logo

reklam

“Güneş yakar, Kıbrıs Türkü bakar”!


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Güneş, yaşam kaynağımız olmakla birlikte dünyadaki nükleer enerji haricindeki tüm yakıtların kaynağı. Temiz ve masrafsız bir enerji kaynağı olan güneşin en önemli özelliği bol ve sınırsız olması. Tüm dünyada kullanımı giderek artan güneş enerjisinden önceleri ısı enerjisi olarak son yıllarda ise gelişen teknoloji ile beraber elektrik enerjisi olarak yararlanılmakta.

Dünya, güneş panelleri ve fotovoltaik pillerle giderek azalan maliyetlerle elektrik enerjisi elde ediyor. Örneğin Fransa ile İspanya arasındaki Pirene dağları üzerinde kurulu olan güneş kollektörlerinden 320 derece sıcaklık sağlanmakta. Avustralya, Japonya, İsrail ve ABD güneş enerjisinden yararlanan ülkelerin başında gelirken, İsrail’de güneş enerjisiyle her yıl 300 bin ton petrole eşdeğer enerji sağlanıyor.

Tüm yeraltı kaynakları tükenirken, tüm petrol alanlarına el koyma adına savaşlar yapılıyorken ve tüm gelişmiş ülkeler yenilenebilir enerjinin hayata geçirilmesi yolunda sineğin yağını çıkarırken, yılın 330 günü güneş alan KKTC’de yazık ki bir kıpırdanma yok. Hatta kıpırdanma olmadığı gibi, bireysel panel döşemek isteyenlere yasal engeller var.

Kafamızı Sarayönünden kaldırıp o çok gıpta ettiğimiz asri ülkelere bakalım; Dünya Enerji Konseyi, Accenture Strategy ve Paul Scherrer Enstitüsü ile hazırladığı ‘2016 Global Enerji Senaryoları’ raporuna göre 2060 itibarıyla elektrik talebi bugünkünün iki katı olacak. Günümüzde elektrik üretiminde yaklaşık yüzde 4 oranında kullanılan güneş ve rüzgar enerjisi ise en fazla büyümenin kaydedileceği alanlar. 2060’ta güneş ve rüzgar enerjisinin, elektrik üretimindeki payı yüzde 20 ile yüzde 39 arasında seyredecek.
Raporda enerjinin geleceğine yönelik üç senaryo yer alıyor. “Bitmemiş Senfoni”, “Modern Caz” ve “Hard Rock” olarak adlandırılan tüm bu senaryolarda, enerjide yaşanabilecek değişimler sıralanırken, güneş ve rüzgarın, 2060’da daha yüksek paya sahip olacağı, dünyanın bütün enerji ihtiyacının, yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş enerjisi ile karşılanabileceği belirtiliyor.

Coğrafi konum itibariyle ortalama 330 günü güneşli geçen KKTC’de şu anda güneş enerjisi kapasitesinden binde 1 oranında bile yararlanıldığını söylemek zor zira Kıbrıs Türkü, bırakın dünyadaki gelişmeleri, elzem yenilikleri dahi dinlemeden reddeden bir yapıya sahip. Türkiye’den her geleni tu kaka, Avrupa’nın her illetini minnet kabul eden bu güruhun reddinin esas nedeni kurulu düzenin bozulması. Şayet Türkiye’den elektrik gelirse veya güneşten enerji elde edilirse birilerinin hükümranlıkları sona erecek ve boş oturarak maaş alan birçok kişi, çalışarak para kazanmak zorunda kalacak!

Sözün özü güneş enerjisi KKTC açısından bulunmaz nimet. Türkiye sayesinde suya kavuşan Kıbrıs Türkünün bir diğer şansı da Allah’ın ziyadesiyle bahşettiği güneş. Yanı başımızda enerji savaşları yapılırken, hazır elimizde bulunan nimeti kullanmadığımız gibi kullanılmamasına da müsaade etmediğimizi söylemeliyim zira KKTC’de güneş paneli kurmak isteyen birçok Avrupalı yatırımcı kapıda bekletiliyor.

Gelişmişliğin en önemli göstergesinin, enerji kokusunu iyi almak, enerji portföylerini çağdaşlaştırmak, en mühimi de ucuzlatmak olduğunu hepimiz gayet iyi biliyorken, “bana ne! Ben böyle iyiyim” deme lüksümüz yok. Günü düşünüp, yerimizde sayacak ve ekonomik olarak taş üstüne taş koymayacaksak, bizim ekonomik dinamiklerimizi sağlayanlara da “sen ne karışıyorsun” deme hakkımız yok!

YURDAGÜL ATUN

Share
841 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İsrail’in geleceği tehdit altında!

    10 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    İsrail, Batı dünyasında en yüksek doğum oranına sahip. İlk bakışta İsrail adına iyi bir gelişme gibi görünse de doğan çocukların çoğu Siyonizm’i reddedenlerin çocuklarından oluşmaktadır.Onlar, yakın bir gelecekte ülkedeki seçmenlerin çoğunluğunu temsil konumunda olması içten bile değildir. Kudüs Shaarei Zedek Hastanesi’nin acil bölümünü ziyaret eden herkes; uzun koridorun sonunda Yahudi inanışında önemli yer tutan 30 bölümlük ‘Genesis’ (yaratılış), yani Tanah ve Eski Ahit'in ilk beş kitabını oluşturan Tevrat'ın birinci kitabındaki bir bölümü...
  • İbretlik Hikaye..

    10 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

      Bir zamanlar, Nasuh adında bir adam vardı. Erkekliğini gizleyerek, kadınlar hamamında tellallıkla geçinirdi. Yüzü kadın yüzüne benzerdi. Köse olduğu için tüyleri de yoktu. Fakat şehveti çok güçlüydü. Nasuh yıllarca tellallık yaptı, kimse onun erkek olduğunun farkına varmadı. Çarşaf giyer, yüzüne peçe takardı.Şehveti nin azgınlığından hamamdaki işinden ayrılmazdı. Padişahların kızlarını bile keseler, yıkardı.Yaptığı işin yanlış olduğunun farkındaydı. Zaman zaman tövbe eder, bu işten ayağını çekmek isterdi. Fakat kâfir nefsinin kadına...
  • Evleneceklere Nasihat Olsun..

    09 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    EVLİLİK NASİHATI GELİN İÇİN 1. Beyine hoşlanacağı isim ve sıfatlarla hitap et! 2. Onun sevdiği yemekleri güzel yap ki, evini özlesin. 3. Beyin evden çıkarken onu uğurla; akşam döndüğünde güler yüzle karşıla! 4. En çok güzel görünmen gereken kişinin beyin olduğunu bil! 5. İffetini ve hayanı muhafaza et. En güzel elbisenin takva elbisesi olduğunu unutma; her işimizi murakabe eden Allah'ı düşün! 6. Sevgini beyinle ve çocuklarınla paylaş. Evinin direği ol! Beyin evde olmadığı zaman gözü arkada kalmasın. 7. Beyine her fırsatta teşekkür etme...
  • Müzakere döneminde hedef şaşırtma oyunu

    09 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    2013 yılının Şubat ayında seçilmiş olan ve Derviş Eroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı döneminde her fırsatta yalan dolan bahanelerle masadan kaçan Rum lider Anastasiadis, 2015 yılının Nisan ayında Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra -kulağına fısıldananlar her ne idiyse- adeta masaya yapıştı ve kalkmaz oldu. Anlaşılan önünde, her ne pahasına olursa olsun çözüme istekli bir Türk lider ve yanında da acemi sayılacak bir müzakere ekibi görünce kolları sıvadı ve “bu fırsat bir daha ele  geçmez” mantığı ile müzakereleri devam ettirme çaba...
UA-36507442-2