logo

reklam

Hayatımızın İçerisinde Yer Alan Mutsuzluk


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Hayatımızın içerisinde yerini alan mutsuzluk adeta bütün yaşam döngüsünün içerisinde yerini almıştır. Mutsuzluk yaşamın içerisindedir. Mutsuzluğu yaşamımızın içerisinden ayrı kılmak adeta yaşamı kabullenmediğimi söylemiş oluruz. Bizler isyan ederiz. Hiçbir şeyin hiçbir şekilde yolunda gitmediğini söylenip dururuz. Tabi ki de gitmeyebilir. Neden mi? Çünkü her şeyin yolunda gidecektir diye evrensel olan bir kural yoktur ki. Her zaman mutlu olacağız diye bir kural bir çizgi yoktur ki. Öyle ki başkalarının kurdukları yaptıkları çizdikleri kurallar ile yaşadıkça mutluluğun peşinden koşup dururuz. Kendi kurallarımızla yaşamamız gerektiğini bilmemiz gerekir. Gözlerimizi de her daim açık tutmalıyız. Zihnimizi açmalı, farkındalığımızı en üst noktaya yükseltmeliyiz.

Ben sizleri tekrar tekrar söylüyorum söyleyeceğim de. Mutsuzluk adeta bir yaşamdır. Mutsuzluğu adeta severek yaşamalıyız, onun varlığını her daim kabul görmeli ve de kabul etmeliyiz. Lakin asla ama asla ona sahiplenmemeliyiz. Yaşamında o mutsuzluğa hiçbir zaman sahiplenme. Sadece onu yaşa doyuma ulaştığın vakitte de bırak gitsin. O’na asla sahiplenmeye kalkma. Böylelikle yaşamındaki her şeyden tat alırsın, zevk alırsın ve de karşındaki kişilere de zevk vermeye başlamış olursun.

Mutlu olmanın en güzel formülü nedir bilir misin?

Sen ki onu çağırırsın O’da senin dünyana gelir. Sonrasında kalkar kapıyı açıp içeri girmek için senden izin ister. Eğer ki farkındalıkla gerçekten yaşıyorsan onun izin istediğini duyumsamış olursun. Yoksa her zaman isyan edip durursun, her zaman olduğu gibi!

Hepimizin şuna dikkat etmesi gerektiğini söylemek isterim. Mutluluğu yaşadığımız zaman sürecinde o mutluluğun uzun süreli olarak bizlerle kalmasını istiyoruz. Lakin bu da mümkün değildir ki bu da yaşama aykırıdır. Burada da şöyle bir çıkar ortaya. Yaşamın mutluluğa eşit olmadığı gerçeği ortaya çıkar. (Yaşam = Mutluluk değildir.)

Yaşam nedir peki?

Yaşam bütün her şeyin toplamıdır. Yaşam olumlu, olumsuz, mutluluk ve de mutsuzluğunun toplamıdır. Yaşam, bizler için seçimlerimizin toplamıdır. Yaşam sadece budur. Yaşamın sadece nefes alınıp verilmesiyle olmadığını görmemiz ve de öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bizler insanız! Bizler insan olmanın özelliklerini hissederek yaşamamız gerektiğini düşünüyorum. Eğer ki bizler aydınlık olan bir yürekli yaşamıyor isek; demek ki insan olmanın avantajlarını kullanmıyoruz demektir.

O zaman şunu da sorabilmeliyiz kendimize. Neden yaşıyoruz? Bunu benim ya da başka birinin sana söylemesi değil de, her gün senin kendine sorman gerektiğini bilmen gerekir.

Sizler bugüne kadar neden yaşadığımızı bile bilmiyoruz. Bugüne kadar mutluluğu arzulamak sizlere hep bir şeyleri kaybettirdiği farkına varmalısınız. Öyle ki bu noktadan sonra da mutsuzluğun hazzını da yaşamalısınız. Tam da o zaman gerçek olan yaşam sizlere elini uzatacaktır.

Yaşamın gerçeğini gördüğünüz ve de kabullendiğiniz de o eli göreceksiniz ve sizler de ona kendi elinizi uzatacaksınız.

Kimler mutluluğun peşinde koşarlar bilir misiniz? Yalnızca normal olan insanlar mutluluğun peşinden koşarlar, yaşamın yolundan bilge olmanız içi adeta biraz da deli olmanız gerekir. Yani risk almanız gerekir, yürekli olmanız gerekir, mücadeleci ruhunuz olması gerekir…

Sizler her zaman normal insan moduna geçmeyi seçtiniz. Normal, belki de sizlerin bildiği doğrultu da bir şeyler değildir. Sizler normal insan olmayın! Deli de olmayın! Yalnızca sadece denge de kalınız. Kendinizce dengeyi sağlamayı öğrenin.

Bilirsiniz ki Yaşam Bir Dengedir.

Yaşamı bilin, öğrenin, görün, yaşayın. Yaşam olun her zaman. Şunu unutmamalısınız ki yaşamdan ayrı kaldığınız zaman bir bütün olamazsınız. Bunu kendinizde izlemelisiniz.

Unutmayın ki yaşamın adı sizler olduğunu unutma! Eğer ki sizler varsanız yaşam da vardır, eğer ki sizler yoksanız yaşam da yok demektir.

Unutmayın ki;

Hayatınızda Yer Alan Mutsuzluklar sizleri olgunlaştırmak için vardır.

 

Vesselam…

 

“Mehmet KIZILKAYA”

Share
302 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi ve “Başkanlık Sistemi”

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Başkanlık sistemi yeryüzünde modern olup demokratik siyasetin zeminini en iyi şekilde kabul edendir. Siyasi düzlemde “Başkanlık Sistemi’ne” bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti milletinin egemenliğine yaslanan demokratik bir yönetim şeklidir. Bundan dolayı başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı olan başkanlıkla beraber modern demokratik bir yönetim sistemini ortaya koymaktadır.   Başkanlık sistemi diğer sistemlerin hepsinden apayrı ve doğru olan bir yönetim sistemidir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık ve parlamenter sistemlerden ço...
  • Cenevre depremi

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Bir hafta öncesinden Yunanistan Dışişleri bakanı Nikos Kocias tarafından sabote edileceğini yazdığım ve televizyonlarda da dile getirdiğim Cenevre Konferansı sonrasında, Rum lider Nikos Anastasiadis’in twitter mesajlarına göz attım, Rum tarafında neler olup bittiğini ve nelerin konuşulduğunu öğrenmek için. Bu yazımı yazana kadar Rum lider Nikos Anastasiadis’in attığı son yedi tweet aynen aşağıdaki gibi. 1 Aralık günü, Kıbrıs için yapılacak müzakerelerde karar almak yönünde sorumluluk aldım. Sonuçlar bu kararı desteklemektedir. Garantilerin...
  • İbretlik

    16 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    İBRETLİKTİR KESİNLİKLE OKUMALISINIZ Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pi...
  • Seyyid Burhâneddîn

    15 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Seyyid Burhâneddîn’in kalblere huzur veren vâzları vardı. Bu vâzlarından biri şöyledir: “Allahü teâlâ; “Dünyâ hayâtı ancak metâ-ı gurûr’dur” buyurmaktadır. Bâzı ârifler de: “Dünyâyı üç talakla boşa! Kendine ondan başka birini ara! Çünkü dünyâ kötü bir zevcedir. O kendine gelene kıymet vermez. Ondan Rabbine dön! O sana ezâ etmeden önce ondan korun ve onun hevâsından uzaklaş. İşte bu sûrette Cennet’e girersin.” buyurmaktadır. Hepimiz dünyânın birgün yok olacağını, kendine sarılanları yalnız bırakacağını biliyoruz. Böyle olduğu o kadar ...
UA-36507442-2