logo

reklam

GÜN BİRLİK OLMA GÜNÜDÜR


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

10606354_1607764609437303_3380071360700004919_nGün; yeniden kardeş olma günüdür! Gün; aklımızı başımıza alma günüdür! Başka çare yok! Başka bir Türkiye yok! Vatan elden gidince, başa gelen aklın faydası ne başa, ne ayağadır, bilesiniz! Sığınacak başka vatan ararken, çocuğumuz karaya vurunca mı aklımız başımıza gelecek? Başka vatanın çöp bidonları içinde ısınmaya çalışırken mi aklımız başımıza gelecek? Suriyelilerden de mi ibret alamadık hiç? Hiç mi empati kuramadık; sokak sinemalarından her gün onların acı dolu filmlerini izlediğimizde?  Onların filmlerinin adı vatansız olmaktı; bu başlığı da mı hiç okuyamadık, hiç mi anlayamadık? Biz ki onları bağrımıza basan bir millettik ama bizi bağrına basacak başka bir millet yok! Başka Türkiye yok!

Dün; şehitlerimizin bize miras bıraktıkları bir sözleri vardı; “Dur yolcu…”

Bugün ise bir hatırlatmaları var yine;

“Dur Yolcu; bugün kolay kolay harcadığın bu ülke, dün dedelerinin kanıyla bayrağının rengini boyadığı yerdir!
Dur yolcu; bugün aydın yüzlerin kalemleriyle sattıkları bu yer, dün kanla bir tarihin yazıldığı yerdir.”

Ve ben diyorum ki, lütfen ama lütfen Türkiye’nin sözde aydın ama şu karanlık kalemlerinin amaçlarının aracı olmayın artık… Onlar yer bulur, siz bulamazsınız… Asıl mesele siz değilsiniz çünkü; bu vatanı sizlerle yok etme çabalarıdır. Gezi olaylarından bu yana sayfa sayfa siyasi yazılarım oldu elbet. Birini yayınladıysam, binini yayınlamadım; zira hassas dönemlerden geçiyorduk ve geçiyoruz da! Farkına varmadan bende sivri yazıyordum, öfkemi kusuyordum ama bizler otokontrollü olmalıyız. Bizim birbirimizi ötekileştirmeye değil, parçaları toplayıp bütün olma günüdür… Kalemler yapıcı olmalı, yıkıcı değil

 

Eyy millet, ne yazık ki bu kaos merdiveninin en alt basamağında değiliz biz… Sırf Erdoğan nefretiyle, ahtapot gibi her görüşü kollarına saran, neredeyse her görüşle el ele, kol kola olan bu kangren siğilinin tamda kökünün zehrindeyiz… Meseleniz Erdoğan değil, mesele vatan olmalı. Bakınız ülkemiz dış güçlerin meselesi! Hepsi bu! Siğil aynı siğil, mesele aynı mesele… Mesele aynı olsa da aslolan mesele o ki; senin bu kangren siğilinin dalına mı, yoksa köküne mi bakmandadır.  Bil ki dallar başka başka görüş olsa da, kumandasının kökü aynı yerdir. Türkiye’de siyasi kutuplaşmalar,  yani senin görüş benim görüş çok başlı ama tek köklü bir siğildir ki bununda dalı budağı teröre döndü, birleşti de, sen diğer dalındasın sanma, sen uzaktasın sanma, o dal, budak ayrı sanma; dalları da aynı terör, kökte aynı terör… Sen bu kökün neresindesin? Bak, gör, düşün… Dön! Unutma çember daraldıkça sıra sıra sana da gelecek… Bilirsiniz depremler önce artçıdır sonra genel. Ha unutmadan

Bizim depremlerimiz bile Allahtan değil, kumandası dış güçlerin ve aklımızın pimini çekenlerin elindedir.

Bakınız ülkemizde doğal depremlerden tutun ki tüm siyasi çalkantı depremlerinin tamamı dış güçlerin içimizdeki hainleri yönlendirmesiyle koordinedir.

Deprem demişken 17 Ağustos Marmara depremini hatırlarsınız! “Allahtan” dedik! Öyle ya depremi de insanlar yapacak değildi ya… Biz öyle sanalım… Ki öylede sandık, öylede kandık ama biz üst kürenin kaderi altında olan biz millet olduğumuz için bazen iki kaderi karıştırıyoruz!  Hepsi bu! Allah’a bile iftira edip kendi yaptıklarını Allahtan dememize sebebiyet veriyorlar. Allahtan değildi! O zamanda evlere düşen ateş dış güçlerin elindeydi, şimdide. Onlara hizmet eden PKK ve artık kardeş partileri varken daha çok feryat figana şahit olacak bu ülke. Daha çok depremlere, yürek depremlerine şahit olacak bu ülke.

Eh hal böyle olunca bir ateş çemberinin cehennemi içinde çığlıklarımız sus, suslarımız çığlık. Gezi olaylarından beri şaşkınım! Terörü lanetleyip bir diğer koluna destek veriyorlar! Başımı taşlara, gözümü kaşıma vurasım geliyor. Uyanın diyorum uyanın, sesim kulağımdan öteye geçmiyor! Tez elden, biz bizdenken uyanalım. Uyanın kardeşlerim uyanın!

Susmayalım terörü şiddetle lanetleyelim evet,  ama evvela bu lanet çemberini genişletip bu cehennem ateşine odun atıp yükseltenlerden miyiz, yoksa su olup söndürmek isteyenlerden mi, ya da kenarda durup; “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” diyenlerden miyiz?  Bir düşünelim bakalım; “Biz bu cehennem ateşinin neresindeyiz?” diye sorgulayalım kendimizi, yüzleşelim kendimizle…

Unutma çember daraldıkça sıra sana da gelecek!

Biliniz ki desteklediklerinizle lanetledikleriniz artık tek yürek olmuş, aynı yola revan olmuş durumda!

Sen o yan da, bu yanda değil, vatan yanda ol yeter!

O nedenle sadece düşün gör ve dön!

Çünkü amaçların aracı sensin, düşün gör ve dön!

Gün aklımızı başımıza alma günüdür… Gün yeniden kardeş olma günüdür… Çünkü başka sen yok! Çünkü başka Türkiye yok! Sevgilerimle Dilek EJDER

 

 

 

 

Share
330 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

GÜN BİRLİK OLMA GÜNÜDÜR” için 1 yorum

  1. Çaresi Bilinmeyen Dert Bitmez

    Kendini bilen yazarlar vehametin farkındalar.

    Ülke ateşe doğru giderken, gitmeyelim diye feryad edenler var.

    ”Aklımızı başımıza alalım; kardeş olalım” diyor kendini bilen Dilek Hanım.

    Bu, doğru ve yerinde istektir.

    Peki ne yapalım?.. Ne yapılmalı?

    Dilek Hanım yapılmaması gerekeni söylemiş: ”Türkiye’nin sözde aydın ama karanlık kalemlilerin amaçlarının aracı olmayın lütfen”.

    Onların aracı olmamak için karanlık kalemlilerden örnek verilmesi gerekir. Örnek olmadan kimlerin karanlık kalemli olduğu bilinemez.

    ”Bizler otokontrollü olmalıyız” diyor Dilek Hanım. ”Yapıcı olmalıyız, yıkıcı değil…” de diyor. Bunun olabilmesi için ölçü gerekir. Derdtten kurtulmak isteyenler ya yıkıcılığı yapıcılık sanıyorlarsa?.. Dilek Hanım ölçü göstermeliydi.

    Terörün lanetlenmesi kabul edilse de, terör lanetleyenlerin, cehennem ateşine odun taşıdığı endişesi var Dilek Hanım’ın.

    Doğrudur. İşte bu sebepten ”Aklımızı başımıza alalım” çağrısı yerindedir.

    Bu dert sebebiyle bugün, ‘Müslümanlar’da İlim ve Fikir Olmalı’ başlıklı yazım bazı sitelerde yayına girdi. Yakınlaştığımız cehennem ateşine karşı uzak kalabilmek için belki bir fikir verebilir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2