logo

reklam

HA… ESKİ CHP! HA… YENİ CHP DEĞİŞEN NE?


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

HA… ESKİ CHP!
HA… YENİ CHP DEĞİŞEN NE?
KAYBEDEN, CHP VE LİDERİ KEMAL KILIÇDAROĞLU OLMUŞTUR.
Kaset olayı ile Baykal‘ın istifaya zorlanmasının arkasından CHP‘de Kılıçdaroğlu‘nun genel başkan olması medyanın bir bölümünde öylesine allanıp pullandı ki ortaya yepyeni bir CHP çıktı izlenimi verilmeye çalışıldı. Geçmişi ile tüm bağlarını kesti, yeni bir dünya görüşünü savunmaya başladı. Aslında eskisi ile yenisi arasında hiçbir fark yoktu, olması da mümkün değildi. Nasıl bir insanın geçmişini inkar etmesi kendini geçmişi olmayan bir adem kişiden ibaret sayması doğru değilse, aynı şey siyasi partiler için de geçerlidir. Değişen zamana ve şartlara göre söylemde bir takım farklıkların olması özellikle kurumların yenilenmesi, geçmişin sıfırlanması anlamına gelmez. Söz bazında beyaz sayfa açmaktan sıkça söz edilse de aslında açılan beyaz sayfa değil, GEÇMİŞİ UNUTTURMAKTAN ibarettir. Bunun yani geçmişi tamamen yok sayarak yenilenmenin yer yüzünde örnekleri var mıdır bilemiyorum. Ancak olsa bile böyle bir değişimi yeni olarak ifade etmek sanıyorum doğru olmaz.

CHP döneminde Anadolu halkı yokluk ve yoksulluğu iliklerine kadar yaşadı. Özellikle köylerde kara sabana koşacak öküz bulamadı. İnek, koyun ve keçilerden ‘kamçı parası’ adı altında vergi alındı.. Kamçı parasına o zaman ‘yol parası’ derlerdi. O yol parasını vermeyenler en az 20 gün, bir ay yol yapımında çalışırdı.. Donumuz yoktu şapka mecbur edildi. Çarığı satıp çıplak ayak İtalyan takke giyildi.Bunun adına da EFENDİLER ne güzel devrim denildi.Elbise bulamadığı için erkek çocukları da bir kız gibi entari giyilirdi., Çoğunu bir tane entari giyerdi ortada köy içinde. O köy sokaklarında onunla gezilirdi. Kızlarla erkek çocuklarının arasında giyim bakımından fark kalmamıştı. Giyilen entariyi, hem bacısı bacım, hem de kardeşi giyerdi. Komşulardan şehre gidenler varsa çocuğun entarisini ister veya babanızın paltosunu isterdi, şehre gidip gelmek için. Birbirlerinin sırtındaki paltoları emanet alıp giderlerdi şehre.,

Köy imamının cami çıkışında başında unuttuğu kavuğu sebebiyle jandarma tarafından yakalanıp 20 gün hapis yatmasına ne demeli?. Yüce Yaradan’ın kelamının gizli gizli ahırlarda “Kur’an hep gizli okunurdu. Şimdiki gibi çarşı pazarda hoparlörlerden camilerde okunan Kur’an sesleri duyulmazdı. Osmanlı’nın dağılmasına dahil olan grupların devletin üst makamlarında görevlendirildi. Vatanı için canını malını feda edenler devletten uzak tutuldu. Devleti esas kuranlar ikinci plana atıldı. Halkın yokluğu, derdi hiç düşünülmedi. Anadolu verem ve bit ile boğuşurken onlar balolarda içkili alemler yaptılar. Yokluğu tatmadılar. Halkın hizmetinin karşılığı zulüm oldu.

Şu yaşadığımız süreç nelere şahit kıldı bizleri… Yıllardır, dini unsurlarıyla insanları himayesine çekmeyi başarmış, bütün inandırıcılığını din eksenli hizmet söylemi ekseninde kazanmış bir cemaatin temsilcileri, bugün CHP gibi bir partiye oy vermeleri amacıyla kendisine sahih duygular ile gönül veren bir kitleyi bu partiye yönlendirme gafletinde bulunuyor.

CHP’ye oy vermek, CHP gibi geçmişi inananların değerlerini alt üst etmekle heba edilmiş ve bu heba ile övünülmüş, daha 10 yıl öncesine kadar inanan, muhafazakar kesime irticacı damgasını vurmuş, eline en ufak bir fırsat geçtiğinde bu damgayı daha da şiddetli vuracağını bildiğimiz bir partiye oy vermek. CHP’ye neden oy vermemeli sorusuna tarihin derinliklerinde bir kaç cevap bulalım…
26 Aralık 1925… Bir âlim adam, İskilipli Mehmet Atıf Hoca tutuklanır. Sebebi şapka devriminden önce yayınlamış olduğu Frenk Mukallitliği ve Şapka Risalesi‘nde Müslümanları amel-iman bütünlüğüne davet etmesidir.
Yani tek parti döneminin öncesi sonrası yoktur. İster öncesinde muhalif ol, ister sonrasında… Fark etmez CHP zihniyeti için.

Atıf Hoca İstiklal Mahkemesi’ne çıkartılır. Savunacak bir şeyi de yoktur. Kendini neden ve ne için savunacağı konusunda fikir sahibi de değildir. CHP dönemine yakışan bir şekilde idam kararı verilir Atıf Hoca için. Ve 4 Şubat Perşembe günü CHP diktası, bir din adamının asılışını, şafak sökerken yataklarında uyuyarak seyre durur…
Atıf Hoca’nın ne cenazesi yıkanır, ne cenaze namazı kılınır! Ailesi, akrabaları olmasına rağmen naaşı onlara teslim dahi edilmez ve Mamak mezarlığının kimsesizler bölümüne defnedilir.

Yıl 1941… Ümmetin bağrından söküp almaya kalkarlar ezanı. İsmet İnönü Cumhurbaşkanlığı, Refik Saydam Başbakanlığı dönemidir. İdam sehpalarında İskilipli Atıf gibilerin dudaklarına mühür vuran CHP diktası, ümmetin kulaklarıyla giriştiği savaşta Ezanı susturma kararı almıştır. Ezan Türkçeleşir… Aslında ezan Türkçeleşmez. Arapça ezan yasaklanır. Diğer diller serbesttir. Ezan Çince de okunabilir, İngilizcede okunabilir. Yeter ki Arapça olmasın. Yani iman olmasın da nasıl olursa olsun. Arapça ezan sadece minarelerde değil, evlerde de yasaklanmıştır. Evinde Arapça ezan okuduğu için yüzlerce insan hapislere girer, karakollarda dayaklar atılır, falakalara çekilirler.

Tarihçi Mustafa Armağan’ın deyimi ile Fransız işgalcilerin bile dokunmadığı ezana Türk diktası dokunur. Kimdir bu dikta? CHP…
1946 yılında çok partili döneme geçilir. Demokrat Parti kurulur. 16 Haziran 1950′de ise Arapça ezan yasağı Demokrat Parti iktidarı döneminde kaldırılır. Dikkat edin, Arapça ezan yasağı kaldırılır diyorum, Türkçe ezan yasaklanır demiyorum. Çünkü yasakçı zihniyet Türkiye siyasetinde CHP’nin yoğurduğu bir maya olmuştur.

Daha sonraları CHP zihniyetinin İskilipli Atıf Hoca idam edilirken yaptığı gibi, seyre durduğu bir anda Adnan Menderes’e idam edilecektir. Ve halk tarafından ezan yüzünden asıldığına inanılacak, “ezan şehidi” olarak yâd edilecektir.
Fakat bu yasa kaldırılırken, CHP o gün de aynı bugün ki kıvraklığı ile Türkçe ezan kanununun kaldırılması lehinde oy kullanmıştır. Bugün ki CHP kıvraklığı ile nasıl da örtüşüyor değil mi?
Yukarıdaki örnekler gibi birçok örnek verebilirim tarihin derinliklerinden ve günümüz dilimlerinden. Dini veya siyasi zulümleri art arda sıralayabilirim.

Bu millete; kültürsüz, eğitimsiz, varoş, makarnacı, bidon kafalı diye hakaret ettiği halde oy kaygısıyla gülücükler dağıtarak hadi bana oy ver diyerek el pençe divan durdular…
1938 den bu yana zaten halktan uzak olsanız da, halkın hür iradesinin üzerine ipotek koymakla bir yere varacağınızı, perde arkası ittifaklara seçim kazanacağını umuyorlar
Üstüne üstelik faiz lobisi, marjinal guruplar ile Pensilnvanya işaret fişeği Kainat İmamından medet umarak temiz siyasete hakaretlerininden de eksik kalmadılar..

Biz ve bizim gibi düşünenlerin, bizim baktığımız yöne bakanların, CHP’ye neden oy vermemesi gerektiğine dair yeterince ikna edici olduğu kanaatindeyim
CHP kendi ile yüzleşmeden, tarihindeki ve günümüzdeki tekrarlayan hatalarından ötürü bu ülkenin inananlarından özür dilemeden, kendinden daha hükümranı olanı gördüğünde eğrilip, kıvrılarak halkı oyalama güdülerinden vazgeçmeden bu ülkenin muhafazakârları CHP’ye oy veremezler.

İslâm dinine tarihi boyunca zulmü reva görmüş CHP diktasının esaretinde inleyerek ahrete göçmüş olan din kardeşlerinizin ve Allah lafzını yok saymış bir partiye bastığınız mühür ile peygamberinizin karşısına çıkmaya yüzünüz olabileceğini düşünüyorsanız, buyurunuz hayır oyunuzu 16 Nisan Referandumunda ‘hayır’ ile PKK-PYD-HDP-YDP-FÖTÖ Terör örgütleri ile … Bastığımız mühürden utanmayacaksanız..

Türkiye’de yeni ve güçlü siyaset kültürünün gelişmesi ve demokratik geleneklerin kök salması için sandıktan çıkan irade ile AK Parti iktidarı ve 10 Ağustos’a %52 halkoyuyla Cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan’ın kat etmesi gereken uzun bir yol olduğunu göstermiştir. Seçim sonrası kaybeden zihniyetin ve sahibi olduğu siyasiler tarafından bu oyunların yeniden konulmasına çalışacağı görülmektedir. Millet desteğini kaybeden bazı partilerin, özellikle CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun hazımsızlığı ve sandalyesini koruyabilme telaşıyla, Türk siyasetinin zafiyetlerinde biri olan kışkırtma hareketini de yanlarına alarak son bir denemede daha bulunmaktadırlar.

FETÖ tarafından kaset operasyonu ile CHP’nin genel başkanlık koltuğuna oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu 15 Temmuz darbe girişimi için ‘kontrollü’ diyecek kadar kontrolünü kaybetti. CHP Parti Meclisi toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, başta FETÖ ve PKK olmak üzere tüm terör örgütleri ile hızlı ve etkin mücadele etmek için 20 Temmuz’da alınan OHAL kararını da ‘darbe’ diye niteleyerek tarafını belli etmiş oldu.

Ancak, bu nafile çabalar, Türk demokrasisine de, bu zorlamaları yapanlara da itibar kazandırmayacaktır. Çünkü böyle bir durumda kaybeden, CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu olmuştur.
Unutulmamalıdır ki, ülkemizin milli varlığı ve geleceğiyle ilgili çeşitli senaryoların üretildiği, entrikaların çevrildiği ortamlar, milli iradenin ihtiyaç duyulduğu ortamlardır. 16 Nisan Sivil Yeni Anayasa Cumhurbaşkanlığı sistemi Referandumunda milli irade son sözünü ‘sandıkta söyleyecektir.Yüzde 65 ’’EVET’’

Hasan ALPARSLAN

Araştırmacı Gazeteci- Yazar

12 Ocak 2017

Share
546 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KULUN ALLAH SEVGİSİ

    23 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah kulunu severse Behrullah Efendi "rahmetullahi aleyh", Anadolu Velilerindendir. Kabr-i şerifi Tokat’ın Erbaa ilçesine bağlı Eksel köyünde bulunuyor. Bir gün sordular bu zata: - Allah’ın bir kimseyi sevdiğinin alameti nedir efendim? Büyük zat cevaben; - Allahü teâlâ bir kulunu severse, ona iki şey nasip eder, buyurdu. - Onlar nedir hocam? - Birincisi, ona sevdiği bir kulunu, tanıtır. İkincisi, ona hayırlı bir iş nasip eder. Ve izah etti: - Yani o kimse “Allah adamları”ndan birini tan...
  • Bin kişiye üç kişi

    22 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bin kişiye üç kişi İmam-ı Rabbani hazretlerinin “kuddise sirruh” talebesinden üç kişi, bir iş için sahraya çıkmışlardı bir gün. Oralarda bir puthane gördüler. Şunu yıkalım mı diye istişare ettiler aralarında. Ve yıkmaya karar verdiler. Zira o puthanede tapınan Hindular, zaman zaman toplanıp, garip Müslümanlara eziyet ediyorlardı. Kimsecikler de yokta ortalıkta. Ve başladılar yıkmaya. Çıkan gürültüyü işiten Hindular öğrendiler bu durumu. Ve birbirlerine haber vererek koştular oraya. Yaklaşık bin kişi...
  • İbadet yapın, tövbe edin!

    21 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Elini kalbinin üstüne koy! Evliyanın en büyüklerinden Seyfeddin-i Faruki “kuddise sirruh” hazretleri, bir gün sevdiği birine; - Şüpheli bir şey ile karşılaşınca, elini kalbinin üstüne koy! Çarpıntı olmazsa, o işi yap! Çarpıntı olursa yapma! buyurdu. Adam merak etti: - Hikmeti nedir efendim? - Çünkü hayırlı işlerde kalb rahat olur, buyurdu. Ve ilave etti: - Hadis-i şerifte; (Elini kalbinin üzerine koy! Helal olan şey yapılırken, kalb sakin olur) buyuruldu. İbadetlerini kusurlu bil! Bir gün de bir sevdiğ...
  • Fərdi üslub nədir və o, necə yaranır.

    20 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Fərdi üslub və onun yaranması, formalaşması, xüsusi imkanları... barədə yazmaqdan öncə geniş mənada götürülən üslub və həmçinin dar mənada izah edilən üslubiyyat barəsində məlumat verməyi gərəkli hesab edirik. Hazırda dünyada 3500-dən çox dil var. Dil ictimai hadisədir və bilvasitə ictimai hadisələr zəmnində inkişaf edir. Dil vahidləri müxtəlif  sahələrdə istifadə olunur. Məhz bu səbəbdən də cəmiyyət fərqli sahələrdə işlədilməsindən dolayı dil vahidlərindən eyni səviyyədə istifadə edə bilmir. Çünki müxtəlif sahələrin profili də müxtəlifd...
UA-36507442-2