logo

FETÖ ŞERRİNDEN HAYR ÇIKTI


facebook
Müslüm AKTÜRK
muslumakturk@hotmail.com

“Peygamber Ocağı” ordumuzun içine çöreklenmiş FETÖ’cü bir grup hainin, 15 Temmuz’da kalkıştığı darbe girişiminin üzerinden haftalar geçmesine rağmen bana hala rüya gibi geliyor…

Hala anlamakta güçlük çekiyorum…

İnanılır gibi değil; kendi silahımızla, tankımızla, uçak ve helikopterimizle vurulduk. 240 şehit verene kadar, hem de defalarca…

Böylesine bir ihanet karşısında üzülmemek, sinirlenmemek mümkün değil ama!

Sakin bir kafa ile düşünüldüğünde, “Belki de böyle bir süreci iyi ki ‘şimdi’ yaşamışız” diyesi geliyor insanın…

Bu çete, daha doğrusu bu çeteyi kullanan “küresel üst akıl”, bu sinsi planını 10 yıl sonra gerçekleştirmiş olsaydı Türkiye’nin hali ne olurdu acaba?

Gerçekten sadece ülkemizi değil, Türkiye’den medet uman çeşitli ülkelerdeki Müslümanları Allah korumuş…

Devletin kılcal damarlarının bir bölümüne sızan bu canilerin sayısı, 10 yıl daha beklenilseydi tabii ki şimdikinden çok çok daha fazla olacaktı ve devlet belki de o zaman nefes alamayacak duruma gelecekti…

İÇ SAVAŞ ÇIKABİLİRDİ

15 Temmuz’dan bu yana gelişmelere baktığımda şahsen FETÖ’nün şerrinden “hayr” çıktığına inanıyorum.

Şayet, darbeciler bu hain girişimlerinde başarılı olsalardı halk yine darbeye karşı çıkardı. Ancak bu defa şehit sayısı binleri, belki de on binleri bulabilirdi.

Emniyetin ve ordunun içinde yer alan darbe karşıtları da darbecilerle mücadeleye girişebileceğinden ülkenin bir iç savaşa gitme ihtimali çok yüksekti. Aynen Suriye’deki gibi; karışıklığa, ölümlere, insan hakkı ihlallerine müdahale etme bahanesiyle şer güçlerin ülkemize çöreklenmesi kaçınılmazdı. Böylece, Allah korusun, Irak’ta uygulanan “devleti bölme” planı gerçekleştirilebilirdi…

TEK VÜCUT OLDUK

Bakın bu şerrin bir hayrı da, toplumun yeniden birbiriyle kaynaşmasıyla görülmüştür. Siyasi sebepten dolayı halk son dönemde kutuplaşma sorunu yaşamaktaydı. 15 Temmuz darbe girişimi, halkın gönül bağını yeniden kurmasına vesile olmuştur.

Yenikapı’da düzenlenen Demokrasi ve Şehitler Mitingi, farklı düşüncedeki milyonları tek yürek halinde bir araya getirmiş ve sayısal anlamda dünya tarihine geçmiştir. 15 milyon nüfuslu bir kentte, Ağustos sıcağına, tatil dönemi rağmen 5 milyon kişi mitinge katılmış, milyonlarca insan da alana sığmadığı için geri dönmüştür. 2-3 milyon vatandaşın geri döndüğü kabul edilirse İstanbul’da yaşayan nüfusun yarısı miting davetine icabet etmiştir. Bir başka ifadeyle; Türkiye’nin yüzde 10’u miting çağrısına olumlu yanıt vermiştir…

Böyle bir katılımı dünyanın hiçbir ülkesinde göremeyiz. Hiçbir ülke, her 10 vatandaşından birini aynı anda yaptığı bir toplantıya iştirak ettiremez.

15 Temmuz olmasaydı Türkiye’de de böyle bir birliktelik yaşanamazdı. Sayısal çoğunluktan daha önemli gelişmelere şahit olduk Yenikapı mitinginde. CHP’li şu vatandaşın sözleri bana çok anlamlı geldi: “İlk kez Erdoğan’a bu kadar yakın hissettim kendimi. Sevmeye başladım bile diyebilirim. O gün canlı yayında ‘Cumhurbaşkanımız’ ifadesini sahiplenmek için adım bekliyordum. Şu an ‘yalnız bir adam’ olduğuna karar verdim, aynı Atatürk gibi. Şimdi yalnız bırakamam o nedenle…”

BAHÇELİ’YE HELAL OLSUN

15 Temmuz akşamı darbe girişimi başladıktan hemen sonra AK Parti, tavrını net bir şekilde ortaya koyarken, “bir dik duruş da” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldi. Bazı partiler darbe girişiminin seyrine göre hareket ederek ilerleyen saatlere, “darbe girişiminin başarılı olunamayacağının anlaşılmasına” kadar sessiz kalırken MHP, ilk andan itibaren pozisyonunu belirledi ve ona göre de hareket etti. Bu nedenle Devlet Bahçeli’yi “devlet adamlığını” hakkıyla temsil ettiği için tebrik ediyor ve “helal olsun” diyoruz…

Share
471 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2