logo

reklam

HAYSİYETLERİ ÜZERİNE KUMAR OYNAYANLAR


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Cumhurbaşkanlığı makamı, milletin en üst düzey temsil makamıdır. Cumhurbaşkanlığını tanımayan milleti tanımamış olur. Cumhurbaşkanının meşruiyetine saldıran milletin iradesine saldırmış olur. Cumhurbaşkanına saygısızlık yapan millete saygısızlık yapmış olur. Cumhurbaşkanımızın meclise girişinde muhalefetin sergilediği tavır, kesinlikle insani ve milli bir tavır değildir. Yabancı misyon şeflerinin gözü önünde Cumhurbaşkanının önünde kalkmamak, her türlü insanî ve millî refleksten yoksun bir saygısızlık örneğidir.
Milli iradeyi temsil makamında olan kişilerin milli iradenin tecessüm ettiği bir şahsa ve makama karşı gösterdikleri bu saygısızlık, yeni dönemde diyalog ve uzlaşı üzerinden inşa edilmesi gereken demokratik siyaset dilini de ilk günden zehirleyen bir davranış olmuştur. Paradoksa bakınız ki “diktatör” diye suçladıkları kişinin önünden kalkmama özgürlüğünü o gün mecliste gösteren muhalefet partileri, yeni dönemde uzlaşmaya ne kadar uzak olduklarını da alenen göstermiş oldular. Muhalefet partilerinin bu sekter ve saygısız tavırlardan hızla uzaklaşmaları gerekiyor. Aksi takdirde kaybeden kendileri olur.
AK Parti Cumhurbaşkanına yapılan hiçbir saygısızlığı içine sindirmediği gibi bu tür saygısızlıkların hiçbirini de karşılıksız bırakmaz. Muhalefet partileri şunu çok iyi bilmeliler ki Cumhurbaşkanımızın şahsına ve makamına yapılacak bu türden düşmanca saygısızlıklar her türlü diyalogun ve uzlaşının önünü keser. Milleti oyalamaya gerek yok. Mertlikten ve dürüstlükten uzak siyasi taktiklere de hiç gerek yok.
Diyaloga ve uzlaşıya açık iseler bunun ilk sinyalini veren Cumhurbaşkanı olmuştur. Demokratik diyalogun ve uzlaşının altını da AK Parti’nin Genel Başkanı ve Başbakanı anlamlı bir biçimde doldurmuştur. İçeride ve dışarıda yaşamakta olduğumuz kritik dönem, hükümetin bir an önce oluşmasını zorunlu kılıyor. Siyasi partilerimiz bu konuda üzerlerine düşeni yapmazlarsa çözüm mevkii yine milletimizdir.
Mevcut Meclis yapısı içinde, tüm siyasi partilerimize, onların genel başkanlarına büyük görev düşüyor. Türkiye’nin, geçmişini tartışan değil, geleceğini aydınlatan bir koalisyon hükümetine ihtiyacı var. 1990’lı yıllarda şahit olduğumuz koalisyon tecrübelerinin ülkemize yaşattığı sıkıntıları tekrarlatmaya kimsenin hakkı yok.
Seçim sonuçlarına bakıp, ‘Türkiye sıkıntıya düştü’ diye adeta sevinç çığlıkları atanları görüyoruz.. Kendi çıkarlarını, ülkenin çıkarlarının önüne koyanların yüzlerindeki memnuniyet ifadesinin gayet iyi farkındayız. İnşallah ya en kısa sürede yeni hükümeti kurarak ya da seçimleri yenileyerek, bu heves sahiplerini bir kez daha hüsrana uğrayacaklardır. TÜRK milletinin mayasında var olan, fakat yılların ihmali ve milletimize düşmanlarının ihaneti sonucunda küllenen Türk-İslam inanışıyla parlayan ülkenin kalkınma ateşi, son on iki yılda tekrar alevlenmiş ve toplumun bütün kesimlerini bir yangın gibi sarmıştır.
Yabancı yatırımcı, AK Parti iktidarının Türkiye’de son 12 yılda sağladığı güven ve istikrar ortamına gelmeye devam ediyor. Seçim dönemi olmasına karşın bu yıl uluslararası doğrudan 12 milyar dolar yatırım bekleniyor.
Yabancı yatırımcıların, enerji, hızlı tüketim, gıda, içecek ve finans sektörleri ile öncelikli olarak ilgileniyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) tarafından her yıl hazırlanan ve tüm dünyada eşzamanlı olarak duyurulan Dünya Yatırım Raporu açıklandı. 2014 yılında 201 ülkeye ilişkin uluslararası doğrudan yatırımların Türkiye klasmanı, bu yıl yine 35. yılını kutlayan Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) tarafından yapıldı.
Ülkemizi bu kadar kısa zamanda büyüten ve güçlü kılan Allah’ın takdiri ve güçlü iktidarın ve kadrosunun inançlı çalışmaları ve gayretlerinin bir sonucudur.Bu kadro Hareketi, tamamen maddeye esir olmuş, ruhları köleleşmiş, gönül mantıkları kaybolmuş günümüz insanının, kısır dünya görüşü ve basit mantık ölçüleri ile izah edilemez.

Bu azimkâr kadronun kısa zamanda, insanlarımızın kafa ve gönlünde kat ettiği mesafe, çağın gelişme hızının çok ötesindedir..
Bu hızı tekkeye yeni intisap eden bir müridin çile dolduran nefsini sürekli terbiyeye tabi tutması gibi, devamlı sıhhatinden, özelyaşantısından, menfaatinden, uykusundan, en önemlisi ailesinden ve gerekirse canından fedakârlık yaparak, kısacası nefis intiharının en çarpıcı tablosunu meydana getirerek kazanmıştır.
Tarih, gecesini-gündüzüne katarak azimle vatan-millet hizmetinde koşan, en büyük projelerle fikir ve şuur zaferini yaratan bu kadroya, daima şükran ve takdirle yâd edecektir. Ve yine tarih, milletimiz üzerinde karanlık emelleri olanlara yataklık eden ve halkımızın hassasiyetleri üzerine kumar oynayanları ve bu kadroya ihanet edenleri asla affetmeyecektir
Bu günkü tarihimizde, Vatan, millet ve bayrak sevdalısı, milletin birlik ve bütünlüğüne inanmış bu kadro kadar, zor şartlar altında ve ağır ve kaygan siyasi zeminde mücadele veren ve hedefine adım adım ulaşan bir fikri kadro gösterilemez.
Ülkemizin kalkınmışlığına atılan imzaların ağır mesuliyeti yönünden de, diğer siyasi kadrolarla mukayese dahi yapılamaz.

Türk halkının bağrından koparak gelen bu kadro yalnız ülkemizde değil, bulunduğu coğrafyasında da lider bir kadro olarak, tarih sayfalarında yerini alacaktır… Saygılarımla 25 Haziran 2015

Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci- Yazar.

Share
754 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2