logo

reklam

Hala daha Türk düşmanlığı


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Hafta sonunda çarpıcı bir haber yayınlandı görsel ve yazılı medyada. İngiltere’de, Kıbrıs Rum Yönetimi’nden 7 kişinin başvurusuyla, yerel bir mahkeme söz konusu Kıbrıslı Rumların Lefkoşa Mahkemesinin çabucak aldığı bir karar uyarınca Türkiye’nin Londra Elçiliğinde çalışan diplomatların hesaplarını bloke etmesi ile ilgiliydi bu haber.

Kıbrıslı Türklerin AİHM’ye götürmek için, yıllar önce açtıkları 1963-1974 yılları arasında gördükleri maddi ve manevi zararların tazmini ve suçluların cezalandırılması amaçlı davalar bilinçli bir şekilde çıkmaza sokulup sonsuzluğa kadar ertelenirken, Kıbrıslı Rumların Türkiye ve Kıbrıslı Türkler aleyhine açtıkları davalar, en kısa sürede sonuçlandırılarak ya AİHM’ye gönderilmekte ya da AB’ye üye ülkeler içinde aynen bu olayda yaşandığı gibi uygulamaya konmakta ve tedbirler alınmakta.

Rumlar “Ebedi düşman” – Aiónia echthroí (αιώνια εχθροί)- olarak öğretildikleri Türkiye’ye her yoldan saldırı yapmaktan çekinmiyorlar. Amaç 15 Temmuz 1974 günü yapılan darbe ile Yunanistan’a bağlayamadıkları ve bu yolda önlerinde aşılmaz engel gibi gördükleri Türkiye’ye olası her yoldan saldırmak, yıldırmak ve aynen 120 sene evvel Girit’te yaptıkları gibi, Avrupa Birliğini arkalarına alarak adadan çekilmesini sağlamak. Ondan sonra da sıra, uygun bir zamanda Kıbrıslı Türklere zaten gelecek.

Biz Kıbrıslı Türkler, bunu aynen geçmişte, 1957 yılında başlamak üzere yaşamıştık. 1957 yılında EOKA lideri Yorgos Grivas’ın, akabinde de Tassos Papadopulos ile III. Makarios söyledikleri “Önce İngilizleri adadan atalım, sonra sıra Kıbrıslı Türklere gelecek”  sözleri aradan 6 yıl geçtikten sonra uygulamaya konmuştu. Nitekim 1959 Şubat ayında Zürih’te ve Londra’da 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşması imzalandığı vakit III. Makarios, “Bu antlaşma Enosis yolunda bir zıplama taşıdır, kerhen imzaladım” diyerek gerçek niyetini açığa vurmuş, 21 Aralık 1963 sabahı da Kıbrıslı Türkleri adadan söküp atmak veya Enosis’i gerçekleştirirken sindirilmeleri ve seslerini çıkarmamaları için silahlı saldırı yapılmasını emrini vermişti.

Çok değil daha 9 gün evvel Rum Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis de, aynı niyetini ortaya koymuş, Rum halkına yaptığı “Yeni yıl hitabı”nda “Federasyonun, Türk Ordusunun adadan atılması karşılığında kabul edilmesi gereken acı bir reçete” olduğunu söylemişti.

Anastasiadis’in amacının, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olan III. Makarios’un niyetinden pek farklı olmadığı kesin. Rumlara yaptığı çağrıda “Kıbrıslı Türklerle Federasyon kurulmasına Evet” diyelim. “Bu federal yapı içinde Türkiye’nin garantörlüğü olmasın, Türk askeri tümüyle adadan gitsin” sonra da uygun bir zamanda biz, aynen 1957 yılında EOKA lideri Yorgos Grivas’ın, akabinde de Tassos Papadopulos ile III. Makarios söylediklerinin benzeri “Önce Türkiye’yi adadan atalım, sonra sıra Kıbrıslı Türklere gelecek” düşüncesini uygulamaya koyarız mesajını veriyor.

Anastasiadis o denli ikiyüzlü ki, sabah Kıbrıslı Türklerin Cumhurbaşkanı ile müzakereleri olumlu sonuçlandırmak için konuşurken, öğleden sonra da “Kıbrıslı Türkleri izolasyonlarla nasıl boğarım da teslimiyete mecbur ederim” çalışmasını yapıyor veya da yaptırıyor.

Rumların Lefkoşa Rum Mahkemesinin kararını AB’ye üye ülkeler içinde uygulamaya koyması taktiği karşısında, Türkiye’nin de KKTC mahkemelerinin aldıkları kararları onaylayıp tasdik etmesi ve karşılıklı mahkeme kararlarının kabulü anlaşması yaptığı ülkelerde de uygulamaya konmasını sağlaması gerekmektedir. O vakit Kıbrıslı Türkler 1963-1974 yılları arasında gördükleri maddi ve manevi zararların tazmini ve suçluların cezalandırılması amaçlı davalarını herhangi bir KKTC Mahkemesinde açabilmeli ve Türkiye mahkemelerinden herhangi birisinin tasdikinden sonra da, karşılıklı mahkeme kararlarının kabulü anlaşması yaptığı ülkelerde Kıbrıs Rum Elçiliklerinin hesaplarına el koyup tazminatlarını alabilmeli….

Her fırsatta kuyumuzu kazmaya devam eden bu insanlarla niye hala “Ortak bir devlet kurmak” için görüşüyoruz gerçekten de anlamış değilim….

Ata ATUN

11 Ocak 2016

Share
388 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
  • ÜNLÜLERİN KUAFÖR’Ü TAYFUN BAKIRHAN MAGAZİN GÜNDEMİ PROGRAMINA KONUK OLDU !

    16 Mayıs 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Ünlülerin kuaför'ü Tayfun Bakırhan ,hafta içi hergün yayınlanan magazin gündemi programında Kadir Balık'ın konuğu oldu. Programda çalışmalarıyla ilgili konuşan Bakırhan ,herşeyin gayet iyi olduğunu ve  devam ettiğini söyledi. Yakında  kendi sponsorluğunda  önemli bir projeyle hem medyada hemde  hayranlarının karşısında olacağınıda ifade etti.  ...
  • ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ

    16 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ETNOSPOR ETKİNLİKLERİ İstanbul Yeni Kapı'da 11-14 Mayıs günleri, ETNOSPOR KÜLTÜR FESTİVALİ etkinlikleri düzenlenmiştir. Bu festivalin yapılmasını amaçlayan, kurum; hedeflerini şöyle açıklamaktadır, Dünya Etnospor Konfederasyonu, geleneksel sporların günümüzde yaşatılması ve uzmanlaşması için her türlü spor faaliyetini destekler. Geleneksel sporları var eden kültürel mirası, toplumun zenginliği olarak görür ve bu mirası korumayı görev bilir. Dünya Etnospor Konfederasyonu, çocukların eğitiminde önemli bir yere sahip olması hasebiyle sportif o...
  • Kemiğe yazılan yazı

    15 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi bunu duyup, evine gitti h...
UA-36507442-2