütünün elebaşı olan İmralı canisi hapse zevk için konulmamıştır. Sebebi bellidir. 30 bin kişinin katilini, kundaktaki bebekleri kurşunlatan bir caniyi kendine önder yapan bir örgütün ne mal olduğu ortadadır. Mesele budur. Ey PKK’nın siyasi kanadı! Siz kendinizi ne sanıyorsunuz.

 
Kimin memleketinden kimi kovuyorsunuz? Haddinizi ve yerinizi bilin..
Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci- Yazar 10 Eylül 201

Share
933 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2