logo

reklam

Haç ve Hilal Değil, Hak ve Batılın Savaşı


facebooktwittergoogle plus
Elif NİSA
elif.alaca@hotmail.com

“Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.” (1)

Bugün dünyanın iki kutba bölündüğü ve üzerinde büyük bir fikir mücadelesinin devam ettiği ortada. Ancak söz konusu iki kutup haç ve hilal değil, hak ve batıldır. Ki insanlık tarihi boyunca yeryüzündeki mücadele hep bu iki kutup arasında gerçekleşmiştir. Bir yanda Allah’ın varlığına ve birliğine iman edenler diğer yanda ise inkârcılar vardır.

Günümüzde halen dünyanın çeşitli bölgelerinde devam eden savaşlar, çatışmalar, kanlı terör eylemleri, katliamlar ve soykırımlar, ahir zamanın en önemli şeytanî gücü olan Deccal’in eseridir. Deccal, “yalancı, hilekâr, zihinlerde, gönüllerde iyi ile kötüyü, hak ile batılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, her yeri dolaşan kötü ve uğursuz kişi” anlamındadır.

Ülkemizin bugün karşı karşıya olduğu güç Deccaliyetin günden güne genişleyen bir cephesidir. Türkiye Mehdiyeti temsil eden bir ülke ve bu yüzden oldukça geniş çaplı bir Deccaliyet saldırısı ile karşı karşıyayız.

Bu atağı yapan ise ne Almanya, ne Hollanda’dır. Asıl güç İngiliz derin devletidir. 300 yıllık bir yapılanma olan, dünyayı perde arkasından idare eden asıl güç, o hep sözü edilen Üst Akıl; İngiliz Derin Devleti.

“Nicholas Rockefeller 1994 yılında şöyle diyordu; “Küresel bir değişimin eşiğindeyiz. Beklentimiz tam zamanında gelecek bir bunalımdır. Uluslar, Yeni Dünya Düzeni’ni o zaman mecburen kabul edeceklerdir.”

 Bu tek dünya devletinde bize biçilen yer ise, denetlenen, kontrol edilebilen ve yönlendirilebilen, onlara muhtaç köleler olabilmek…” (2)

Deccalin sisteminin ana hedefi, insanları imandan, güzel ahlâktan, maneviyattan, sevgi, şefkat ve merhametten uzaklaştırarak onları sevgisiz, saldırgan, şiddet ve çatışmadan haz alan vahşiler haline getirmektir. ‘Medeniyetler çatışması’ ise Müslümanları topluca yok edebilmek için Hıristiyanlarla Müslümanları savaştırma plânıdır. Ne Museviler ne Hıristiyanlar derin güçleri ilgilendirmez. Çünkü kendileri dinsizler ve hedefledikleri dev savaşın içinde tüm inananları yok etmek istiyorlar.

Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Museviler; aynı Allah’a iman eden, yeryüzünde O’nun Şanını yaymak için çaba gösteren ve dünyada dinsizliği ortadan kaldırma amacında olan, Hz. İbrahim (as)’ın soyundan imanlı insanlardır. Ortak inanç esaslarına, ortak ibadetlere, ortak ahlâki değerlere ve düşmanlara sahip oldukları, her üç İlahi dinin Kutsal kitaplarında anlatılır.

Tahrif edilmiş kısımları olsa da, İncil ve Tevrat’ta Allah’ın güzel hükümleri vardır ve Kur’an’da diğer kutsal kitaplardan “nur ve hidayet kaynağı” olarak söz edilir.

“Birbiriniz ve tüm insanlar için her zaman iyiliği amaç edinin.” (3)

“Kötülüğü değil, iyiliği arayın ki yaşayasınız, ve böylece Rab, orduların Allah’ı, dediğiniz gibi sizinle beraber olur. Kötülükten nefret edin ve iyiliği sevin ve kapıda hakkı pekiştirin.” (4)

Kur’an ayetlerinde kötülüklere iyilikle karşılık vermek, Kitap Ehli’ne karşı iyi niyet ve hoşgörü ile yaklaşmak emredilir, güzel ahlâkın ve birlik olmanın önemi anlatılır.

Geçmişte bu dinlerin mensupları arasında zaman zaman çatışmalar yaşanmış olmasının sebebi dinden değil, devletlerin ve grupların yanlış düşünceleri ya da ekonomik veya politik çıkarlardan kaynaklanır. Dinlerin amacı tüm insanların barış, huzur, güvenlik ve mutluluğudur ve aksini hedeflemek yanılgıdır. Tüm kutsal kitapların emir ve tavsiyeleri bu yöndedir.

Bu sebeple, bozgunculuk çıkaran, huzuru bozan, barışı engelleyen Deccalî fitnenin beynini yok etmek için birbirimize karşı değil, küfre karşı mücadele etmeliyiz! Allah’ın dininin bütün dünyada nurunu tamamlamasını arzu eden vicdanlı insanların sevgiyi, merhameti, fedakârlığı esas almaları, birlik olmaları gereklidir. O zaman Allah’ın yardımı da üzerlerinde olur.

“Ateizmin, dejenerasyonun, Darwinizm’in, anarşinin, zulmün, savaşların dünya çapında böylesine yaygın olduğu içinde bulunduğumuz dönemde; bir ve tek Allah’a inanan, Hz. İbrahim (a.s.)’ın hanif dinine uyarak Yüce Rabbimiz’i yüceltmek için gayret ve istek içinde olan iman sahiplerinin bulunması, Allah’tan büyük bir lütuf ve destektir. Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurunun gerçekleşeceği bu değerli dönemde Yüce Rabbimiz’in bizlere bahşettiği bu lütfa yaraşır şekilde davranmak ve Allah’ın ismini yüceltmek için bir fikir birlikteliği içinde hareket etmek gerekmektedir. Eğer samimi dindarlar, oyuna gelerek birbirlerine karşı hasmane tutum içinde olurlarsa, ateistlerle, Darwinistlerle uğraşacaklarına birbirleriyle uğraşırlarsa, bu, Allah’ın bahşettiği güzel nimeti gereği gibi değerlendirememek anlamına gelebilir.” (5)

Bediüzzaman’ın fitne ve karmaşa zamanı ne yapmak gerektiğine dair söyledikleri de meseleye ışık tutuyor:

“Çabuk bu manasız ve hakikatsiz, haksız, zararlı olan nizaı(çekişmeyi) aranızdan kaldırınız. Yoksa, şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka(dinsizlik) cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde alet edip, ezmesinde istimal edecek(kullanacak). Bunu mağlup ettikten sonra, o aleti(vasıtayı) de kıracak. Siz ehl-i tevhid olduğunuzdan, uhuvveti(kardeşliği) ve ittihadı (birlik olmayı) emreden yüzer esaslı rabıta-i kudsiye mabeyninizde(aranızdaki mukaddes bağlar) varken, iftirakı iktiza eden(ayrılığı gerektiren) cüz’i meseleleri bırakmak elzemdir.” (6)

Bizler Haç ve Hilal savaşı üslubunu kabul etmeyelim. Tüm inananlar kardeştir diyelim, sonuna kadar barış isteyelim. Deccal’in fikir sistemi, batıl olan diğer bütün fikir akımları gibi Allah’ın kanunu gereği yenilip yok olmaya mahkûmdur. Ve bu yenilgi, Allah’ın dilemesiyle, yeryüzünde imanın ve güzel ahlâkın yayılması için samimi çaba içinde olanların fikir mücadelesi ile gerçekleşecektir.

“Hattâ hadis-i sahihle, âhir zamanda İsevilerin hakiki dindarları ehl-i Kur’ân’la ittifak edip müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi, şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimi ittifak etmek, belki Hristiyanların hakiki dindar ruhanileri medar-ı ihtilaf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve niza etmeyerek müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar.” (7)

İnançlı, samimi, vicdanlı ve sağ duyulu Hıristiyanların, Musevilerin ve Müslümanların yapması gereken, Allah’ı inkâr eden veya Allah adına ortaya çıkan görüşlere karşı fikri mücadele yürütmek, yardımlaşmak, birlik ve beraberlik içinde çalışmaktır. Çatışmaya, kavgaya ve savaşlara sürükleyen sebeplerin ortadan kalkmasına vesile olmak için birlik olmak zorunludur. Birbirimizi sevmemiz zorunludur. Mazlumu korumak zorunludur. Farklılıklar çatışma sebebi değildir. Bir olan ‘kelime’de birleşelim, beraberliğimizi o ortak inanç üzerine kuralım. Tevrat da, İncil de, Kur’an da “öldürmeyeceksin!” der çünkü.

“Allah’ın kulları gibi iyilik işleyerek, akılsız adamların cehaletini susturun. Bütün insanlara hürmet edin. Kardeşliği sevin. Allah’tan korkun.” (8)

Dipnotlar

1-İsra Suresi, 81

2-İngiliz Derin Devleti, Kürşad Berkkan

3-Selaniklilere I. Mektup, 5/15

4-Amos, Bap 5, 10-15

5-http://www.ahirzaman.net

6-4. Lem’a

7-Said Nursî. Lem’alar, s. 144.

8-Petrus’un Birinci Mektubu, Bap 2, 15-17

Etiketler: » » » » » » »
Share
351 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Haç ve Hilal Değil, Hak ve Batılın Savaşı” için 1 yorum

  1. Nuh : diyor ki:

    MaşaAllah konuya bir ışık yakılmış
    Karanlık zihinlere işler İnşaALLAH

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
  • Rahmetin Yağdığı Ay’ın Bayramı “Ramazan Bayramı”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rahmetin yağdığı ay’ın bayramı olan Ramazan Bayramına erişmek bütün Müslüman alemi güzel duygu ve hislerin ortaya çıktığı anın resmidir.   Birlik beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin en güzel noktada kaynaştığı, huzur ve mutlulukla dolu olan bir Ramazan’ı Şerif ayının ardından onun o eşsiz güzelliğe sahip bayramına ulaşmak yüce Allah’ın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır.   Bayram; güzel duyguların, sevinçlerin, güzelliklerin ortaya çıktığı günün adıdır. Yüce duyguların yüceliğe ulaştığı, duyguların coştuğu, s...
  • “İslam Dünyasında oluk oluk kan akarken biz bayram mı yapacağız?!!”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Manevi atmosferi yüksek bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakıyoruz.Günahlardan arınmış,bağışlanan kullardan olma ümidiyle bayram  hazırlıklarına başladık. Bayramlar; neşe demek,sevinç demek.Peki biz inananlar olarak bu bayramı neşe ve sevinçle karşılayabiliyor  muyuz? Ya da diğer bir ifadeyle sevinçle karşılamalı mıyız? İslam beldelerinin neredeyse tamamında kan ve gözyaşı hüküm sürerken nasıl bayram yapabiliriz? İslam tarihinde daha önce belki de hiç olmadığı kadar büyük acılar yaşanmaktadır! İslam Alemi bu kadar acz içine belki hiç düşm...
UA-36507442-2