logo

reklam

Güzel Ahlak


facebooktwittergoogle plus
Elif NİSA
elif.alaca@hotmail.com

Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlâktır; o, dinin ruhudur, özüdür, amacıdır. İman ve güzel ahlâk, birbirinin olmazsa olmazıdır.

Gelecek nesillerin iyi yetişmesi ancak kendini yetiştirmiş anne babalarla mümkündür. Vicdan sahibi her anne baba, bilimsel konularda da kendini geliştirmeli. Çünkü kâinattaki yaratılışı açıklamanın yolu bilimdir. Bilimsel buluşlar ve gelişmeler, Allah’ın eşsiz yaratmasının üstünlüğünü ve kusursuzluğunu çok mükemmel şekilde kanıtlar. Müminler, bilimsel gerçekleri gördükçe, Allah’ın muhteşem sanatını inceleyerek imanda derinleşip güçlenirler.

Anne baba, her konuda bilgi birikimine sahip olmanın yanı sıra kişiliği ve karakter özellikleriyle de güzel ahlâkı yaşayan biri olarak, çocuğu için örnek birer model olmalı. Donanımlı olmaları ise çocuklarına verecekleri eğitimde onlara yardımcı olur.

Güzel ahlâka sahip insanların yaşadığı çevreler, özlem duyulan, huzur ve güven içindeki ortamlardır. Bu evlerde, anne- babaya itaatli, onlara “öf” bile demeyen, kötülüklerden uzak duran vicdanlı çocuklar yetişir.

Sevgi ve paylaşmak en yakınımızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Sevgi, saygı, dayanışma, fedakârlık, karşılıklı sabır ve sadakat gibi duyguları olmayan ya da bu duyguları körelen insanların evlerinin temelleri çürüktür. Tıpkı örümceğin evi gibi. O da yuvasını dostluk ve sevgi üzerine kurmaz; bu sebeple en dayanıksız ev onunkidir. Evler saf sevgi üzerine kurulmalı ki sağlam temeller üzerinde güçlü kalabilsin.

Çocuklar; derin sevgiyi yaşatan Allah’ın güzel tecellileri. Çocuk muhabbetle, aşkla sevilir. Değer veriyorsanız, yaşına rağmen saygı duyuyorsanız, ona Allah’ı tanıttıysanız, sevdirdiyseniz, Allah’ın koruması altında olduğunu söylediyseniz çocuk dünya tatlısı olur.

Çocuklarla değer verdiğini, sevgi ve saygı duyduğunu hissettirerek konuşmak lazım. Allah’ı sevdimek, güzel ahlâkı sevdirmek, iman hakikatleriyle gerçekleri anlatmak önemlidir.

Kalpleri etkileyecek ve hidayete ulaştıracak olan kuşkusuz Allah’tır. Ancak anne ve baba, ahlâkı, kişiliği ve karakter özellikleriyle iyi bir Müslüman modeli oluşturuyorsa iyi birer örnektir ve Allah’ın dilemesiyle çocuklarının güzel ahlâk özelliklerini kazanmasına vesile olurlar.

Rabbinin huzurunda hesabını veremeyeceği işler yapmaktan, O’nun rızasını, rahmetini ve cennetini kaybetmekten içi titreyerek korku duyan insanlardan oluşan ailelerin çoğalması, toplumun geleceği için en önemli güvencelerden biridir.

Allah’tan uzak yaşayan, kalbinde Allah sevgisi ve korkusu taşımayan anne-babalar, çocuklarına da Allah’ın emrettiği merhametli, adaletli, hoşgörülü, akılcı güzel ahlâkı öğretemezler.

Güzel ahlâk, güven vermektir. Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davranmaktır. Zulmedeni affetmek, gelmeyene gitmek, kötülük edene iyilik etmektir. En huzursuz insan, kalbinde haset ve kin taşıyandır.

Güzel ahlâk haramlardan kaçınıp helâli aramak, aile bireyleriyle iyi geçinmek, onlara karşı sevgi, şefkat ve merhamet hissetmektir. Kuşkusuz güzel ahlâk, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir.

Güzel ahlâk, Allah’ın bahşettiği sayısız nimete şükür, zorluk ve belalara sabretmektir. Güzel ahlâk, Allah’tan razı olmaktır…

Allah, güzel ahlâkı yaşamamız için cehennem ile tehdit eder. Bunun ne kadar büyük faydası olduğu cennette anlaşılır. Bu tehdit, Allah sevgisini alevlendiren bir nimettir.

Güzel ahlâkın buram buram yaşanması çok önemlidir. Allah korkusunun ve Allah sevgisinin buram buram yaşanması çok önemlidir. O zaman gerçek mutluluk Allah’ın izniyle tüm dünyaya yayılır ki insanların buna müthiş ihtiyacı var.

 

 

 

Etiketler: » »
Share
319 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2