logo

reklam

Hayırlısını Dilemek


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

Her şeyin sahibi ve maliki, her şeye kadir, sonsuz kerem ve ihsan sahibi
Cenab-ı Allah’a sonsuz hamdler olsun.

Kâinatın sertacı, merhamet ve heybet peygamberi Muhammed Mustafa
(s.a.v.)’ya; Onun pak ehl-i beytine, seçkin Sahabelerine ve tüm
takipçilerine salat ve selam olsun.

Beşer olarak şu imtihan dünyasında önümüzde var olan engelleri aşabilmek
için Allah’ın rahmet ve inayetine çok muhtacız. Hayatımızda attığımız
adımların, yaptığımız işlerin, niyet ve beklentilerimizin Allah’ın rızasına
uygun olması elbette akıbetimiz açısından çok yararlı olacaktır.

Allah’ın rızasını kazandıracak bir hedefe ulaşabilmek için her işin
hayırlısını Allah’tan arzulamalıyız ki, sıkıntıları aşabilelim. O’nun rahmet
ve ihsanı olmadan soluk alıp verme imkânına bile sahip olmadığımızı
unutmamalıyız.

Mademki, her durum ve şartta Onsuz istikametimize ulaşamıyoruz, bu durumda
daima O’na sığınmalı ve O’nunla aramızda manevi bir bağ kurma yoluna
gitmeliyiz. Bu bağı kurmak için de O’nu hep hatırlamak ve O’ndan yardım
talep etmek zorundayız.

Maddi ve manevi bütün işlerimizde ilahi rızayı kazandıracak etken elbette
hayırlı neticeler getirmesine bağlıdır. Beşer olduğumuz, nakıs olduğumuz,
aciz olduğumuz ve kıt imkânlara sahip olduğumuz için hayır ve şerri
belirlemede yetersiz kalmaktayız. Bu zaafiyetlerimizden dolayı yapacağımız
tüm iş ve meşguliyetlerde hayırlı olanı Cenab-ı Allah’tan arzulamalıyız ki,
saplantılara girmeyelim ve beklentilerimize ulaşmadık diye bunalımlara ve
isyanlara yönelmeyelim.

Asr-ı Saadet döneminde Peygamber Efendimiz’in sahabelerine ve ümmetine
yaptığı tavsiyelerden biri de şudur: Herhangi bir işe girişmeden (evlilik,
ticaret, seyahat v.s. gibi) önce o işin hayırlı olmasını Allah’tan talep
etmeleridir. Buna ‘İstihare’ denir.

İstihare, hayır talep etmektir. Yani yapılması düşünülen işlerin hayırlısını
Allah’tan istemektir.

Hz. Cabir (r.a.)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Resulullah(s.a.v.) bize
Kur’an’dan bir sure öğrettiği gibi, her işte istiharede bulunmamızı
öğretirdi. Derdi ki: ‘Biriniz bir şey (iş) düşündüğü zaman farz dışında iki
rekat namaz kılsın sonra da şu duayı okusun ve ihtiyacını dile getirsin:

“Allah’ım, ilminle senden hayır diler ve kudretinle takdirini beklerim.
Büyük lütfundan isterim. Çünkü Sen takdir edersin, ben takdir edemem, Sen
bilirsin ben bilemem. Sen görünmeyeni bilirsin. Yüce Rabbim ikramını
istiyorum. Ben acizim, Sen ise her şeye kadirsin.

Allah’ım bu işin benim dinim, geçimim ve akıbetim için hayırlı olduğunu
biliyorsan bunu bana takdir et ve onu bana kolay kıl. Sonra da onu hakkımda
mübarek kıl. Eğer bu işin benim dinim, geçimim ve akıbetim için şerli
olduğunu biliyorsan, onu benden çevir ve beni ondan uzak tut. Hayırlı olan
ne ise bana onu takdir et, sonra da takdir ettiğini bana sevdir.

Bu duadan sonra yapacağı işi zikrederdi.”(1)

İstihare namazı ile duası Resulullah (s.a.v.)’ın sünnetindendir. Mübah olan
her iş için istihare yapmak müstehaptır. İstihare eden kişi istihare
ettikten sonra kalbinin meylettiği şeyle amel eder, onu yapar. Bu konuda
Allah’ın takdirine razı olur. İstiharede bulunmaya teşvik eden birçok hadis
rivayet edilmiştir:

“Allah’a istihare etmek, kişinin saadet vesilelerinden biridir.”

“İstihare eden, zarara düşmez.”

“Allah’ım, bana hayır ver ve benim için hayırlı olanı seç.”(2)

Bazı alimlere göre istihare duasından sonra abdestli olarak kıbleye
yönelerek yatanın rüyasında beyaz veya yeşil görmesinin, niyetindeki şeyi
yapmasının hayırlı olacağına; siyah veya kırmızı görmesinin de hayır değil,
şer getireceğine işaret ettiğini söylerler. Allah en iyi bilendir.

Aslında bu hayır duasında ısrar etmekten kasıt, işlerin sonucunu hayrı en
iyi bilen Allah’a havale etmektir. Çünkü insan, neyin kendisine hayırlı ve
neyin de kendisine şerli olduğunu bilemez. Bunu ancak Allah bilir. Nitekim
Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:

“Hoşunuza gitmediği halde savaş, üzerinize farz kılındı. Olur ki, hoşunuza
gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır. Ve olur ki, sevdiğiniz bir şey de
sizin için şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (3)

Evet, Mü’min için her iş ve meşguliyette en hayırlısını Allah’tan talep
etmekten başka çıkar yol yoktur.

Kimileri Allah’tan evlat ister; ama evlat rahmetten uzak, hayırdan uzak ise
ana-baba için çekilmez bir sıkıntı ve ızdırap olur. Hayırlı evlat ise dünya
ve ahiret saadetine bir vesile olur.

Kimileri Allah’tan mal, servet, daire, araba ister; ama bu mal hayırla
kullanılamıyorsa, fakir ve mazlumları hor görme vasıtası oluyorsa dünya ve
ahiret hüsranına sebep olur. Kişiyi davaya hizmetten alıkoyan, bencillik ve
sefahate sürükleyen maldan hiçbir hayır beklenemez. Hayırlı işlerde
kullanılamayan bir mal, kişinin üzerinde ağır bir yük olmaktan başka bir şey
değildir.

Kimileri Allah’tan eş ister; ama seçilen eş Allah’ın lütfettiği hayırlardan
mahrum ise, o eş ile kurulan yuva dert ve çile mekânına dönüşür. Hayırlardan
mahrum biçimde kurulan yuvalar, huzur ve saadete hasret kalırlar.

Kimileri iyi bir geliri var diye bir işe girmek ister; ama istenen iş
Allah’ın rahmet ve ikramından uzak, hayır kapılarına kapalı ise o iş kişiye
adeta bir zehir olur, inanan bir kişi için korkunç bir kâbus olur. Hayırdan
uzak bir iş, bazen dalalete sürüklenmenin bir vasıtası, bazen de hizmeti
terk etmenin başlangıcı olur. Kişiyi Allah’tan uzaklaştıracak bir işten ne
hayır beklenir?

Kimileri bir makama ulaşmak ister; ama o makam Allah’ın takdir ettiği
hayırdan mahrum ise, ebedi hüsranın bir basamağı olur. Bir makam hayırdan
uzak ise zulüm ve zorbalık vasıtası, kibir ve gururun kaynağı ve
adaletsizlik örneği olur. Eğer bir makam Allah’ın rahmet ve hayrı ile elde
edilmişse, adaletin sembolü ve davaya hizmetin en büyük vasıtası olur.

Kimileri Allah’tan uzun ömür ister; ama o ömür hayırlardan mahrum ise günah
ve kötülüklerin birikmesi için bir vasıta, ebedi saadeti kaybettirecek bir
araç olur. Hayır niyeti kullanılamayan bir ömür ahirette kaybetmenin ve
hüsrana uğramanın yolunu açar.

Velhasıl tüm isteklerimizde hayırlı neticeler elde etmek, en büyük gayemiz
olmalıdır. Küçük-büyük tüm işlerimizde hayırlısını dilemek, hayatta
vazgeçemeyeceğimiz bir vasfımız olmalıdır. Özellikle çirkinliklerin,
maddeperestliğin, zulüm ve tuğyanların had safhaya ulaştığı günümüzde;
işlerimizin, eylemlerimizin, faaliyetlerimizin, hizmetimizin,
konuşmalarımızın, tüm tutum ve davranışlarımızın hayırlara vesile olmasını
Allah’tan temenni etmek boynumuzun borcu olmalıdır.

Kâinatın önderi, rehberimiz Muhammed Mustafa(s.a.v.)’nın devamlı yaptığı ve
yapılmasını tavsiye ettiği “istihare” gibi değerlerimizi önemsemek ve
hayatımızın her alanında uygulamak, elbette hayırlı neticeler getirecektir.

Allah’ım senden; hayırlı bir ömür, hayırlı evlatlar, hayırlı bir makam,
hayırlı bir ilim, hayırlı bir gelecek, hayırlı bir akıbet, hayırlı bir eş,
hayırlı bir iş, hayırlı bir mal, hayırlı bir hizmet ve hayırlı bir mücadele
istiyoruz.

Allahım! Resulün Muhammed (s.a.v.) senden hangi hayırlı şeyleri istemişse,
biz de senden o hayırlı şeyleri istiyoruz. Resulün Muhammed (s.av.) hangi
şerlerden-kötülüklerden sana sığınmışsa, biz de o şerlerden Sana sığınırız.
Yardımcımız ve dostumuz ancak Sensin. Bütün hayırlı işlerde bizleri başarılı
kıl. Kötü istek ve emellerimizden bizleri uzak tut. Her şeyin hayırlısını
nasib et.

1)Buhari-Davat (48)
2)Kütüb-i Site (3091)
3)Bakara: 216

Share
75 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Hz.Yunus’un Duası

    07 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    DERT ve KEDERİ OLANLAR MUTLAKA OKUSUN Putlara tapmakta bulunan Ninuva halkı, Hz. Yunus’un otuz üç sene devam eden nasihatlerini dinlemediler. Hz. Yunus (s.a) da, kendisine Allah (c.c) tarafından daha izin verilmeden Ninuva’yı bıraktı, Dicle kenarına gitti. Bir gemiye binip bir tarafa gitmek istedi fakat gemi yürümedi. İçinde bulunanlar: “Aramızda bir suçlu köle var” demeye ve kura atmaya başladılar. Hz. Yunus (a.s): “O suçlu köle benim, Rabbimden daha izin almadan kavmimi terk ettim. “dedi ve kendisini suya attı. Derhal bir büyük balık taraf...
  • Mardin’de ki Terör Olayları, Elektrik, Hastane, Uyuşturucu, Belediye ve Diğer Birçok Problem…

    07 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Mezopotamya ve Ortadoğu’nun en kadim kültür başkentlerinden olan Mardin şehrimizi ve yaşanmakta olan sorunlarına değinmek istiyorum.   Mardin şehri tabiri caizse tüm taşları tarih koktuğu, taşların dile geldiği en önemli kadim kültür şehirlerinden bir tanesidir herkesin gözünde.    Mardin büyüleyici ve de gizemli bir şehir olmakla beraber, kendi içerisinde birçok dillerin, kültürlerin, dinlerin, toplumların, büyüleyici efsanelerin ve insanlık tarihlerinin buluşturduğu, bu gizemli şehirde okunası bir kitapmışız gibiyiz hepi...
  • CHP’NİN ÜST AKLI FETÖ MÜ? KILIÇDAROĞLU’NDAN AKLA ZİYAN SÖZLER FETÖ’CÜLERE YİNE SAHİP ÇIKTI

    06 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün 6 Mayıs 2010’da Deniz Baykal’a yönelik kaset komplosuyla iş başına getirilen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 4 Aralık 2013’te ABD’nin Başkenti Washington’un yolunu tuttu. O güne göre şaşırtıcı bir şekilde, FETÖ’nün ülkedeki en güçlü terör yuvalarından Türk Amerikan Birliği temsilcileri ile buluştu. Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cülerle yaptığı görüşme ile darbe girişiminin ilişkisi olup, olmadığı hala gündeme gelmedi. FETÖ’cüler, o tarihte Kılıçdaroğlu’na 17-25 Aralık’ı anlattı mı? Anlattıysa, ne gibi pazarlıklar yapıldı? ...
  • İyi Niyet

    06 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Niyet ne demektir? CEVAP Niyet, emre itaat ve Allahü teâlânın rızasına kavuşmak için yaptığını kalbinden geçirmek demektir. Niyet, ibadet yapmayı kalbe getirmek, hatırlamak değildir. Allahü teâlâ için yapmayı irade etmek, istemek demektir. Niyet, ibadete başlarken yapılır. Daha önce, mesela bir gün önce yapılırsa, niyet olmaz. Buna emel, arzu, vaat denir. Mesela, Hanefi’de oruca niyet etmek zamanı, bir gün önce, güneşin batmasından başlayarak, ertesi gün, öğleye bir saat kalıncaya kadardır. Daha önce veya daha sonra yapılırsa caiz olmaz. Na...
UA-36507442-2