logo

reklam

Halka Rağmen Karar Almak


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Güney Kıbrıs’ta EOKA B’cileri bünyesinde barındıran ve onları bağrına basmış olan DISY partisinin eski başkanı, şimdiki Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis arasında başlayan görüşmeler, her iki taraftan farklı farklı mesajlar gelmesine rağmen hızla devam ediyor.

Bir taraftan Cumhurbaşkanları “Toplum liderleri” adı altında görüşmeler yaparlarken, diğer taraftan da Cumhurbaşkanlarının görüşmeciler olarak tayin ettikleri Nami ve Mavroyannis sık sık görüşüyorlar.  Amaçları biran evvel Kıbrıs sorununa çözüm bulmak.

Bu süreç hızlı bir şekilde yaşanırken, işin garip tarafı, Kıbrıslı Türklerin “Kırmızı Çizgi” olarak tanımladıkları ve yıllardır hiçbir zaman tartışılmaya bile açılamayacağını beyan ettikleri “Garantörlük” konusunun KKTC Cumhurbaşkanının Basın Sözcüsünün “tabu değildir” açıklaması ile masaya konulacağı ima edilirken, Rumların tabu olarak ilan ettikleri hiçbir konu tabu olmaktan çıkarılıp, tartışılmaya açılacağı dile getirilmedi.

Rumlar için “İki Kurucu Devlet” kavramı, “Siyaseten eşit iki kurucu devletten oluşacak sınırları belirlenmiş iki bölgeli federasyon” tanımı , “Kıbrıs Türk Devleti” terimi,  “Kıbrıs Türk halkı” tanımı veya da “Kıbrıs adasında yaşayan iki halk” cümlesi tabu.

“Federal Cumhuriyetin Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı” ve de “Federal Meclisin Kıbrıslı Türk Başkanı” tanımları ile “Federal Kıbrıs Futbol Federasyonu” ve benzeri diğer kurumların  “Türk Başkanı olabileceği ” kavramları ise –VIP- tabu. Bu makamlara asla Kıbrıslı Türkler seçilemez ve getirilemez.

“Türk Askerinin adadaki varlığı devam edecek” kavramı Rumların duymak istemedikleri ve ağıza alınmaması gereken tabu. Ve diğerleri…

Bunların maalesef hiçbirine ve üstelik 1964 yılından beridir adada konuşlanmış Yunanistan Silahlı Kuvvetleri’nin ve Rum Milli Muhafız Ordusunda görevli Yunanlı Subaylar ile sayıları neredeyse 20 bine ulaşmış Yunanlı paralı askerlerin geri gitmesi, önümüzdeki aylarda New York’ta gerçekleştirileceği dile getirilen olası bir beşli toplantı da görüşülmeyecekken, daha şimdiden Türkiye’nin garantörlüğünün ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığı masaya konmuş bile.

“Garantörlük” konusunun New York’ta görüşüleceği konusunda  Türkiye’nin onayının alınıp alınmadığını kesin olarak bilmiyorum ama Kıbrıs Türk halkının bu konudaki onayının alınmadığını çok iyi biliyorum.

Hiçbir kimse, Kıbrıs Türk halkının onayını almadan “Ben böyle düşünüyorum ve böyle istiyorum” mantığı ile “Garantörlük” konusunu kendi keyfince tartışıp görüşemez.

“Halkın onayının olmadığı bir kararın asla uygulamaya konulamayacağı”nın politikanın ve demokrasinin değişmez kuralı olduğunu, eminim yöneticilerimiz, acı tecrübeler ve yaşadığımız soykırımdan sonra “Kıbrıs Türk halkının kırmızı çizgileri” olarak kabul edildiklerini bilmektedirler.

Bu konuda aklıma hep, geçmiş yıllarda toplanan bir eğitim şurasında, Kıbrıs Türk halkına sormadan ve danışmadan kendi kendilerine kapalı kapılar ardında gelin güvey olup “KKTC’deki Türkçe yer isimlerinin iptal edilip, yerlerine eski Rumca isimlerin kullanılması” kararını alan komite üyelerinden bir tanesinin, Türk köylerinden birinin meydanına “St Nikolas Meydanı” tabelasını dikince, köy halkı tarafından anında kafasına tabelayı geçirmeleri geliyor.

Özetle, halkın onaylamadığı hiçbir konu, kararı kim alırsa alsın geçerli olmuyor….

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

29 Haziran 2015

Share
258 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2