logo

HDP SİVİL SİYASETİ DEĞİL SİLAHI TERCİH ETTİ!


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

ÇÖZÜM SÜRECİNE TÜRKİYE NASIL GELDİ?

Yıllardır memleketimizde inançlı kesime,Kürtlere,Alevilere,hülasa toplumun birçok kesimine yönelik baskılar uygulandı. Zaman zaman bu baskılar şiddete,fail-i meçhullere ve asimilasyon uygulamalarına dönüştü.

Görünürde seçilmiş iktidarlar ülkeyi yönetiyor,ülkenin ali menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp-uyguluyordu. Vatandaş, ülkenin kronikleşmiş sorunlarını çözsün diye sandıklara koştu.Oylarıyla iktidar yaptığı partilerin oluşturduğu hükümetler,birikmiş sorunların bir çoğunu çözme becerisini gösteremedi.Çözülemeyen sorunlar zamanla kronikleşmeye,çözümsüzlüğe doğru akıp gitti! Ülkenin kronikleşmiş sorunlarının çözülememesinin nedeni iktidara gelen ‘basiretsiz,beceriksiz’ siyasetçiler ve liderlerinin önemli etkisi olmakla birlikte asıl nedeni askeri vesayet rejimiydi. Türkiye’de uzun yıllar son sözü hep asker söylemiştir.Siyasetçilere ayar çektiler.Neyi,nasıl yapmaları gerektiğini empoze ettiler. Sıkıştıklarında da 27 Mayıs,12 Eylül ve 28 Şubat Darbelerinde olduğu gibi yönetime el koydular.

Türkiye’nin temel meselelerinin çözülmesini istemeyen ulusal ve uluslararası çevreler, bu sorunlara cesurca el atıp çözüm arayışı içine giren merhum Turgut Özal gibi siyasetçileri bir şekilde devreden çıkardı.

Askeri vesayet,bunca yıl bu gücü elinde bulundurması,hükümetlere kendi ideolojisine göre; zaman zaman da  ‘üst akıl’ diye tarif edilen ulusal ve uluslararası bağlantıları olan gücün arzu ve istekleri doğrultusunda politikalar uygulatmak için baskı yapabilmesinde silah gücünün yanı sıra yerli ve küresel sermaye ile küresel güçlerin desteğini almış olmalarının da önemli etkisi olmuştur.

12 yıllık güçlü iktidarında askeri vesayeti sona erdiren,güçlü ekonomisi ile bölgede ve uluslararası arenada ben de varım diyebilecek güce ulaşan Türkiye,süper güç olma hayalini gerçekleştirmek için ülkede iç barışını gerçekleştirmek zorundaydı. 30 yılı aşkın bir süredir devam eden ve otuz binin üzerinde insanımızın yaşamını kaybetmesine neden olan terör olaylarına bir son verilmeliydi.Özal,geçmişte bu amaçla çalışma başlattığı için, ülkenin huzur içinde büyümesini istemeyen çevreler tarafından zehirlenerek öldürüldü.Recep Tayyip Erdoğan,rahmetli Özal’ın muvaffak olamadığı bu hayali gerçekleştirmek için kolları sıvadı.

2002 ÖNCESİ KÜRTLERİN DURUMU…

    2002 yılına kadar geçen süreçte 17 bin civarında insan faili meçhullerle,yargısız infazlarla katledildi,asit kuyularına atıldı.Bu yıla kadar yoğun hukuksuzluklar, çatışmalar, gözaltında kayıplar, ev baskınları, yargısız infazlar, pislik yedirmeler, köy yakmalar ve boşaltmalar yaşandı. JİTEM adlı suç şebekesi Kürt  halkına adeta kan kusturdu. Fakirlik, yoksunluk, işsizlik, eğitimsizlik  Doğu ve Güneydoğu bölgesinin kaderi haline geldi. 

İslami kimliğimizle;adaletle hükmetmeyi,mazlumdan yana zalime ve zulme karşı çıkmayı kendisine şiar edinmiş ben ve benim gibi çok sayıda Türk evladı,Kürt kardeşlerimize yönelik yapılan bunca zulme itiraz ettik.Bu uygulamaların başta inancımıza olmak üzere,insanlığa,kardeşlik hukukuna uygun olmadığını dile getirdik.O dönem devlet aklının uygulamalarını savunan kimi ‘milliyetçi’ ve ‘ulusalcı’  kardeşlerimize karşı Kürt halkının topyekün suçlanmasının yanlışlığını ifade etmeye çalıştık.PKK Terör örgütünün ortaya çıkmasında ve taraftar bulmasında üste belirttiğim haksızlıkların ve yapılan zulmün büyük etkisi olduğu gerçeğini anlatmaya çalıştık.

SON 12 YILDA KÜRT SORUNUNA YÖNELİK YAPILANLAR

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kürt sorunuyla bağlantılı ilgili ilk icraatı, 18 Kasım 2002 Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu’da yıllardır uygulanan Olağanüstü Hal’i (OHAL) kaldırdı.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaptığı o tarihi konuşmasında, “Kürt sorunu benim de sorunumdur” ifadesinin ardından Kürt sorununun çözümüne yönelik ilk somut adımlar 2009 yılında geldi. Yılın ilk günlerinde TRT’nin Kürtçe kanalı TRT ŞEŞ açıldı. “Demokratik açılım” diye başlayan daha sonra “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak adı değiştirilen Kürt sorununa çözüm arayışı konusunda somut adımlar atıldı.

Hükümet,Kürtlere yönelik çok sayıda olumlu adım attı. Bunların hepsini yazmaya imkan yok ama 2002’den bu yana atılan çok önemli adımların bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

– OHAL uygulaması kaldırıldı.
– İdam cezası kaldırıldı.
– Vatandaşların çocuklarına Kürtçe isim vermesinin önündeki engeller kaldırıldı.
– Siyasi partilerin kapatılması zorlaştırıldı.

– Kürtçe kursların açılmasına imkan tanındı.
– Kürtçe yayın yasağı kaldırıldı.
– Farklı dil ve lehçelerde radyo ve televizyon yayınına imkan sağlandı.

– Farklı dil ve lehçelerde reklam  yapılmasına izin verildi.
– TRT 6 Televizyonu 24 saat Kürtçe yayına başladı.
– Özel televizyon ve radyo kuruluşlarına farklı dillerde 24 Saat yayın imkanı sağlandı.
– Üniversitelerde farklı dillerde ana bilim dalı, enstitü, bölüm açma, seçmeli ders koyma imkanları sağlandı. Kürt dili ve edebiyatı bölümleri kuruldu.
– Üniversitelerde Kürdoloji kütüphaneleri kurulmasına izin verildi.
– Farklı dillerdeki kültürel faaliyetleri desteklenme kararı alındı. Kürtçe filmlere destek verildi.
– Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla anadillerinde görüşmeleri sağlandı.
– Çağrı merkezlerinde Türkçe bilmeyen vatandaşlara yönelik hizmet imkanı sağlandı..
– Yerleşim birimlerine eski isimlerinin iadesi sağlandı.
– Farklı dillerde siyasi propaganda yapılabilmesi sağlandı.
– Kültür ve Turizm Bakanlığınca Kürtçe bazı önemli eserler yayınladı.
– Yayla ve meralar yeniden kullanıma açıldı, köye geri dönüşler başladı.
– Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlarla ilgili soruşturma komisyonu kuruldu.
– Kürtçe tiyatro oyunlarının sahnelenmesine izin verildi.
– Kürtçe müzik albümü çıktı.
– Sanıklar için ana dilde savunma imkanı sağlandı.
– İmralı’da Abdullah Öcalan’la avukat ve heyetlerin görüşmeleri başlatıldı..
– Tür Dil Kurumu Türkçe-Kürtçe sözlük yayınladı.
– Anadolu Ajansı Kürtçe yayın başlattı.

    AK Parti Hükümetlerinin Kürt vatandaşlarımıza yönelik ne yaptı diye soranlar, bu adımları okuduktan sonra biraz olsun utanır umarım!

DEVLETİN BU OLUMLU ADIMLARINA HDP/PKK BÖYLE YANIT VERDİ!

AK Parti Hükümeti,devlet politikası çerçevesinde bu tarihi adımları atarken PKK/HDP ikilisi maalesef iyi bir performans ortaya koyamamıştır. Bırakın iyi bir performans ortaya koymayı,’ Çözüm Süreci’ adı verilen görüşmelere çok zor ikna edilen Türk Halkını kızdıracak,nefretini kazanacak her şeyi yapmışlardır.Devlet otoritesi ile adeta dalga geçildi. Çözüm Süreci hatırına,PKK ve HDP’nin yaptığı onlarca yanlışa göz yumulması bile suistimal edildi.

     PKK/HDP Çözüm Süreci’nin inkıtaaya uğraması için her şeyi yapmıştır. Lice’de uzun süre yol kesmelerden sokak eylemlerine. 6-7 Ekim’de Kobani’de halkı sokağa çağırarak 52 vatandaşın hayatını kaybetmesine sebep olmaktan ,Adıyaman merkeze bağlı Kömür beldesindeki Kurk ve Derinsu mevkilerinde arazi arama tarama faaliyeti yapan güvenlik güçlerine ateş açılıp Uzman Onbaşı Müsellim Ünal şehit edilmesine… Suruç katliamından 2 gün sonra 22 Temmuz 2015′de, Şanlurfa Ceylanpınar ilçesinde IŞİD’le ilişkili oldukları iddiasıyla 2 polis memurunu evlerinde şehit edilmesinden ,23 Temmuz kent merkezinde bir trafik kazası ihbarına giden trafik polislerinin pusuya düşürülüp Tansu Aydın adlı polisimizin şehit edilmesine… 25 Temmuz’da Okmeydanı’nda polise açılan ateş sonucu 2 polis memuru ile bir vatandaş ağır yaralanmasından,25 Temmuz’da Diyarbakır’ın Lice ilçesinde askeri aracın geçişi sırasında teröristlerce bomba yüklü araç patlatılıp 2 askerimizin şehit edilmesine…26 Temmuz Gazi Mahallesi’nde düzenlenen Günay Özaslan’ın cenazesinde çıkan olaylarda bir çevik kuvvet polisi Muhammet Fatih S. şehit edilmesinden,30 Temmuz’da Şirnak’ta teröristlerce yol emniyeti alan askerlere yönelik saldırıda bir subay, bir erbaş ve bir er şehit edilmesine….Ve saymakta zorlandığımız onlarca diğer şehidimize kadar kanlı sürecin müsebbibi olmuşlardır!

   ÇÖZÜM SÜRECİNİ BİTİREN PKK-HDP ŞİDDET ORTAKLIĞI OLDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi risk alarak ve  iyi niyetle başlattığı,fakat PKK’nın istismar ettiği ‘Çözüm Süreci’;diğer bir ifadeyle, ‘silahların sustuğu’,barış umudunun yüksek olduğu dönem, Suruç’ta meydana gelen ve kimin yaptığı da tartışmalı olan 32 vatandaşın hayatını kaybettiği intihar saldırısını bahane edip iki polisimizi evinde hunharca katledilmesiyle başlayan ve emniyet güçlerimize yönelik yapılan kahpece saldırıların ardından şimdilik de olsa sona ermiş gibi görünüyor.

Çözüm süreci bitiren temel faktör  PKK-HDP işbirliği ile zirve yapan terör eylemleridir. Hükümetin,çözüm sürecini bitirmek gibi bir düşüncesinin olmadığı açık.Hükümet,bütün şımarıklıklara,kışkırtmalara,terör faaliyetlere rağmen kararlılıkla devam ettirdi. Ancak PKK ve HDP uzun zamandır sürdürdüğü şiddet içerikli faaliyetlerine kanlı eylemleri ekleyerek süreci bitirdi.Çözüm Sürecini dinamitlemeleri tamamen kendi inisiyatiflerinde olduğuna da inanmıyorum.Çatışma kararı maşalığını yaptıkları güçlerden geldiği açıktır.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

“Kürt sorunu benim de sorunumdur” ifadesini kullanan ve üste sıraladığım açılımları yapan bir lidere ve ‘açılımlara’ rağmen gösterilen düşmanca tavır,polis ve askerimize yönelik kahpece saldırılar… Şiddete tepki göstermeyen HDP’li yetkilileri ile ‘Çözüm Süreci’ni’ başarıya ulaştırmanın imkansız olduğu ortaya çıkmıştır.

Çözüm  Süreci kapsamında,Türkiye Cumhuriyeti Devletini’nin ve PKK Terör Örgütünün başı Abdullah Öcalan’ın silahların bırakılması yönünde yaptıkları çağrılara olumsuz yanıt veren Kandil’e sırtını dayayan HDP,her şeyden önce temsilcisi olduğunu iddia ettiği Kürtlere ihanet etmiştir. Kürt Halkı da tıpkı Türk Halkı gibi sürece büyük destek vermişti.Devlet ise üstüne düşeni fazlasıyla yaptı. Silahları bırakmaya yanaşmayan terör örgütü ile ona silahları bırakma telkininde bulunma yönünde irade göstermeyen HDP, tarihi barış fırsatını kaçırmış oldu.

Peki Ak Parti için  Çözüm Süreci bitmiş midir? Bence hayır. Ak Parti bundan sonra süreci daha öncekinden daha farklı parametrelerle yürütecektir. Çözüm sürecinin tekrar başlatılabilmesi için iki temel şartı vardır. Birincisi; örgütün koşulsuz bir biçimde ya silah bırakması ya da silahlı unsurlarını ülkenin dışına çıkarması.İkincisi;Çözüm Sürecini %80’ler civarında destek vermiş olan,fakat son ihanetle birlikte sürece verdiği desteği çeken halkımızı HDP’nin bir şekilde ikna etmesi,inandırması gerekecektir.

HDP ve PKK’lıların giyim tarzları,konumları ve pozisyonları farklı olsa da  zihniyetleri ve amaçları aynıdır. Dolayısıyla HDP,sahip oldukları mantalite itibari ile şiddeti dışlayabileceklerine ihtimal vermiyorum .Terörü ve şiddeti dışlayamayacaklarına göre bu aktörlerle yeni bir süreç başlatmak abesle iştigal etmekten öte bir anlam taşımayacaktır!

Halkın büyük çoğunluğunun desteklediği ‘Çözüm Süreci’ ile toplumsal barışın gerçekleşme şansı kaybedilmiş oldu. Suruç’ta meydana gelen patlamanın ardından Polis ve askerimize yönelik başlatılan saldırılardan sonra halk yeni bir sürece izin vereceğine ihtimal vermiyorum. Bundan sonra hiç bir Hükümet terör örgütü veya terör örgütünün siyasal temsilcileri ile işbirliğine gidemeyecek,barış görüşmelerini başlatma cesareti gösteremeyecektir.

Kanaatimce PKK Terör Örgütü silahları asla bırakmayacaktır.Çünkü silah onların varlık nedenidir. Tüm olumsuz tabloya rağmen terörün ülkemizden tamamen kalktığı günleri görmek ümidiyle…

MEHMET ZENGİN

03/08/2015

Share
2162 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

HDP SİVİL SİYASETİ DEĞİL SİLAHI TERCİH ETTİ!” için 7 Yorum

  1. ali : diyor ki:

    Terörle ve teröristle mücadele yetmez….Teröristi destekleyen Paralel Terör Örgütü TERÖRÜ MASUM GÖSTERMEYE ÇALIŞAN GAZETECİ MÜSVETTELERİYLE DE MÜCADELE ŞARTTIR!!!

  2. fuat : diyor ki:

    Allah bunları kahretsin…..

  3. murat : diyor ki:

    GÜÇLÜ DEVLET VATANDAŞINI,POLİS VE ASKERİNİN CANINI,MALINI VE AKLINI KORUYAN ORGANİZASYONDUR….KORUYAMIYORSA KENDİNİ SORGULAMALI!!

  4. erol : diyor ki:

    Türk Milletinin sabrını taşırmak üzereler…Herkes haddini bilmeli! Devlet ise bu soysuzlara haddini bildirmek için daha neyi bekliyor!!!!??

  5. ali : diyor ki:

    BUNDAN SONRA OLACAĞI….DİŞE DİŞ—-!!!!!

  6. mustafa : diyor ki:

    Isabetli analiz..Artik en onemli gorev Kurt halkina dusmektedir.Terorle aralarina mesafe koymalilar

  7. hasan : diyor ki:

    Bu aziz Millet kendilerine barış için bir şans vermişti,ancak değerlendiremediler.Bundan böyle kendilerine güvenmek imkansız…Yazık ettiler..

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNSANLIK ÖLMÜŞMÜ?

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    İnsan, İslâm için kâinatta en değerli varlıktır. Düşünen her insanı hayrete bırakmaya yeterli, kudret kalemiyle yazılmış bir varlıktır insan. Kâinata sığmayan ilahi terennümü, iman ve aşkında yaşatabilecek bir gönle sahip varlıktır insan. Bir taraftan ruhunda kaynayan aşkla Yüce Yaratıcının emirlerine karşı sorumlu, diğer taraftan akıl ve irade gücünü kullanmada hürdür insan. İnsan, akıl ve irade sahibi bir varlık olmasından dolayı, potansiyel değerleri itibariyle meleklerden üstündür. İnsanın bilme yeteneğidir, eşyayı isimlendirme gücüdür, me...
  • Kötü Yöneticiler ve Zalimlikleri

    20 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Japon atasözünde şöyle güzel bir söz vardır; “Bin asker toplamak kolay olsa da onlara bir general bulmak çok zordur” der. Bir şirketin binlerce çalışanları olsa dahi iyi bir müdürün, iyi bir liderin, iyi bir üstün yoksa hem artan rekabet ortamlarında, hem çalışma durumlarında her daim başarısızlıklara ve adaletsizliklere imza atar dururlar.  Öyle ki her daim çalışan insanların hakları üstleri tarafından yenilmiş olup, üstleri tarafından her daim tehditler görecek ve çeşitli tehditlere maruz kalacaklardır. Her daim köleleştirme sistem...
  • Dürüstlük Pahalı Bir Mülktür, Ucuz İnsanlarda Bulunmaz.

    19 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ´Dürüst olmak´´ doğruluğu benimsemek ve doğru olmak demektir.Dürüstlük, özde, sözde, yaşayışta doğru ve tutarlı olmayı gerektirir.Özde, sözde ve yaşamda dürüstlük insanın içinin ve dışının bir olmasıdır. Kişi, düşündüğü ve inandığı neyse, onu söylemeli, onu yapmalıdır.Bazı idealler o kadar değerlidir ki! o yolda mağlup olmak ta yenilmek te inanın bir zafer sayılır. Bana göre dürüst olmak bence insanın özünün, sözünün bir olma durumu, olduğu gibi görünmek farklı görünme ve farklı göstermeye çalışmamak yani sadece karşınızdakiler için değil kendi...
  • SÖZ NAMUSTUR!..

    19 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Yerine getirmek niyetiyle söz vermek sevaptır. Verilen sözde durmak müstehaptır. Sözünde durmamak tenzihen mekruh olur. Kendisine söz verilen kimse, (Sen bana söz verdiğin için bu benim hakkımdır) demeye hakkı yoktur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir kimse, yapmak niyeti ile verdiği sözü tutamazsa günah olmaz.) Yapmayacağı halde, yalan olarak söz vermek haramdır. Bu şekilde sözünde durmamak da günah olur. Yapmamak niyetiyle söz verdiği halde, sonradan, verdiği sözde durursa, yalancılık günahı affolmuş olur. Hadis-i şerifte, (Sözünde durm...
UA-36507442-2