logo

reklam

FİNCANCI KATIRLARI


facebooktwitter
Necdet Cemal OCAK
ncocak@gmail.com

Uzaydan biri geldi ve cinsel istismar ile ilgili bir taslak metin sundu. İktidarın bu konu ile alakası yoktu.

Kimimiz savunduk, kimimiz karşı çıktık. Karşı çıkan neye karşı çıktı, savunan neyi savundu? Sorun, iktidarın düşündüğünü sandığımız mağduriyetle, hazırlanan teklifin birbirine paralel olmamasında.

Biz, evet bir mağduriyet var, bu sorun çözülmeli dedik. Geleneğimizde olan, töremizde olan ve yanlış olan bir uygulama nedeni ile mağdur olan insanlardan söz ediyoruz.

Küçük yaşta evlendirilmiş çocuklar şimdi büyümüşler. Çocukları olmuş. Evlilikleri kendi ifadelerine göre yolunda gidiyor, bir sorunları yok. Sorunları yok ama fiil kanuna göre suç sayılıyor. Suç sayıldığı için kanuna göre ceza verilmiş hapse atılmış.

Geride kalan eş ve çocuklar elbette mağdur olmuştur. İşte giderilmesi gereken mağduriyet budur. Hem mağduriyet giderilmeli hem de tekrar benzer mağduriyet yaratılmaması için tedbir alınmalı. Bu konuda iktidarın hazırladığı teklife bakalım.

“Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zaman aşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suçtan azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir” 

Sözünü ettiğimiz mağduriyetin giderilmesi için böyle bir metin son derece kafa karıştırıcı. Hâlbuki biz, önceki yıllarda olmuş, bitmiş bir yanlıştan dolayı mağdur olanlardan bahsediyoruz. Ama bu metin iktidar karşıtlarının eline koz veren bir metin.

Bu evliliklerde istismar yoktur. Cebir, tehdit yoktur. Zaten aileler de devrededir. Belki çocuğun rızası da alınmıştır. Dikkat ederseniz çocuğun rızası diyorum. Eğer çocuk diyorsak, o zaman hangi rızadan bahsediyoruz?

Bu konuda yazdığım mesajlar da:

-Bırakın 15-16 yaşındaki çocuğun rızasından bahsetmeyi, reşit olma yaşını bile 20 yapmak lazım.18-19 yaşında çocuğu olanlar ne dediğimi anlar.

– Eğitimin durumu ortada. Yaş değil önemli olan bilinçtir. Yetişkinlerin bile bilinçsiz olduğu toplumda 15 yaşındaki çocuğun bilinçli olması…

– Evlilikleri de normal giderken kurtarıcıları tarafından mağdur ediliyorlar. Meseleyi böyle çözmek yerine önleyici tedbir almak lazım değil mi?

– ” küçük yaşta evlilik ebeveynlerin izni ile yapıldığına göre onlara bu kadar ağır olmayan bir ceza verilebilir” Önleyici tedbir olur.

– Sorunun çözümü: Bu konudaki kanunların engelini kaldırmak için böyle bir metin yerine, direk mağduriyeti ifade eder metin hazırlanmalı.

– “Ben yaptım oldu” demek olmaz. Muhalefetin ve STK’ların kafasındaki soru işaretlerini giderecek yeni bir metin gerek.

Tabi bizim sesimiz gerekli yerlere gitmiyor. “Muhafazakâr medya” bahsettiğimiz mağduriyeti değil, hazırlanan metni hararetle savunduğu için konu mecrasından şaştı.

“Küçük yaşta evlendirilmiş, şu anda evliliği normal giden, babanın hapse girmesi ile mağdur olacak çocukların varlığı nedeni ile bir defaya mahsus olmak üzere…” diye başlayan bir metin hazırlamak çok mu zordu?

İçinde eklenen “istismar, suçun işlenmesine karışanlar”  diye gereksiz sözler, insanları elbette kuşkulandırır. Suçu, suç olmaktan çıkarırsan haliyle “suça karışanlar” da ortadan kalkar.

Sonuç olarak, bu mağduriyetleri gidermek için, nokta atışı yapılarak, sadece mağdur olanları işaret eden yeni bir metin hazırlanmalı. Bu fiilin bundan böyle devam etmemesi için de keskin tedbirler alınmalı.

Neyse ki STK’ların baskısı ile uzaylının sunduğu teklif iktidar tarafından kabul gördü de yanlıştan dönüldü. Adalet Bakanı onun için STK’lara, emeği geçenlere teşekkür etti sanırım. Peki, fincancı katırlarının ürkütüldüğüne değdi mi?

23.11.2016

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
637 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MÜNAFIKLIK-İKİYÜZLÜLÜK..

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kur’an’da “mü’minler, müslümanlar, mücâhidler, sâdıklar, sâlihler…” vb. tabiri caizse “yağlı ballı” nitelemeleri üzerimizi almaya pek bayılırız da… “Yahudiler, Hristıyanlar, münâfıklar, akılsızlar, fikirsizler, kafasızlar, sefihler (beyinsizler), sağırlar, körler, dilsizler, kitap yüklü eşekler, dilini sarkıtan köpekler, Hamanlar, Karunlar, Hahamlar, Ruhbanlar” vb. sıfat ve nitelemeleri duyunca arkamıza bakınırız… Kesin bizden bahsetmiyordur! Bunları Kurtlar Vadisi’nde “Çakır” rolü üzerine yapışıp kalan dizi oyuncusu gibi (ki kurtulmak...
  • Yağ,sevgi yağışım, yağ!

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dəli    külək    əsir .  Yağmur    öz    həzin    nəğməsini    damla - damla ürəyimin    hər    döyüntüsünə   köçürür .  Narın    damlaların    altında düşüncələrim ,  sanki    cilalanır , ruhum   rahatlıq    tapır .  Rüzgarları , yağmurları , bir   də   dənizi   çox   sevirəm . Yağmurlu    yollarda    adlaya - adlaya   yenə   də    ürəyim   SƏNİNLƏ həmsöhbət    olub .  Yenə   qəlbimdəki    təmiz    sevginin    al   şəfəqlərinə boyanıb,  həsrətli    yollarda    azıb    qalan   gözlərim .  Yollar ,  bəlkə  də SƏNİ    gözləməkdən     yorul...
  • KATAR, ORTADOĞU’NUN SARI ÖKÜZÜ OLMADI

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları. Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye. Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları. Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı. “Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor” demiş aslanlardan birisi. “Evet” diye tasdik etmiş diğerleri. “Nereye gideriz” diye düşünürlerken “Bir dakika” diye bir ses duymuşlar gerilerden. Herkes...
  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
UA-36507442-2