logo

HALKIMIZIN GÜÇLÜ İRADESİ ONURLU VE PAK VİCDANI..


halil pekdemir
halil@pekdemir.com

Millet iradesine karşı yapılan darbe girişimi, halkımızın demokrasiye sahip çıkmasıyla sonuçsuz kalmıştır. Halkımızın güçlü bir irade göstererek demokrasiye sahip çıkmasının, olumlu siyasi ve ekonomik sonuçları olacaktır. Demokrasi güçlendikçe ekonomi de güçlenecektir. Türk milleti tarih yazan ve yapan bir millet olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

Tarih penceresinden tarih şuuru ile coğrafyaya bakabilen milletle, büyük deha ve stratejileri ile yükselirler. Onları takip eden nesillerin içselleştirebildiği bu tür bir anlayışlar da, o milletin yaşama felsefesine şekil verir. Tayin edilen milli hedefler perspektifinden değişen dünya şartlarına, hangi ölçüde bakılabiliyor ve yorumlanıyorsa, bağımsızlık ve mili birlik o ölçüde korunmuş olur. Bizim için TÜRK milleti,yürekleri bir çarpan, tarihimizden gurur duyan, geçmişimizle övünen, birlikte yaşayan ve geleceğe idealizmle el ele gönül birliğiyle uzanandır.,Ortak milli ve manevi bir kültür oluşturarak, bu aziz toprakları bin yıldan bu yana vatan yapan ve gelecekte de bu topraklarda birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhuyla yaşama arzusunu hisseden her bir fertten oluşan bir bütünlüktür.

Kurtuluş savaşı öncesi Anadolu’ya geçmeye hazırlanan Mustafa Kemal’le konuşan bir gazeteci’’ Devlet mağlup olmuş, ordu dağılmış, para yok, Anadolu halkı bitmiş ve yorgun, sen neden bahsediyorsun’’ diye sorar. Atatürk ‘’ Misak_ı milli hudutları içinde bağımsız, şerefli bir Türk devletinden ‘’ der. Gazeteciye göre bu nasıl olacaktır? Hayaldir.

Amma o günkü bu güzel ve nazlı hayal, ona gönül verenlerin azmi, can fedası ve iradesi- inancının iman gücü sayesinde bu gün bir hakikattir. Bu hakikate sahip çıkmak, korumak ve kollamak kadar, Türk insanını uygarlık düzeyinin üzerine çıkarmak için insanlık adına güzel hayaller kurmak da, emaneti alan nesillerin sorumluluk ve ödev ahlakının bir parçasıdır. Bu nedenle Siyonizm ve emperyalizme karşı bir savaş durumuna getirilen ülkemizin birlik, beraberlik, istikrarı ile huzur ve güvenin yanında ekonomik kalkınmışlığımızı koruyup, kollamamız gerekiyor.

Başını ABD’nin çektiği Siyonist destekli Haçlı Emperyalizmi tarafından ortaya atılan ‘’Büyük Ortadoğu Projesinin’ en büyük hedeflerinden birisi ‘’enerji koridorunun kilit ülkesi konumunda ki Türkiye’nin bu avantacının elinden alınmak istenmesidir. Enerji koridoru olan coğrafyaların siyasi istikrarı, enerjiyi üreten ülkeler için hayati önem taşımaktadır. Bu devletlerin tamamı, aralarındaki kültürel, etnik ve dini farklılıklara rağmen, Osmanlı devlet sisteminin altında yüz yıllarca beraber yaşamışlardır. Osmanlı nizamının bölgeden çekilmesiyle başlayan çatışmalar ise durmaksızın devam ediyor. İşte, Osmanlı devletinin doğal varisi Türkiye, bu çatışma bölgesinin tam ortasında, jeo stratejik bir konuma sahip lider bir ülke vasfını taşıyor. Bu nedenle de sömürücü düzeni emperyalizmin hedeflerinden birisini daha oluşturuyor.

Emperyalizm, 20. Yüz yılda kendisini özellikle büyük devletlerarasında pazarların ele geçirilmesi mücadelesi olarak gösterdi. 19. Yüz yılın son çeyreğinde sanayideki gelişmenin yüksek olduğu kuzey batı Avrupa başta olmak üzere büyük güçler, artan sanayi ürünleri için dış pazarlar aramaya koyulmuş, bu da güçler arasında Pazar kavgasını beraberinde getirmiştir.

19. yüzyılın son çeyreğine girerken 1870’li yıllar sömürge imparatorluklarının ve hegemon güçlerin bir emperyalist sistemi oluşturdukları yeni bir dönemin başlangıcıdır. Bu yeni dönem, ekonomik ve askeri olarak zayıf gelişmekte olan çevre ülkelerin siyasal ve ekonomik olarak merkezi güçlerin birine ya da bunların kurdukları ittifaka boyun eğdirilmesi sürecinde yeni bir süreçtir.

Çevre ülkelerden transfer ettikleri kaynakları kendi toplumunun taleplerinin bir kısmını tatmin etmek için de kullanan sömürgeci ülkeler, çevre ülkelerin insanın içinde bulundurdukları olumsuz koşullardan globalleşme ile kurtulabileceklerini vaaz etmektedirler. Adaletin ve eşitliğin globalleşmesi değil de merkezi ülkelerin kendi çıkarlarına hizmet eden emperyalizmin yeni bir ideolojisi olan ve merkezi zengin ülkelerde daha fazla refahı, sömürülen ülkelerde ise, daha fazla yoksulluğu getirecek olan kuraların devamlılığını savunanlar, çevre ülke insanına yeni bir şey önermemektedir.

Çevre ülke hükümetleri üzerinde hegemonyanın devamı için gerekli boyun eğdirmenin sağlanmasını amaçlayan ve bu amaçla hükümet dışı kuruluşları adeta birer misyoner teşkilatı gibi kullanan bazı merkezi ülkeler çevre ülkelerde özellikle bazı eski –yeni sol grupları onların geleneksel muhalif eğilimlerini kullanarak sivil toplum örgütü adı altında öğütlemeye öncelik vermektedirler.

Bunlar uluslar arası kapitalizmin misyonerliğini üstlenen hükümet dışı kuruluşlara destek verirken emperyalizmin uluslar arası sistemdeki hesaplarına karşı tavır almazlar. Yani merkezin çevre üzerine doğrudan ya da uluslar arası tekeller ve onların yerli işbirlikçileri aracılığıyla kurdukları hegemonyayı sorgulama gündemlerinde yoktur. Emperyalist kavramı sömürgeciliği ifade ediyor. Süper güç haline gelmiş devletler, ekonomik ve askeri üstünlüklerini kullanarak sömürmek istediği ülkeyi Pazar durumuna getirmekte, ayni zamanda kültürlerini ihraç ederek o ülkenin milli ve manevi değerlerini yozlaştırmaktadırlar.

Türkiye’de; milli ve manevi hasletleriyle yoğrulmuş halkımızın güçlü iradesi; emperyalist güçlere ve iç işbirlikçilerine karşısında dik durmaktadır. Özellikle Siyonizm ve emperyalizm barınamaz. Güçlü ve küresel aktör olma yolunda ilerleyen ülkemiz; demokrasiden, özgürlükten, şeffaflıktan, adaletten yana kendisine güvenir. Öz güveninin tam olması ile de varisi olduğumuz medeniyetin köklü değerler sistemine yaslanarak, mensup olduğumuz milletimizin ONURLU ve PAK vicdanını zeminimiz kabul ederek dünya ile bütünleşme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

Saygılarımla.

Halil PEKDEMİR

30 Haziran 2017

Share
201 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM..

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM.. İbrâhim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara, “Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yuh olsun! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?” diye seslendi. Buna karşılık kavminin önde gelen zalimleri: “..’Eğer bir şey yapacaksanız, İbrâhim’i ateşe atıp yakın, böylece ilahlarınıza yardım edin!’ dediler.” Böylece zalimler Hz. İbrâhim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar...
  • Milletin Akıl ve Feraseti Darbeye Dur Dedi

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Akıl, düşünme, muhakeme ve doğruyu yanlıştan ayırma melekesi olmakla beraber, bunun fert olarak herkeste aynı olması gerekmez. Burada esas olan aklı iyi ve yerinde kullanabilmektir. Bu da aynı zamanda bir metot ve yöntem bilim işidir.   Akıl, ister Descartes’in dediği gibi bazı fikirleri ister birlikte getirsin, isterse getirmesin; bu meleke eşya ile münasebetlere girdikçe yani tecrübe kazandıkça gelişir; muhteva kazanır. Mühim olan bu muhtevayı nasıl ve nereden kazandığıdır. Aklın çalışması, zihnin faaliyeti demektir. Zihnin çalışma...
  • ŞİKE MEDYAYA DÜŞTÜ “Urfaspor’a yapılan haksızlığın bedeli ödenmeli”…

    21 Temmuz 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, Şanlıurfa, SÜRMANŞET

    Spor bir moral, bir beraberlik, bir milli duruş ve dayanışma kültürüdür. Şanlıurfa nın 1969 dan bu yana profesyonel futbol liglerinde oynayan futbol takımı Urfaspor, maalesef uzun yıllardır siyasi entrikalara ve ikballere alet ve kurban edilmektedir. Spor bedensel fonksiyonlara kolaylık ve sağlığa zindelik ve enerji katan, kural ve centilmenlikle bütünleşmiş hareketler organizasyonudur. Şanlıurfaspor 2016-17 dönemi Futbol Federasyonu lig maçlarında istenilen başarıları elde edememesine rağmen, yinede Şanlıurfa halkı tarafından sevgi ve...
  • BİNDİRİLMEDİĞİ TRENE MAKİNİST OLDU

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile tanışıklığımız, Şanlıurfa SSK Başhekimliği döneminde başarılı hizmetlere imza attığı yaklaşık 20 yıl öncesine dayanır. Anadolu Ajansı’ndan 1998 yılında emekli olduktan sonra Şanlıurfa’ya dönüp çıkardığımız yerel gazetede Fakıbaba’nın güzel çalışmalarını sık sık kamuoyuna duyurduk. 2004 yılında AK Parti’nin Şanlıurfa Belediye Başkan adayı olduğunda da yine Fakıbaba’nın yanındaydık. O zamanlar aramızdan su sızmıyordu. Ta ki belediye başkanı seçildikten sonra bir köşe yazarımızın yaptığı el...
UA-36507442-2