logo

EY ÜLKEMİN HER YAŞTAN GENCİ!


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

EY ÜLKEMİN HER YAŞTAN GENCİ!..
SİZE SESLENİYORUM.

EY ÜLKEMİN HER YAŞTAN GENCİ!..
SİZE SESLENİYORUM.
Rabbime şükür ki; ülkemin gücüne güç katan renkliliğini, güzelliğini bütün ömrüm boyunca çok yakından ve derinden yaşadım. Benim için, “benliğim için” büyük hikmetler taşıdığına inandığım bu, Anadolu’da karılış, mayalanış serüvenim sayesinde; “insanımı” tanıdım; yaşlımı, gencimi, kadınımı, çocuğumu tanıdım. Birçok dost, ağabey, kardeş tanıdım; tanışıklığımızı bir ömre yayabildiğimiz. Bu ülkeye âşık olan, bu ülkenin kardeşlik ve saadet hamurunu beraber karan yiğit yürekleri tanıdım. Bizlere anlatabilmek için “vatan için ölmek de var, fakat borcun yaşamaktır” düsturunu ninnisine, türküsüne, işlemesine, öğüdüne işleyen cesur anaları; bu düsturun yanında “evladına helal lokma taşımak” için, gece gündüz sükût ve vakar içinde işine, ekmeğine, ailesine, devletine sarılan yiğit babaları tanıdım.

İlerlemiş yaşına rağmen gelini de eve ekmek getirsin büyük ve ince düşüncesi ile, torununa bakan ve gelinine “çalışmak ibadettir kızım, üzülme evinden çıkıp da işe gidiyorsun diye, sen ibadetin en kutsalını yapıyorsun” diyebilen ağzı dualı, eli öpülesi nineleri, kayınlığı bir tarafa atan yürekli “valideleri” tanıdım. Yine aynı şekilde, delikanlı yaşında (seksen doksan yaşında) “of bile demeden”, bu topraklar torunlara bereket ve serinlik getirsin, “güçlü bir otağ olsun” diye, uyandığı her seherde tarlasına, bahçesine bir tohum eken, bir ağaç fidanı diken, örnek ve çileli hayatı ile biz gençlere ibret olacak, “ülkemin kalesi, ölmez tarihi”, duasını ve hikmetli sözlerini her daim hasretle özlediğim dedeleri, gazileri “ihtiyar”ları tanıdım. BU ülke için yanan, bu ülke bu millet için çalışan, üreten mangal yürekli gençleri tanıdım.

Gençler ve her daim genç kalanlar, işte size bu “tanışmış” yürekle sesleniyorum:

Bu ülke büyük bir ülke, bu millet büyük bir millet. Bu devlet büyük bir devlet. Çanakkale’ye gidin, Dumlupınar’a gidin. Yetmez, Anadolu’yu adım adım gezin. Ninelerinize, dedelerinize, kardeşlerinize gidin. Onları yakından tanıyın. Onlara içtenlikle sarılın. Onları can kulağı ile dinleyin. Bu milleti ve bu devleti bir arada tutan “ruhu, gücü, rengi, hazineyi, yüreği, yiğitleri, tek bilek olmuş o güçlü elleri” iyi belleyin. Gençler, ülkenizi karış karış gezin. Edirneli genç, Hakkârili can yoldaşını sofrana buyur et. Vanlı kardeşim, Muğlalı kardeşini bir kahvaltına buyur et. Edin ki, sizin birliğinize, ağzınızın tadına, sarsılmaz inanç ve gücünüze tüm dünya bir daha, bir daha şahit olsun. Ülkemin dört bucağındaki gençler, Türkiye’nin Kalbi Ankara’ya hele bir gelin de “hasbuhal” edelim. Konuşalım, danışalım, tanışalım. Tarihimizi, bizi biz yapan değerleri hem iyi okuyalım, hem yedi düvele bir ağızdan haykıralım; hem de güçlü yarınları, güçlü renklerimizle hep beraber sağlamca yazalım. Uyanık ve farkında olduğumuzu cümle âleme anlatalım, gösterelim. Yeni ufuklara el ele yürüyelim. Tek bir ağız, tek bir yürek olalım.

Kendine gel, Ey Ülkemin her yaştan Genci! Ve ülkeni, milletini, tarihini, geleceğini ve kardeşini iyi tanı. İnsanını, ülkesini, toprağını iyi tanıyan ve çok seven bir genç kardeşiniz (genç yürekli büyüğünüz, anneniz, öğretmeniniz, ablanız, kardeşiniz) sesleniyor size. Unutmayın’ Biz kardeşiz. Ve biz “bizliği” bütün dünyaya öğretecek kadar büyük yürek taşıyoruz; büyük bir ülkede yaşıyoruz.

Yürekli Gençler! Şu günlerde oynanan oyunların hiçbirine kanmayınız. Okullarınıza, -tarihinizi ve geleceğinize ışık tutacak ilmî çalışmalara, güçlü kaynaklara*-, kardeşlerinize, alın teri döktüğünüz işlerin başına; nenelerinizin dedelerinizin dizinin dibinde oturarak onlardan hakikati öğrenmeye, yarınları yazmaya koşunuz. Unutmayın, biz o kadar büyük bir milletiz ki, Allah’ın izni ile tarihin hiçbir devrinde kuru gürültüye papuç bırakmadık; bundan sonra da bırakmayacağız. Zaman sağduyulu, yürekli, uyanık olma; kardeşliği görme, kardeşe, ülkeye ve yarınlara sahip çıkma zamanıdır. Bizde bu yürek ve bu basiret var!..

Biz” bu ülkeye ve bu millete, ülkemizin kardeşliğine, devletimizin gücüne inanıyoruz…

Share
234 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+3 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2