logo

reklam

HAYIRLI VE ŞUURLU RAMAZANLAR


facebook
Hatice ERTÜRK
eflatunyagmur@hotmail.com

 Hepimiz hatası, kusuru, eksiği, noksanı olan insanlarız. Tüm bunlardan münezzeh olan yalnızca Allah’tır.

Hepimiz nefis taşıyoruz. Gönlümüzde arı duru duygular barındırırken, bedenimizle de haz ve doyum peşinde dünyalık zevkler peşinde koşuyoruz.

Bir yanımız bizi iyiye ve doğru olana sevk ederken bir yandan da yanlışa ve kötülüğe çekiliyoruz.

Aklımız, nefsimiz, gönlümüz, vicdanımız daimi bir mücadele ve münakaşa içerisinde, savaş içerisinde. Sürekli didişme ve çekişme halinde.

İşte bu noktada büyüklerimizin, alimlerimizin ışık saçan, düşündürücü sözleri geliyor aklıma. ‘İnsanın en büyük mücadelesi kendi nefsi ile olan mücadelesidir.’
‘Nefis firavundur sakın doyurma başına kral kesilir.’, ‘İnsan nefsini feda etmekle insan olur.’ gibi.

Gerçekten de insan nefsine uydukça doyumsuzlaşır, bencilleşir, yalnızlaşır, insani duygu ve düşünceleri körelir, kendine dahi söz geçiremez kendi kendini yönetemez olur, yanlış yollara sapar sapar durur.

Öyleyse yapmamız gereken onu itina ile terbiye etmek ve istediklerini vermeyerek susturmak, sindirmektir.

Bu hiç de kolay olmayan zor bir iştir fakat yol ve yöntem bilindiği, Allah rızası gözetildiği takdirde, basiret sahibi olunduğu takdirde kolaylaşır.

Mübarek ramazan ayı aç kalmak için değil nefis terbiyesi ve ıslahı için vardır. Rabbimiz yaptığımız ibadetlerin tamamını kendisi için değil biz aciz kullarının nefsini terbiye etmesi, insanlığını ve maneviyatını beslemesi adına emretmiştir.

İnsan bu vesile ile nefsine uymamayı öğrenir ve gönlünde çiçekler filizlenir. Açlıktan gözleri kararır fakat gönül dünyası aydınlanır, ruhunda rahmani ve insani duygular yeşerir.

Nefse hükmetmek işinin ceremesi çetindir belki fakat bu işin sonu hayırdır mükafatı ganidir. Kendimizi alı koyduğumuz şeyler bizi kişilik olarak, insanlık olarak yükseltir.
İki dünyada da sevilen sayılan insanlar olmamızı sağlar. Kendimizi evvela kendimize karşı güçlü kılar.

İşte orucu bu idrak ve şuur içerisinde tutar isek, onu aç kalmak olarak değil nefis terbiyesi olarak bilir ve görür isek, aynı zamanda diğer zevk ve sefalardan dünyalık murazlardan el çeker isek, kul hakkı yememeye, yetim hakkı gözetmeye, gözümüze, dilimize, elimize, belimize de mukayyet olmaya dikkat eder isek hem ramazan ayı amacına ulaşmış olur hem de bizler kademe olarak biraz daha yükselmiş, insanlık olarak daha da güzelleşmiş oluruz. HAYIRLI VE ŞUURLU RAMAZANLAR DİLERİM.

HATİCE ERTÜRK

Share
299 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
  • CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ Bir gün, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ali mescid-i şerifte oturuyorlardı. O esnada biri girdi içeri. Ancak hazret-i Ali’yi görünce adamın rengi kaçtı birden. Mahcup bir vaziyette çöküverdi oracığa. Hazret-i Ebu Bekir, merakla hazret-i Ali’ye döndü: - Ya Ali! Şu adamı tanıyor musun? - Evet, tanıyorum. - Seni görünce mahcup oldu. Acaba neden dersin? Aliyyül Mürteza tahmin etmişti: - Bana borcu var. Belki ondandır. Hazret-i Ebu Bekir kalktı ve gitti o adamın yanına: - Hayırdır, neyin var senin? - Yok bir şey ...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Ön...
UA-36507442-2