logo

HAYAT AYNASINDA YA BİR ÖRDEK YAVRUSUZ YADA ACIMASIZ BİR İZCİ


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

10606354_1607764609437303_3380071360700004919_nHAYAT AYNASINDA YA BİR ÖRDEK YAVRUSUYUZ YADA ACIMASIZ BİR İZCİ


DİLEK EJDER

Şu başlığı okur okumaz; “Neyin nesidir bu acımasız izci ve yabani ördek yavrusu?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Yabani ördek yavrusu hepimizin hayat çizelgesinde olan bir ayrımdır aslında… Nasıl mı? O halde dinleyin…

İşinin ehli bir o kadarda katı yürekli bir izci… O doğayla savaşmak zorunda olan acımasız bir adam… Yaşam felsefesinde ise önceliklerinde “Benleri” olmalı tabi ki… Tıpkı doğa şartlarıyla savaşmak ve yaşam mücadelesi veren onca yırtıcı aslanlar, kaplanlar vs:ireler gibi! Bizim izci; dağ, bayır, çayır, hepsini aşıp kutupları bile yalayıp yutan, bir doğa dervişi. Yolunu kaybetmiş bir yabani ördek yavrusu, bizim izciye rastlaya dursun. Bırakır mı artık peşini izcinin; zira ondan başka hiç bir nefes yok! İzci, evvela sevdi seveledi bu şirin ördek yavrusunu. Öyle ya; az sonra bu ördek yavrusunun kafasını koparacak, rüzgarın estiği yönü tarayacak, sonrada o gizli ateşinde pişirip, bi güzel yiyecek iyimi! Keyfine diyecek yok tabi ki! Nasıl olmasın ki? Nasılsa bugünkü yemeği de hazır! Yabani ördek yavrusunu soracak olursanız, oda bir o kadar aç ama o avını bulamamış daha. Garibim! Nasıl olduysa izci bugün, bu şirin ördek yavrusunu yemekten vazgeçti… O halde izci nereye, ördek yavrusu oraya… Hadi bakalım! Bırakmıyor da avcısının peşini; zira avcısı olduğunu bilmiyor ve sığınağı sandığından bırakmıyor peşini onun. Bizim izci kalın buzların kapladığı bir akarsuya yaklaştı şimdi… Bir kaç darbe vuruşuyla bir alan açıldı nihayet. Elini suya sokup tıpkı rüzgarı taradığı gibi suyun akışını ve balıkların gelebilecek yönünü taradıktan sonra elini sabitledi suya… Çok geçmedi ki elinin içinde kocaman bir balık, üstelik oda daha avını yeni yakalamış… Ağzında minicik bir balık tanesi… Gücü yeten yetene misali! Bu balık yetmez ki bizim izciye. Bir süre yine deniyor ve bir başka balık yine düşüyor ellerine. Çok da ısrar etmiyor üçüncü balığa; zira doğanın kanununu biliyor o… İstenildiği kadar değil, doğa istediği kadar! Yani, onun o günkü nasibi o kadar! Rüzgarın yönünü tarayıp ateşini yaktı… Balığını pişirdi pişirmesinde de, az ötede vahşi kurtlar uğulduyor şimdi! Lakin bizim balığın kokusunu rüzgar alıp içinde hapsediyor ya… Ondan dır ki, izcinin o balığı nasılda, müthiş bir rahatlıkla yiyişini görmek lazım azizim. Hele ki elindeki balığın o sona kalan iskeletini kemirişini… Bir balık bu kadar mı güzel yenir? Bizim yabani ördek yavrusu izcinin yanında yöresinde vak vaklayıp duruyor ama yok izcinin bir parça pay veresi yok, hatta imkanı yok… İkinci balığını da yiyor izci hem de aynı iştahla. Kalın buzların altında şarıl şarıl akan suyun keyfi ise bir başka… Ama benim yüreğim ağzımda şimdi, şu yazıyı yazarken bile; zira az ötede kurtlar uğulduyor ya! Bizim izci ve yabani ördek yavrusunu yakalayıverseler alimallah? Yok yok, bunu yapmayacağım onlara; izci ve yabani ördek yavrusunu onlara kaptırmayacağım işte. Benim buradaki göstermeye çalıştığım aynam ve yürüdüğüm yolum çok daha başka; o nedenle o amaç üzerinden kurgulaşalım bakalım… Hani diyorum hepimiz birer yabani ördek yavrusuyuz esasında. Bir izcimiz vardır mutlak, ya da olmuştur hep. Bizim için, en büyük tehlikenin bir izcimiz olduğunu bilmiyor oluşumuz, ya da biliyor olsak bile ne çare? Çaresiz teslimiyetimiz var ya! Acımasız doğa karşısında o izcinin yamacına sığınmışız işte. Zira ördeğin sığınma amacı acımasız doğa… İnsanoğlunun ise acımasız hayat! Ondandır ki misal bir örnek verelim; bir  evlilik kötü olsa bile, koca kadının sığındığı izcisidir ya… Avcısı olsa bile ne çare? İzcinin dışında herkes birer yabani ördek yavrusudur aslında! Ya da ne bileyim kötü bir patronun işçisi; yine aynı rol teşkili değil midir? Patron; izcidir… İşçi ise acımasız hayat şartlarına mecbur olan bir ördek yavrusu! Ya da öğretmen ve öğrenci; yine izci ve yabani ördek yavrusu denklemi değil midir? Öğretmen kötüde olsa yargılanamaz; o izcisidir ya, öğrencisinin… Öğrencisi ise onun eğitimine mecbur bir ördek yavrusu… Kötü aile ve çocuk yine izci ve yabani ördek yavrusu örneği değil midir?  Aile kötü olsa bile, çocuk için bir başka seçenek yoktur hiçbir zaman… O gözünü açtığında izci olarak ailesini görmüştür; ondandır ki aile nereye, çocuk oraya! Bu örnekler vs;ireler, çoğaltılabilir, daha da genelleştirilebilir; zira deveden büyük filler hep vardır… Ondandır ki hep bir yabani ördek yavrusu ve hep bir izcisi vardır şu hayat aynasının.  O halde; ne kimseyi ördek yavrusu gibi kendinizden küçük gören acımasız bir izci olun… Nede kimseyi kendinizden büyük gören, çaresiz yabani bir ördek yavrusu olun. Siz, sadece kendinize yabani ördek yavrusu ve kendinizin izcisi olun yeter.

Sevgilerimle Dilek EJDER

 

Share
414 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2