logo

GENÇLERİMİZİ FETÖCÜ KUMPASA YEDİRMEYİZ


facebooktwitter
RECEP GARİP
recepgarip@gmail.com

Bugün süpriz bir şekilde yayın hayatına son veren Vahdet Gazetesi’nin yazarı Recep Garip, kapanma kararı alınmamış olsa yarınki köşesinden yayınlanacak olan “Gençlerimizi FETÖ’cü kumpasa yedirmeyiz” adlı makalesini Mercekhaber Gazetesi olarak yayınlıyoruz.

İŞTE O MUHTEŞEM YAZI/ RECEP GARİP

Cumhurun başı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan şöyle ifade etmişti; “Bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”. On beş Temmuz iki bin on altı gecesi yaşananlar içindi bu cümle. Bu cümlede var olan değerler; toplumun birlik ve beraberliğine, geleceğine, ülke bütünlüğüne, haçlılardan yana olanların gerçekleştirdiği bir darbe teşebbüsüyle yok edilmek istenen ruhun kıyamda duruşunu ifade ediyordu. Bir milletin yeniden doğduğu gecelerin-günlerin içte ve dışta taarruza kalkışanlara karşı, bütün dünyanın şer odaklarına karşı liderin-başkomutanın kullandığı bir ifadedir ve gerçekten de öyledir “Bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”.

İşte bundan dolayıdır ki darbe teşebbüsü sonrası açığa alınanlara daha dikkatle bakmak, incelemelerde bulunmak icap ediyor. Nasıl ki 15 Temmuz 2016 Gecesinde bütün koca bir dünyanın-haçlı taarruzuna karşı Devlet Başkanımız-Başkomutanımız-Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı fetöcü teröristlere yedirmemişsek, ülkemizin geleceği olan gençlerimizi de asla kimseye yedirmeyiz. Fetöcülerin inlerine girilmiş, gençlerimiz geleceğimizin teminatı olmayı sürdürecektir Allah’ın izniyle ve keremiyle.

Darbe teşebbüsü nedeniyle yaşın yanında kurunun, ya da kurunun yanında yaşın yanmasına dikkat etmekte bir görevdir ve hassasiyet göstermek icap eder. Çeşitli şehirlerden, yakın uzak bir sürü dost-çevre arıyor falan-filan-oğlum-kızım-yeğenim açığa alındı. Hocam asla böyle bir yakınlığı söz konusu değildir diye de yemin billah ediliyor. Ayrıca dün gece CNN’deki İstanbul Milletvekili Metin Külünk kardeşimin açıklamalarını dikkatle takip ettim ve mutlak surette dikkate alınması gerekiyor.

Peki şimdi nasıl çıkacaksınız işin içinden?

Kanımca şöyle; Devlet gereğini yapar. Devletimizin asaletli davranacağından asla şüphem yoktur. Sabırlı olun. Mutlaka soruşturmalar sonuçlanıncaya kadar sabırlı olun, taşkınlık yapmayın ve dilinize-elinize sahip olun diye uyarılarda bulunmayı sürdürüyoruz. Bütün bunlara rağmen en yakın bildiğimiz, ömür boyu birlikte hallendiğimiz öğrencilerimizden, istikametlerinden, verdikleri mücadelelerden de haberdar olduğumuz kimi dostların, yoldaşların, sırdaşların var oluşu bizi endişelere düşürüyor. Acaba ipin ucu kimin elinde, neden bu yanlışlıklar yapılıyor diye sormadan da edemiyoruz.

Örnek olsun kabilinden bahsetmekte yarar görüyorum; Liseli yıllardan beri tanıdığım, emeğim olan, gencim olmasından onur duyduğum, yurtseverliğinden asla şüphe etmediğim, okumayı seven, hatta ilk yıllarında şiirler yazan Ali Adıgüzel’in görevden alınarak açığa alınması bu endişemi yükseltmiştir. Kimdir bu el, kimin eli nerededir, devletin eli bu yabancı elleri, gammazlayanları, fişleyenleri ne zaman ayırt edebilecektir? Haksızlığa uğrayanlar daha fazla mağdur olmadan görevlerinin başına geri döneceklerdir?

Ali Adıgüzel Adana İmam Hatip Lisesi gençlerindendir. Benim Milli Gençlik Vakfı yöneticiliği yaptığım, Adana Erkek Lisesi ve Adana Fen Lisesi yöneticiliklerinde bulunduğum dönemlerde Yavuzlardaki evime her hafta Salı akşamları çorbaya gelip, gece geç vakitlere kadar şiiri sanatı, kitabı konuştuğum gençlerimdendir. Liseyi bitirdiğinde Erzurum İlahiyatı bitirdi ve orada öğretmenlik ve uzun süre ticaretle meşgul oldu. Daha sonra öğretmenliğe-memuriyete tekraren döndü. Şimdi Osmaniye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdür Yardımcısı iken böyle bir durumla karşı karşıya kalmıştır. Ömrü boyunca fetöcülerle yakından uzaktan hiçbir beraberliği söz konusu değildir. Ali Adıgüzel, benim delikanlımdır. Öğrendiğime göre oğlu üzerinden bir kumpasa kurban edilmek istenmektedir. O dönemlerde iyi eğitim verdiği düşünüldüğünden Bakanların, Milletvekillerinin vs.. evlat sahiplerinin gönderdiği gibi Ali’de evladını göndermiş 17- 25 Aralıkta derhal dershaneden evladını almıştır. Oğlunu fetöcülerin dershanelerinden almış olmasına rağmen onlar delikanlının peşini bırakmamışlardır. Fetöcülerin 17-25 Aralıktan itibaren özel olarak ilgilenmeye çalışmaları ve oğlunu sürekli elde tutma gayretleri Ali Adıgüzel üzerine kayıtlı bulunan telefona bilgisi ve ilavesi dışında Iclock programının yüklenmesi bu kumpasın bir parçasıdır ve ayıklanma mecburiyeti vardır. Devlet erkânımız mutlak surette bu ayrıntıyı göz önünde bulunduracaktır.

Ali Adıgüzel, liseli gençlerimdendir ve benimle birlikte şiiri, sanatı, edebiyatı, kitabı, hayatı, toplumu seven, ilgi gösteren, o yıllarda yayınladığımız Yeni Sıla dergisinin çevresindeki kalemlerimdendir. Biraz daha bilgi aktarayım Milli Görüş çizgisinin dışına asla çıkmamış olan, inancı, yüreği sağlam vatan evlatlarıdır bu yiğitlerim. Görevden alınacaksa o yıllarda birlikte oldukları isimleri de vereyim hepsini görevden alsınlar yeter ki vatan kurtulsun eğer doğru yapılıyorsa? Yeter ki doğru yapıldığından eminsek eğer, her birisi önemli görevlerde bulunmuş vatan evlatlarıdır. Her birisi üzerinde emeğim olduğu içinde her birisi için gönlümle, yüreğimle yanlarında olduğumu ifade ediyorum.

Evet, isimler veriyorum; benim yanımda, evimde Tük-İslam kültürüyle yetiştirmek için gayret ettiğim bu gençler için evvelen benim alınmam icap eder. Çünkü bu gençlere kavgayı değil barışı ve kardeşliği öğrettim. Mücadelede devlete ihaneti değil bağlılığı öğütledim. Yumruğu-kavgayı değil yazmayı, şiiri, kitabı önerdim. Çünkü bu gençler milli olmanın, vatan için can vermenin şehadetini öğrendiler benden. İkincisi ise, biraderlerim Halim Garip, Muhammet Ali Garip, Talip Işık, Ali Adıgüzel, Ahmet Coşkun Çağlıyan, Bekir Bilgiç, Ahmet Eroğlu, Ahmet Kalkan, Abidin Deveci, Yakup Yavuz, Abdulcelil Turgut, Ali Karaman, Fatih Bayhan, Abdulkadir Dahni, Hüseyin Güngör, Ahmet Akçalı gibi daha sayabileceğim bir sürü isim var. Bunların da alınması gereklidir Ali Adıgüzel alınıyorsa eğer. Her bir vatan evladı ömür boyu bu vatanı sevmek ve hizmet etmekten mesrur oldular, haksızlıklara karşı boyun eğmeden yaşadılar, ülkemde düşüncenin, inancın namusuna sahip çıktılar. Bunun dışında herhangi bir meşreple, mekteple ya da örgütle ilişkileri bulunmadı. Bulundularsa benimle bulundular ve Milli Görüş gençliği içinde Akıncı oldular. Her birisinin hocası olmakla, ağabeyleri olmakla eğer bir suçları varsa bana aittir. Benim içeriye alınmam icap eder. İsimlerini saydığım yiğitlerimin birçokları devlet yönetiminde memur ya da makam sahipleridir.

Gençlerimin kefili benim. Daha üst düzey isimler de verebilirim. Şu isimlerinde ağabeyiyim, hocasıyım; Muhterem Kurt, Abdulbaki Öztürk, Hayati Koca, Selim Sağır gibi isimler yeterlidir umarım. Arzu edilirse bu liste uzar gider.

İmdi şöyle diyelim; adaletin kestiği parmak acımaz. Devlete olan güvenimizde asla sıkıntı yoktur. Mesele makamları işkâl edenlerin ne zaman o makamlara getirildikleri, alelacele yenilendikleri ve birilerinin hala suyu bulandırdığını ifade edelim. Masum Anadolu yiğitlerinin, analarının, bacılarının, babalarının, eşlerinin, çocuklarının ve yakın dostlarının daha fazla eziyet çekmemesi için ciddi boyutlarda araştırmalara, soruşturmalara ihtiyacı vardır bu tür konuların.

Ali Adıgüzel vb. mağdurların bir an evvel makamlarına, görevlerine, memuriyetlerine döndürülmesinde büyük faydalar görmekteyim. Bir başka isme de dikkatleri çekmek istiyorum; Yunus Emre Küçük, Trabzon İl Müftülüğü Şube Müdürü iken haksızlığa uğramış, zemmedilmiş ve görevinden el çektirilmiştir. Oysa bu kıymetli kardeşim Yunus Emre’nin Tudeys Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş’e hakaretten bir (1) yılı aşkın süredir devam eden davası varken fetö teröristleriyle nasıl aynı kefeye konulabiliyor? Bu soruyu soruyorum çünkü bunların aklanıp paklanması ve görevlerine iade edilerek toplum içindeki saygınlıklarının geri verilmesi elzemdir-gereklidir. Yunus Emre Küçük Kardeşim de tıpkı Ali Adıgüzel gibi Milli Görüşçüdür.

Şimdi dikkat etme zamanıdır. Biz yalnızca meselenin hassasiyetine binaen hatırlatma görevinde bulunuyoruz. Devletimizin asaletine, adaletine, hassasiyetine olan güvenimiz nettir, asla sarsılmaz. Anlaşılan odur ki tetkik doğru yapılmaz ise mağduriyetler daha da büyüyecektir. Haksızlık karşısında susmamamız gerektiği için yetkili kardeşlerimizi uyarmayı görev bildim vesselam.

1 Eylül 2016 – İstanbul

MERCEKHABER GAZETESİ.COM ÖZEL

Etiketler:
Share
3975 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

GENÇLERİMİZİ FETÖCÜ KUMPASA YEDİRMEYİZ” için 2 Yorum

  1. mehmet zengin : diyor ki:

    Azizim benim adımı vermeyi unutmuşsun!! Teessüf ediyorum..! Terörle ve teröristle mücadelede ayırım olmaz. FETÖ’nün üstüne giderken PKK ve diğer terör örgütlerinin de üstüne aynı oranda gidilmeli. Bu yapılırken masum vatan evlatlarını da mağdur edilmemeli. Buna azami dikkat edilmelidir.

  2. Bir kul : diyor ki:

    Yunus Emre KÜÇÜK’ün Fetöcüleri eskiden buyana sevmediğini herkes bilir. İyi bir yöneticimidir derseniz, hayır değildir, ancak fetöcü veya vatan haini asla değildir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM..

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM.. İbrâhim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara, “Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yuh olsun! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?” diye seslendi. Buna karşılık kavminin önde gelen zalimleri: “..’Eğer bir şey yapacaksanız, İbrâhim’i ateşe atıp yakın, böylece ilahlarınıza yardım edin!’ dediler.” Böylece zalimler Hz. İbrâhim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar...
  • Milletin Akıl ve Feraseti Darbeye Dur Dedi

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Akıl, düşünme, muhakeme ve doğruyu yanlıştan ayırma melekesi olmakla beraber, bunun fert olarak herkeste aynı olması gerekmez. Burada esas olan aklı iyi ve yerinde kullanabilmektir. Bu da aynı zamanda bir metot ve yöntem bilim işidir.   Akıl, ister Descartes’in dediği gibi bazı fikirleri ister birlikte getirsin, isterse getirmesin; bu meleke eşya ile münasebetlere girdikçe yani tecrübe kazandıkça gelişir; muhteva kazanır. Mühim olan bu muhtevayı nasıl ve nereden kazandığıdır. Aklın çalışması, zihnin faaliyeti demektir. Zihnin çalışma...
  • ŞİKE MEDYAYA DÜŞTÜ “Urfaspor’a yapılan haksızlığın bedeli ödenmeli”…

    21 Temmuz 2017 HABER ÖZEL, KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, Şanlıurfa, SÜRMANŞET

    Spor bir moral, bir beraberlik, bir milli duruş ve dayanışma kültürüdür. Şanlıurfa nın 1969 dan bu yana profesyonel futbol liglerinde oynayan futbol takımı Urfaspor, maalesef uzun yıllardır siyasi entrikalara ve ikballere alet ve kurban edilmektedir. Spor bedensel fonksiyonlara kolaylık ve sağlığa zindelik ve enerji katan, kural ve centilmenlikle bütünleşmiş hareketler organizasyonudur. Şanlıurfaspor 2016-17 dönemi Futbol Federasyonu lig maçlarında istenilen başarıları elde edememesine rağmen, yinede Şanlıurfa halkı tarafından sevgi ve...
  • BİNDİRİLMEDİĞİ TRENE MAKİNİST OLDU

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile tanışıklığımız, Şanlıurfa SSK Başhekimliği döneminde başarılı hizmetlere imza attığı yaklaşık 20 yıl öncesine dayanır. Anadolu Ajansı’ndan 1998 yılında emekli olduktan sonra Şanlıurfa’ya dönüp çıkardığımız yerel gazetede Fakıbaba’nın güzel çalışmalarını sık sık kamuoyuna duyurduk. 2004 yılında AK Parti’nin Şanlıurfa Belediye Başkan adayı olduğunda da yine Fakıbaba’nın yanındaydık. O zamanlar aramızdan su sızmıyordu. Ta ki belediye başkanı seçildikten sonra bir köşe yazarımızın yaptığı el...
UA-36507442-2