logo

reklam

HALKIMIZ DÜMBÜKLERİ AFFETMEZ..


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

İki yüzlü siyaset, İki yüzlü ticaret, İki yüzlü dostluk, ve iki yüzlülüğün hakim olduğu sosyal hayat. Gel de bu iki yüzlülük içerisinde rahat bir nefes al alabilirsen. Rahat bir nefes alamazsın. Öyle bir zamanı idrak ediyoruz ki, şahsiceler ayaklar altında sürünüyor, ayağa kaldırmak istiyorsun, “Şahsiyetsizlik lüks hayattır” deyip memnuniyetini ifade ediyor. Bu şahsiyetler ayağa kalkmaz, Neden mi? Karaktersizlik kanına işlemiz de ondan.“Adam gibi adam” deyip yol arkadaşlığı yaptığı yoz siyasi, öyle bir kumpas kuruyor ki yol arkadaşsı olarak kabullenen liderine madik atıyor. Bir de bakıyorsun, o güvendiği adam gibi adam dediği ve yanına aldığı mahlûk gözünü kırpmadan bir kaset marifeti ile genel başkan olmak adına hemencecik satıyor, o an ciğerinin beş para etmediğine şahit oluyorsun. Türk Milleti, son senelerde öyle dümbükler gördü ki, her biri “elleme mangal kömürü” gibi yürekleri kapkara olan adam müsveddeleri! Bunlar en kıymetli varlıklarını “onurlarını- arkadaşlarını-ülkelerini” makam, koltuk, para için satmaktan çekinmediler. Bizim, kibarca “Tombalak-Toparlak,deniz ötesi Pelsinvanya işaret fişeği, kainat imamı, haşhaşi, tapınakçı,GANDİ, MANDİ, KUMPAS, ÇARKÇI” dediğimiz bu özel dümbükler, hem üstlerini, hem de altlarını satarlar. Türk Dil Kurumu, “Dümbük” kelimesine çağ atlatan bu kişilerden sonra, bu kelimenin anlamını da genişleterek yeniden yazmak zorundadır. Partisinin genel değerlendirme ve iradesini hiçe sayanları ve saf değiştirenleri de aynı sınıf içinde değerlendirebiliriz. Tıpkı büyük bir savaşın içinde birlik için ittifak sözü verip tam omuz onuza savaşacakları sırada söz verdikleri güçten kopup kendi çıkarı için karşı saflara geçen hain komutan durumuna düşüyorlar. İşte bu siyaset tipi iğrenç bir siyasettir! Ancak asıl yanlış olan saf değiştiren dümbükleri kendi saflarına üç beş oy daha fazla oy getirisi için kucak açan liderlerdedir. Bu tür tipleme kasetçi eşantiyon siyasiler..Sadece kendileri ve çıkarları için yaşarlar.-Güce ve paraya taparlar. -Biat etmek için yaratılmışlardır.-Çoğu Soros çocuğudur.-Tek kullanımlık “Kullan At” kâğıt mendil gibidirler. Bunlarla tek-tek uğraşmak yerine, “Sahiplerini” deliğe süpürmek yeterlidir. Nasılsa bunlar sahiplerinin arkasından gitmeye alışıklardır.Anlayacağınız fena coşmuş “Saç saç paraları Leyla’ya, bir daha mı geleceğiz dünyaya” modunda… Tüm bu vaatlerin sonuna, “Yapmazsam noter çarpsın. Ne isteseniz vericem. Mühim olan dünya gözüyle başbakan olayım. Dört sene verin bana yaaa nooluuur!” demediği kalmış!. Doğrusu bu dümbüklerin kuşattığı bir siyasetin olduğu ülkede acılar ve sıkıntılar sürekli, güvensizlik had boyutta, vatandaş ise seçeneklerini nasıl kullanacağının çelişkisi içindedir. Türkiye, 30.03.2015 sabahı hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağı yeni bir güne uyandı. Yeni Şafak, yakın tarihin sırlarına ışık tutacak şok belgeleri okurlarının değerlendirmesine sundu. Tarihi manşetler, ülkeyi bir ahtapot gibi saran, yüz binlerce insanı dinleyen, fişleyen, cezaevine atan, Emniyet, TSK içinde örgütlenen, haraç kesen, mahremleri gözetleyen hatta faili meçhul cinayetlere adı karışan kirli örgüt Paralel Devlet Yapılanması’nın (PDY)’nin ve örgütün 1 numarası Fethullah Gülen’in karanlık dünyasına ışık tuttu. Gülen’i büyüten eski Türkiye’nin vesayet odaklarının kozmik odalarına girilmesini sağladı. Eski Türkiye’nin karanlık dehlizlerinde ilerledikçe (PDY) Örgütü Lideri Fethullah Gülen’in daha askerlik döneminde başlayan garip ilişkileri, mason teşkilatları ile bağlantıları, bu bağlantılar üzerinden Moon tarikatı, MOSSAD ve CIA ile irtibatları, gençlik döneminden itibaren bir proje olarak yetiştirilip hazırlandığını gösteren bilgilere ulaşıldı. Gülen’in 1990’lı yıllarda istihbarat raporlarına yansıyan ‘kendi hocasını Jandarma’ya ihbar edecek kadar gözünü karartan hırslı Kişiliği’nin karanlık örgütlerce daha çocukken keşfedildiği görüldü. Belgeler kullanışlı bir dini cemaat lideriyle kendilerini gizleyen eski Türkiye’nin karanlık yapılarının gücü ve ilişkilerini de deşifre etti. Gülen’i dünya mason teşkilatlarıyla, Moon tarikatı ve CIA ile tanıştıran kişi olduğu iddia edilen eski CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek ile masonluk ilişkisi de gün yüzüne çıkmış oldu. Ulaştığımız belgeler, Fethullah Gülen’in hayatının henüz emeklemeye başladığı günden itibaren didik didik edildiğini ve hakkında onlarca istihbarat dosyası hazırlandığını gösteriyor. Asıl dikkat çekici olan ise tüm bu raporların bir şekilde sumen altı edilmiş olması. Gülen’e devletin son 15 yılda göz yumduğu iddiasını boşa çıkaran raporlara ve belgelere göre Başbakanlar, Bakanlar, Genelkurmay Başkanları, MAH, MİT gibi istihbarat örgütleri de dahil olmak üzere devlet bürokrasisinin her kademesine sızan mason örgütlenmeleri Gülen’in faaliyetlerini gizlemeyi ve Gülen’i korumayı başardı. İstihbarat raporlarında verilen bilgiler Yeni Şafak’ın Gülen’in Masonluk belgeleri arasında yayınladığı Kasım Gülek’in 16 Temmuz 1967 tarihli şu mektubuyla örtüşüyor: “Saygıdeğer KK” (KK: Konuk Kardeşler) “Türkiye’de yegane ve muntazam mason teşkilatı, Türkiye Hür ve Kabul edilmiş Masonları Büyük Locası (Türk Yükseltme Cemiyeti)’dır. Hal böyle iken bazı kimselerin biraraya gelerek bir dernek kurmalarıyla bunca yıllık, temeli 1900’lere dayanan ve dünyaca tanınmış ve kabul görmüş Türk masonluğunu bir kenara itmeğe çalışmak doğru bir iş değildir. (…) Birtakım yan fikirlerle destekleyip kamufle edilen bu şiddetli ihtiras Türk masonluğunu ikiye hatta üçe bölmüş, bir kısım arkadaşlarımızı Ş.K., A.Ş., Fethullah Gülen hocamızı, A.D., Z.E., K.T., V.K. ve T.K. biraderleri küstürmüşlerdir. Bu arkadaşlarımızın büyük locadan en büyük madalya aldıkları unutulmaktadır. Üstün hizmet madalyasına sahip olmak her masonun rüyasıdır. Türk masonluğunu bozmaya, bölmeye ve Türkiye büyük locasını yıkmaya yeltenen bir kimse Türk masonluğuna karşı nasıl bir suç işlemiş olmaktadır? Geliniz de bu sualin cevabını herkesin vicdanına, nizamnamelere ve Türk masonluğu tarihine bırakılır. İnsanların iyi niyetle bir araya gelerek halledemeyecekleri hiçbir ihtilaf, elbirliğiyle ıslah olunmayacak hiçbir aksaklık bulunmadığına göre bir kısım biraderlerin bu normal yoldan ayrılarak, fani insan için böylesine ideal, böylesine güzel bir birliğin bozulmasına teşvik edenlere uymuş olmalarını anlamak kabil değildir. Onlar acaba nefis muhasebesinde bulundukları zaman bu tutumlarını samimiyetle doğru mu buluyorlar. İnsanlık mabedi mefkuresini bu mukaddes emaneti her zaman korumak ve daha ilerilere götürmeğe çalışmak zaruridir. Bunda kimsenin tereddüdü yoktur. Herhalde mevzuları ve hadiseleri varmak istedikleri neticelere göre izah etmek suretiyle, biraderlere telkin ve teşviklerde bulunanların bu maksatlı hareketlerine aklıselim sahiplerinin pek gecikmeden teşhislerini koyacaklarını ve hakikatleri olduğu gibi göreceklerine eminim. Bir mason olarak saygılarımı sunarım.” (Kasım Gülek) Siyasetin namusu için tüm partiler ve liderleri geleceğin zararlısı dümbükleri iyi tahlil edebilmelidir. Kim ne derse desin, Türkiye tertemiz bir siyaset için küçük hesapların yükünü omuzlarından atmalıdır. Temiz siyasetin olmadığı bir ülkede ahlaki değerlerin de olmayacağını biliyoruz. Hainleşenler çok iyi bilsinler ki mili ve manevi hasletlerle dolu, vatan- millet ve bayrak sevdalısı halkımız dümbükleri affetmez! – Saygılarımla 07 Nisan 2015 Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci- Yazar

Share
1601 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
  • CHP’Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ?

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    VATAN,MİLLET,BAYRAK SEVDALISI CHP'Lİ KARDEŞİM ANLAŞILMIYOR MU? BİZ NİYE‘EVET’ DEMELİYİZ? Milletin verdiği mesajı almamakta, anlamamakta direnen kimileri de girdikleri çıkmaz sokaktan bir türlü çıkamıyorlar. Ana muhalefet demeye bin şahit isteyen CHP'nin durumu bir taraftan trajik, bir taraftan komik. Parti mi, Bremen mızıkacıları mı belli değil. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor Yalan üretmekte mahir olanlar ülke meselelilerin sahiplenmek yerine ‘HAYIR’ çetesine katılmayı matah bilip teröre-emperyalizme göz kırpmaktan vaaz geçmiyorlar. 'Ha...
  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
UA-36507442-2